'Bursa' markasını dünya tanımıyor(ÖZEL HABER)
Hastavuk'un Genel Müdürü Şahin Aydemir, Japonya'ya ihracat yapan tek firma olduklarını dile getirirken, "Bursa'dan çıkan marka dünyaya açılmış durumda. Ancak tek eksiğimiz bunu yeterince lanse edememek" dedi. Aydemir ayrıca 2030 yılından itibaren Türkiye'nin ciddi anlamda su sıkıntısı çekeceğini söyledi.
2018.12.26 08:18 - Son Güncellenme: 2018.12.26 08:47 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
HABERMERKEZİ/BURSADABUGÜN
Türkiye'nin en büyük yerel internet portalı BursadaBugün bünyesinde 94.2 frekansında faaliyet gösteren Radyo BursadaBugün'de M.Ali Ekmekçi'nin sunduğu Sohbet Odası'na konuk olan Şahin Aydemir, 2003'ten beri genel müdür olmak üzere 25 yıldır Hastavuk'ta görev yaptığını söyledi. Hastavuk'un 1972 yılında kurulduğunu kaydeden Aydemir, " 'Bursa'dan bir dünya markası çıkar mı?' diye bundan 10 yıl 12 yıl önce seminer vermeye gelen bir yabancı vardı. Ben o zaman dedim ki, 'Bursa'da zaten dünyaya mal olmuş dünya markaları var, biz yeter ki onu doğru lanse edelim'. Sedat Sırrı Sezer ve İsmail Hakkı Yılmaz'ın ortaklığıyla kurulmuş. Öncesinde yem sektörüyle başlamış. Daha sonra Türkiye'nin ihtiyacı olduğu için damızlık civciv üretimine geçmiş. O tarihlerde Türkiye'de damızlık civciv ihtiyacı var ve bu konuda çok ciddi bir boşluk var. Bu boşluğu doldurmak için pazara girmişler ve dünyadan en iyi ırkları gerek yumurtacı gerek etçi ırkları olmak üzere getirerek üretime başlamışlar. Sektörün ciddi bir açığını kapatarak, ülkemize ciddi bir değer kazandırmışlar" dedi.
TÜKETİCİLER DENETLEMEYE GELSİN
Azerbaycan'dan Tiran'a kadar karayoluyla canlı civciv sevkedebilen, uçakla Ortadoğu'nun her noktasınabir günlük canlı civciv götüren ve Dünya Mükemmellik Ödülü'nü üç defa sektöründe Türkiye'ye getiren bir firma olduklarını ifade eden Hastavuk Genel Müdürü, "2012 yılından sonra da beyaz et işine de girmeye karar verdik. 'Ne yediğini bilmeli insan' diye bir felsefemiz var. Onun için de bütün tüketicileri, gelip işletmemizi denetlemeye davet ediyoruz. Sağlıklı hayvansal protein kaynağı üretiyoruz. Bunu üretirken bir defa biyo-güvenlik ve hijyen çok önemli. Sağlıklı hayvanın eti helaldir. Tüketicilerimize sıfır kan ve sıfır su olan bir et sunuyoruz. Gelecekte daha hazır, daha kolay pişebilecek, daha zahmetsiz şekilde yemek yemeğe doğru giden bir süreç var" ifadelerini kullandı.
BREZİLYA'DA 350 DOLAR, BİZDE 35 KURUŞ DEVLET DESTEĞİ
Hastavuk'un rekabeti iki yönlü yaşadığına dikkat çeken Aydemir, "28 ülkeye ihracat yapıyoruz ve dünyada bu pazarı domine etmiş 41 milyar dolarlık beyaz et pazarı var. Bu pazarda Brezilya, Amerika, Arjantin gibi büyük devler var. Brezilya'nın ton başına 350 dolar ihracatta devlet desteği olmasına rağmen - bizde destek 35 kuruş- yarışıyoruz. Ne mutlu ki kalite olarak onları geçmiş durumdayız. Kendimizi "beş yıldızlı butik otel" diye tanımlıyorum ben. 'Kaliteden taviz vereceğimize işimizi bırakalım' diyoruz. Kendi çocuğuma yedirmediğim hiçbir ürünü pazara sunmam" dedi.
PATLAMIŞ MISIR DARPHANESİ
Hastavuk'un sosyal sorumluluk projelerine de değinen Şahin Aydemir, "Hacivat Karagöz'ü sinema perdesinde canlı interaktif biçimde çocuklarımızla buluşturmaya başladık. Her cumartesi Tayyare Kültür Merkezi'nde ücretsiz olarak buna katılabilir. Bir diğer önemli değerimiz "yeşilimiz". Ticaret hayatımızda da yarınları düşünürüz. Türkiye'deki bütün bayilerimizle beraber dünya'nın Anuga ile birlikte en büyük gıda fuarı olan Dubai'deki "Gulfood'a" gittik. Patlamış mısır satan bir adam var 4 milyar dolar ciro yapıyor. Tavuk pençesi satan adamın yıllık cirosu ortalama 10 milyar dolar" dedi.
SU TEHLİKESİ ALARM VERİYOR
Son dönemde uzun zamandır Japonya'ya ihracat için uğraş verdiklerini kaydeden Aydemir şu ifadeleri kullandı: "Kişi başı yıllık 54 kilogram yıllık tavuk eti tüketimleri var. Şu anda Türkiye'den son derece sağlıklı biçimde Japonya'ya ihracat yapıyoruz. Türkiye'den bu ülkeye ihracat yapabilen tek firmayız. Bursa farklı şehirlerden göç alan bir şehir olmasına rağmen, çok ciddi kendi içerisinde kendi değerlerine sahiptir. İki marka arasında tereddütte kalırsa mutlaka Bursa markasını seçer. Türk insanı olarak eti seven bir toplumuz ama imkânlar ve ekonomik kaynaklar, o ete ulaşmamızı engellemiş. Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkeyiz. Yine de yerince balık tüketemiyoruz. Gerek maliyetinden gerek o alışkanlığa sahip olmamamızdan kaynaklı. Bu anlamda en kolay ulaştığımız besin ise tavuk. Bugün 1 kilogram kırmızı et için ortaya çıkan karbon salınımı beyaz et için ortaya çıkan karbon salınımından 7 kat daha fazla. İleride su petrolden bile daha değerli olacak. Aslında Türkiye su zengini bir ülke değildir. 2030'larda su sıkıntısı çekecek ülkelerden biriyiz. 1 kilogram tavuk eti üretebilmek için ürettiğiniz su miktarı, 1 kilogram kırmızı et için ürettiğiniz su miktarından çok daha azdır. Et için 156 kilogram su tüketirken, tavuk için 37 litre su tüketirsiniz. Buna bakınca da gelecekteki kaynakları doğru kullanmak ve çevremize de faydalı olmak istiyorsak tavuğu tercih etmemiz gerekir. Çocuklarımıza bir gelecek borçluysak, bunu da düşünmek zorundayız. Bugün herhangi bir kanalda ya da televizyonda birisi çıkıp bir şeyler söylediğinde sadece onun söylediklerine anlatımına bakmasın. Hemen internetten doğruluğunu araştırsın."
Kuş gribiyle ilgili düşüncelerini de paylaşan Hastavuk Genel Müdürü Aydemir, "2005 yılında insana bulaşma gibi bir durumu da olmamasına rağmen 13 milyon tavuğu itilaf ettik. Gıda teröristleri dediğimiz kişiler, sağlıklı gıdayla ilgili korku empoze ediyor" dedi.