"Bursa'nın 1 yılı daha çöpe gitti!"
Türk Eğitim - Sen Bursa Şube Başkanı Selçuk Türkoğlu, "Devlet geleneğinin, kamu adabı ile temayüllerinin saygının ve sevginin yerle bir olduğu bir süreçten geçmekteyiz" dedi.
2017.06.09 16:22 - Son Güncellenme: 2017.06.09 16:28 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
İLGİLİ VİDEO
Bursa'da 570 bin öğrenci karne sevinci yaşadı
Türk Eğitim-Sen Bursa 2 Nolu Şube Başkanı Selçuk Türkoğlu, 2016-2017 eğitim öğretim yılının sona ermesi ile ilgili "Bursa Milli Eğitimi dingonun ahırı mı? Bursa'nın 1 yılı daha çöpe gitti" konulu bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
Türkoğlu, "Bursa Milli Eğitiminde öyle bir yapı var ki kim memur, kim amir, kim şef belli değildir. Milli Eğitim Müdürü koltuğunda oturan kişi kendi adına dahi konuşamayan, varlığı ile yokluğu fark edilmeyen Bursa'da 30 bin eğitim çalışanlarının %80'inin adını bile bilmediği Bursa Milli Eğitim tarihine gelmiş geçmiş en silik İl Müdürüdür. Hal böyle iken, son birkaç hafta içerisinde yaşanan hadiseler örneğine rastlanmayacak cinsten bir uygulamadır. Geçtiğimiz haftalarda merkeze çekilen Veli Sarıkaya yerine Karaman eski Milli Eğitim Müdürü Asım Sultanoğlu'nun getirildiği konuşulmuş ancak uygulama gerçekleşmemişti. Anlaşılan o ki, siyasiler ile üst bürokratların konuyla alakalı tepişmesi devam etmektedir. Bursa'da ise vardiyalı müdürlük sistemine geçilmiş, gündüz koltukta Veli Sarıkaya oturmakta gece ise Turizm Otelcilik Uygulama Otelinde Asım Sultanoğlu Bursa Milli Eğitimi için görüşmeler yapmaktadır. Ayıptır, yazıktır, günahtır. Bursa Milli Eğitimi Dingo'nun Ahırı olmamalıdır" dedi.
ASIM SULTANOĞLU KİMDİR?
"Bursa'da ithal bürokrat geleneği Bursa Milli Eğitiminin yıllarının heba olmasına emeklerin boşa gitmesine neden olmaktadır. Bunun en son örneği Veli Sarıkaya vakasıdır" ifadelerini kullanan Türkoğlu, "Adı geçen Asım Sultanoğlu ise Karaman da görev yaptığı sürece tartışmaların odağında olmuş, yıpranmış, yorulmuş bir nevi Karaman onu kovmuş, o Karaman'dan kaçmış, Kahramanmaraş'a tayin olmuş, Kahramanmaraş'ta kendisini istemediği için Bursa'ya layık görülmüş birisidir. En son Karaman'daki çocuk tecavüzlerinin aydınlatılmasın da gösterdiği üsttün başarıdan dolayı mı Bursa ile ödüllendirilmektedir? 600 bin öğrenci, 30 bin eğitim çalışanı olan Bursa bu muameleyi hak etmekte midir? Bursa'da görev yapan 30 bin eğitim çalışanı içerisinde Milli Eğitimi yönetecek bir kişi yok mudur?" sorularını gündeme taşıdı.
Türkoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
"Malum koltuk kavgaları devam ederken 3 yıldır varlığı gözükmeyen Veli Sarıkaya lütfedip bir kısım basına 3 yılı değerlendiren bir rapor göndermiştir. Kameralar karşısına çıkacak cesareti olmadığından yazılı yapılan açıklama da aslında 3 yıl boyunca dişe dokunur, kayda değer, hiçbir orijinal çalışma yapılmadığını ortaya koymaktadır.
Kamuoyuna sunulan raporda 110 yeni okul yapıldığından bahsedilmekte gerçekte ise yarısı bile yapılmamış, bir kısmı ise zaten KHK ile el konulan kurumdur.
