Bursa'nın suyu tehdit altında mı? (ÖZEL HABER)
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Sevim Yürüten, Bursa'nın su kaynaklarının amacına uygun kullanılmadığını, önümüzdeki yıllarda yeterli suyu bulma konusunda sıkıntı yaşanacağını belitti.
2022.06.14 08:41 - Son Güncellenme: 2022.06.14 10:08 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
GÜLİN ÖZDEMİR / BURSADA BUGÜN
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Sevim Yürüten, Bursa'nın su kaynaklarıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Bursa'nın su kriziyle karşı karşıya olduğunu ve bir an önce önlem alınması gerektiğinin altını çizen Başkan Yürüten, "Bursa'ya baktığımızda yaşamın vazgeçilmez unsurlarından biri olan su kaynakları; küresel ısınma, nüfus artışı, kentleşme gibi problemlerin tehdidi altındadır. Su için koruma-kullanma dengesi kurulamamış olması unutulmamalıdır. Sınırlı olan su kaynaklarının amacına uygun kullanılmaması ve bilinçsizce kirletilmesi ile üzerindeki baskıyı giderek arttırmaktadır. Marmara Bölgesi'nin güneydoğusunda yer alan Bursa nüfusu 2020 yılına göre 3 milyon 101 bin 833'dir (TÜİK). Bursa bu nüfus özellikleri ile Türkiye'nin dördüncü büyük kenti ve Marmara bölgesinin en kalabalık ikinci kenti olma özelliğini taşımaktadır. 2050 yılına gelindiğinde Bursa nüfusunun 5 milyon olması öngörülmektedir. İlimiz su ihtiyacının yüzde 46'sı Doğancı ve Nilüfer Barajlarından, yüzde 37'si muhtelif kuyulardan, yüzde 17'si ise kaynaklardan temin edilmektedir. Bursa merkezin mevcut durumda Doğancı Barajı, Nilüfer Barajı, Pınar Kaynakları ve Yeraltı suyu olmak üzere toplamda 218 x 106 m3/yıl su potansiyeli bulunmaktadır. Çınarcık Barajı'nın devreye girmesiyle birlikte bu rakam daha da artacaktır. Ancak iklim değişikliği kaynaklı yağışların azalması ve nüfusun artması sonucu ileriki yıllarda yeterli suyu bulma konusunda sıkıntı yaşayacağımız aşikardır. Bu sebeple Bursa il su kaynakların öncelikli Bursa halkı için rezerv edilmesi, mevcut su havzalarının korunması, su kayıp kaçaklarının azaltılması ve alternatif su kaynaklarına (Yağmursuyu Yönetimi, Gri Suyu Yeniden Kullanımı, Arıtılmış Suların Yeniden Kullanımı Vb.) ilişkin fizibilite çalışmalarının tamamlanması gerekmektedir. Yaşamamızın ve sağlıklı kalmamızın en temel ihtiyacı olan su kaynaklarının tümünü, bütün bu önemine rağmen saygısızca kirletiyor ve tüketiyoruz" şeklinde konuştu.

"NİLÜFER ÇAYI ATIK KANALINA DÖNÜŞTÜ"
Bursa'nın tarım ve sanayi şehri olması, yoğun göç alması nedeni ile gün geçtikçe su ihtiyacının arttığını ifade eden Başkan Yürüten, bu kullanım sonucunda da atık su oluştuğunu söyledi.
Yürüten, sözlerine şöyle devam etti; "Bu atık suların da alıcı ortamlara deşarj edilmeden önce doğru yöntemlerle arıtımı önem arz etmektedir. Maalesef Bursa'mızın önemli bir çevre sorunu olan Nilüfer Çayı ve kolları, çeşitli yerlerdeki evsel, endüstriyel ve tarımsal atıklardan kaynaklanan organik ve inorganik kirleticiler ile kirletilmektedir. Yoğun nüfusu ve binlerce sanayi tesisi barındıran bölge, Çay'ın başlıca kirlilik kaynaklarını oluşturmaktır. Havzadaki noktasal kirleticiler, kentsel ve endüstriyel atık su deşarjlarıdır. Ayrıca, tarımsal faaliyetler (gübre ve böcek ilacı kullanımı), hayvancılık faaliyetleri, arazi kullanımı ve atmosferik taşınım havzadaki yaygın kirlilik kaynaklarıdır. Nilüfer Çayı Uludağ'ın güney yamaçlarından doğarak Bursa Ovası'na inmekte kentin içinden geçmekte ve Karacabey Boğazı'ndan Marmara Denizine dökülmektedir. Nilüfer Çayı'nı besleyen kollar üzerindeki çözünmüş oksijen neredeyse doymuş seviyelerde iken yukarıda saydığımız etkenlerden dolayı kirlenerek bu seviye oldukça düşmektedir. Bu durum doğal yaşamı doğrudan etkilemekte ve birçok canlı türlerinin yok olmasına sebep olmakta ve Nilüfer Çayı'nı özellikle yaz dönemlerinde bir atık kanalı haline dönüştürmektedir. Kimyasal Oksijen İhtiyacı, Toplam Azot ve Fosfor gibi organik kirleticilerin miktarları Marmara Denizi'ne dökülmeden artmaktadır. Bahsedilen kirleticilerin Marmara Denizi'nde sebep olduğu müsilaj problemini hep beraber yaşadık. Doğru zamanlama ve doğru tespitlerle denetlemeler yapılması ve deşarj standartları tekrar gözden geçirilmeli, kaçak deşarjlara son verilmeli ve arıtılan atık suların tekrar kullanımı konusunda çalışmalar hızlandırılmalıdır."