Bursa İnegazi'de 10 yıllık direniş: Çimento fabrikası istemiyoruz!
Nilüfer ilçesine bağlı İnegazi Mahallesi'nde tarım arazisi üzerine kurulması planlanan çimento fabrikasına itiraz eden köylüler bir araya gelerek basın açıklaması yaptı.
2022.10.30 19:05 - Son Güncellenme: 2022.10.30 20:04 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
İLGİLİ VİDEO
Bursa İnegazi'de 10 yıllık direniş: Çimento fabrikası istemiyoruz!
FADİME NİSA SAYAR / BURSADA BUGÜN
Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) öncülüğünde düzenlenen basın açıklamasına İnegazili köylülerin yanı sıra çevre köylerden muhtarlar, sivil toplum örgütü temsilcileri ve akademisyenler de katıldı.

Açıklama sırasında köylüler tarafından "Çimento fabrikası istemiyoruz" sloganı atıldı; "Çilek, fasulye, süt bize yeter. İnegazi'nin yok olmasını istemiyoruz!", "Ormanıma dokunma", "İnegazi'yi şirkete teslim etmiyoruz", "Doğa talanına hayır" yazılı dövizler taşındı.

2012 yılından bu yana devam eden süreci anlatan DOĞADER Yönetim Kurulu Üyesi Murat Demir, başta ÇED raporu ve diğer yetki belgeleri hazırlanmadan ilgili firmanın araziye bir konteyner inşa ettiğini aktardı.

"10 YIL GEÇİNCE KÖYLÜ UNUTTU ZANNEDİYORLAR"
Fabrika yapılması planlanan arazinin birinci sınıf tarım toprağı olduğunu ve köylülerle birlikte fabrika yapılmaması için mücadele etmeye devam edeceklerini vurgulayan Demir, süreci şöyle anlattı;
"2012 yılında burada usulsüzce, yalan dolanla arsalar toplandı. Çimento fabrikası yapacaklarını inkar ederek topladılar. Arkasından gördük ki burada çimento fabrikası yapmak istiyorlar. 2012'de vermiş olduğumuz hukuksal mücadeleyle bu süreci hep beraber engelledik. Aradan geçen 10 yıl son bu şirket yine yalan dolanla bu süreci tekrar başlattı. Onlar zannediyor ki 10 yıl geçti, köylüler artık bu süreci unuttu ve çimento fabrikasına izin verileceğini zannediyorlar. 10 yıl önce neyse bugün de o, bu güzelim doğal yapı ve ormanlık alan içerisinde çimento fabrikası istemiyoruz."

"BİRİNCİ SINIF TARIM ARAZİSİNİ YEDİNCİ SINIF GÖSTERDİLER"
"Bölgeyi görüyorsunuz, her taraf meşe ormanı. Burası birinci sınıf tarım toprağı, bu yalancı dolancı firma bu topraklar için yedinci sınıf tarım toprağı diye rapor aldırdı. Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimleri bölümüne yaptırmış olduğumuz analizde buranın birinci sınıf toprak olduğunu kanıtladık.
Bursa'da şehrin içinde 19 tane sanayi bölgesi var. Hemen aşağıda Çalı sanayisi, Kayapa sanayisi, Hasanağa sanayisi var. Bölgenin etrafı taş ve maden ocaklarıyla zaten işgal edilmiş. Zaten talan edilmiş. Son kalan parçayı da çimento fabrikasına feda etmek istiyorlar. Ama bizler buna müsaade etmeyeceğiz. Bu mücadele 10 yıl daha sürse bizler burada doğamızı, suyumuzu, havamızı, köylümüzü, insanımızı savunmaya devam edeceğiz."

"BU OLAY TÜM NİLÜFER'İ VE BURSA'YI İLGİLENDİRİYOR"
İnegazi Mahallesi Muhtarı Nurettin Aydın ise başta çevre köyler olmak üzere Nilüfer ilçesi ve Bursa genelini etkileyecek olan çimento fabrikası kararına karşı kamuoyundan destek istedi;
"Tek de kalsak çok da kalsak biz direneceğiz. Bu direnişte Nilüfer'in diğer çevre köylerinden biraz eksiklik hissettim. Bu, tüm Nilüfer'i ve Bursa'yı ilgilendiren kötü bir olay. Destek verenlere sonuna kadar teşekkür ediyoruz, sonuna kadar direneceğiz. Biz çimentoyu burada istemiyoruz, üretim yapmak, çilek üretmek, doğal yaşamak istiyoruz."