YGS, TEOG ve YLS sonuçları ile ilgili bir başarıdan bahsedilse de ortada ne bir belge nede istatistik vardır.
Proje diye ortaya sunulan onlarca madde tam bir komedi olup nerede ise okulların sabah ve akşam açılıp kapanması dahi faaliyet raporuna yazılmıştır.
"BURSA'DA EĞİTİM-ÖĞRETİM YOKTUR! YASAK SAVMA VARDIR"
2016-2017 eğitim-öğretim yılı Bursa açısından geçmiş yıllarda olduğu gibi başarısızlık, hukuksuzluk, dönüşüm rezaleti, TEOG skandalı, plansızlık, ideolojik kadrolaşma ve nihayetinde koskocaman bir kaos yılı olarak geçmiştir. Ortada Bursa Milli eğitimi adına gözle görülür, kayda değer hiçbir başarı yoktur. Merak edenler geriye doğru gazete arşivlerini inceleyebilir.
"İMAM HATİP DÖNÜŞÜMLERİ GERÇEKÇİ VE İYİ NİYETLİ DEĞİLDİR! BU ZİHNİYETİN 28 ŞUBATÇILARDAN FARKI KALMAMIŞTIR"
Eğitim, tarihte hiç bu kadar siyasetin ve ucuz politik çıkarların aracı olmamıştı. Öyle ki 28 Şubat dönemindeki ideolojik, darbeci yaklaşım ile bugün ki milli eğitim uygulamaları arasında aslında hiçbir fark kalmamıştır.
İnsanları tek tipleştiren, farklılıkları yok sayan, tercihlere saygısız, kendinden olmayanı ötekileştiren bir zihniyetle karşı karşıyayız.
Bütün okulları imam hatipleştirerek aslında hedefin öğrenci yetiştirmek değil SEÇMEN YETİŞTİRMEK olduğu gün gibi ortaya çıkmıştır.
3 yıl öncesine göre neredeyse 5 katına yaklaşan imam hatip sayımız aslında tercih edilmemesine rağmen zorunlu olarak dayatılmaktadır. Bu duruma kılıf uydurmak için sözde bilimsellikten uzak anketler yapılmakta ve dönüşüm hızla devam etmektedir. Bu durum ise beraberinde hem kaliteyi düşürmekte hem de insanların eğitim haklarını elinden almaktadır.
İnsanların ellerinden eğitim haklarını ve geleceklerini çalmak anlamına gelen okul dönüşümleri gerçekçi bir ihtiyaç analizi ile ortaya konulmalıdır. Sene başında Anadolu liselerinin taban puanları ile imam hatip liselerinin taban puanları karşılaştırıldığında gerçek tercihin ne olduğu ortaya çıkacaktı.
"KARNE SADECE ÇOCUĞUN DEĞİL AYNI ZAMANDA VELİNİN BELGESİDİR"
Karne başarının tek göstergesi değildir. Karne, bir eğitim ve öğretim dönemi sonunda öğrenciye gösterilen bir kısım derslerden elde ettiği başarı durumunun göstergesi olarak kabul edilir. Karne günleri öğrencilik hayatının en önemli günlerinden biridir. Bir kısım öğrenciler için sevinç ve gurur kaynağı olan bu gün, bazı öğrenciler içinse üzüntü ve kaygı sebebi olabiliyor. Karne günlerinin korkulu rüya olmasında, ailelerin karneye belki de gereğinden fazla anlam yüklemeleri etkilidir. Karneyi başarının tek göstergesi kabul etme anlayışı, karne günlerini hem aile hem de çocuk için stresli hale getiriyor. Her karne dönemi sonunda bazı ailelerde yaşanan karne gerginliği, izleri ömür boyunca silinmeyecek yanlışlara yol açabiliyor. Öncelikle soğukkanlı ve sakin olunmalı. Ailenin karneyi değerlendirirken takınacağı tavrın, çocuğun daha sonraki okul başarısını etkileyeceği unutulmamalı. Karnedeki iyi notlar da görülmeli, sadece kötü notlara odaklanıp diğerleri görmezlikten gelinmemelidir."