"BURADAN 50-60 DÖNÜM YER ALIRSAK DEVLET BİZİM VERGİ BORCUMUZU AFFEDECEK"
Fabrika kurulması planlanan alan içerisinde arazisi bulunan ve 2012 yılından bu yana arazisini satmadığını belirten Ünal Aydoğdu ise olayın geçmişini şöyle aktardı;
"2012 yılında buraya yer toplamaya geldiler. O zaman sorduk, ne için topluyorsunuz bu yerleri diye. 'Devlete yüklü miktarda vergi borcumuz var, biz buradan 50-60 dönüm yer alırsak devlet bizim vergi borcumuzu affedecek' dediler. Fakat o arada 3-5 kişinin yerini topladılar. Biz sonradan öğrendik çimento fabrikası kurulacağını. Mahkemeye verdik fakat gidip kendi yerlerine özel imar çıkardılar, kanuna aykırı, hukuksuz bir şekilde. 2012 yılından beri mahkemeler sürüyor. Onlar burada kazandı, biz Ankara'da kararı bozdurduk sürekli. Fakat son zamanlarda ne yaptılarsa bunlar Yargıtay'da onaylattılar kararı.
Burada bizim İnegazi köyünün 2 bin dönüm arazisi var. Bu arazide birinci sınıf çilek, fasulye, meyve her şey yetişiyor. Fakat bunlar bu 2 bin dönüm araziyi yedinci sınıf tarım arazisi göstermişler. Verimli arazi olarak 3 kilometre ötedeki Atlas köyünde göstermişler. Hepsi dalavere. Buradan Sayın Cumhurbaşkanımıza, Çevre (Şehircilik ve İklim) Bakanımıza sesleniyorum. Bir an önce bu işe el atmasını ve bu köylüyü yerinden etmemesini istiyorum. Yazık, günah, bu kadar verimli toprağımız yok olacak."

İNEGAZİ'NİN ÜRETİCİ KADINLARI: ÇİMENTO FABRİKASI DEĞİL, TARIM YAPMAK İSTİYORUZ
İnegazili kadınlar da konuya ilişkin itirazlarını dile getirdi. Üretici köylü kadınlar, "Biz zaten aşağıdaki taş ocağının tozunu çekiyoruz. Meyvelerimiz, her şeyimiz mahvoldu. Eskiden çileğimiz, fasulyemiz, buğdayımız, mısırımız oluyordu. Şimdi çoğu olmuyor. Çimento fabrikası olduğunda hiçbir şey olmaz artık. Biz çimento fabrikası istemiyoruz" ifadeleriyle tepkilerini bildirdi.

Öte yandan İnegazi köylülerinin basın açıklamasına katılarak destek veren Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alpaslan Türkkan da çimento fabrikası kurulmasının bölgeye olası etkilerini anlattı;
"Çimento fabrikaları, o bölgede yaşayan insanlar, ki bunun çapı 40 kilometre ve Bursa dahil, o insanlar ve buraya ulaşan yol boyunca trafiğe maruz kalan insanlar için büyük risk oluşturur. Başta akciğer kanseri, solunum sistemi hastalıkları, kalp hastalıkları ve diğer kan kanseri gibi hastalıkların temel nedenlerinden birisidir. Bunlar bizim bildiklerimiz. Bizim bilmediğimiz, adını bile duymadığımız ve çimento fabrikalarının bacasından çıkan o toz nedeniyle oluşabilen hastalıklar var. Bursa'nın doğusunda bir tane daha var ve sürekli çevreyi kirletiyorlar."

"GERÇEKTEN BU FABRİKAYA İHTİYACIMIZ VAR MI?"
"Ama asıl soru şu, gerçekten bu fabrikaya ihtiyacımız var mı? Bu fabrika ürettiği çimentoyu Türkiye'de mi kullanacak? Hayır, Avrupa'da en fazla çimento satan ülke Türkiye ve dünyada da ikinci sırada. Çimento üretirken çevreyi kirletiyor, halkı hasta hale getiriyor ve ürettiğimiz çimentoyu da gelişmiş ülkelerin kullanımına açıyoruz. Taşımızı toprağımızı çimentoya döndürüp satıyoruz. Bu doğru değil. İnegazililer sağlıkları için her zaman mücadeleye devam etmeli."

"GIDA VE İKLİM KRİZİ DİYORUZ..."
Basın açıklamasına katılarak İnegazililere destek veren Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Neslihan Binbaş ise gıda ve iklim krizine dikkat çekerek, tarım alanlarının sanayi bölgesi olarak yapılaşmaya açılmasını şu ifadelerle eleştirdi;
"Bu cennet vatan bizim. O yüzden biz bu cennet vatanın cehennem olmasına, köylülerimizin zehir solumasına izin vermeyeceğiz. Bursa'da 3 milyon kişi yaşıyor. Bakın gıda ve iklim krizi diyoruz. Bu coğrafyayı böyle taş ocaklarına, maden ocaklarına peşkeş çekerseler aç ve susuz kalırız, zehir soluruz. O yüzden güçlü ve kararlı bir şekilde yan yana olmak zorundayız. Biz her zaman buradayız."
