Bursa'da toplumu derinden etkileyen depremler unutulmuyor
İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi ve Bursa Teknik Üniversitesi'nin iş birliğiyle 17 Ağustos ve 6 Şubat depremlerine yönelik panel yapıldı.
2023.08.17 19:58 - Son Güncellenme: 2023.08.17 20:56 - Bursa Bölge - HÜSEYİN İZCİ
GÜLSÜN ARSLAN - HÜSEYİN İZCİ / BURSADA BUGÜN
Toplumu derinden etkileyen 17 Ağustos depremi ve 6 Şubat doğal afetleri kapsamında depreme yönelik duzenlenen panel, Bursa Akademik Odalar Birliği İMO Bursa Şubesinde gerçekleşiyor. Düzenlenen panele Bursa Mimarlar Odası Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek de katıldı.
Deprem konusunun ele alındığı panele Bursa Teknik Üniversitesi'nden Doç. Dr. Eyübhan Avcı ve Dr. Öğr. Üyesi Melih Sürmeli, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nden de Doç. Dr. Kamil Bekir Afacan konuşmacı olarak katıldı.
GEÇMİŞ DÖNEMLERDEKİ DEPREMLER İNCELENDİ
Doç Dr. Eyübhan Avcı'nın sunumuyla başlayan panel, daha sonra diğer konuşmacıların sunumlarıyla devam etti. Geçmiş dönemlerde meydana gelen depremlerin yarattığı etkiler ve hasarlar incelenirken, sebepleri ortaya koyuldu.
"ARTIK DEPREME ALIŞMAMIZ GEREKİYOR"
Doç. Dr. Eyüphan Avcı " Öncelikle İMO'ya böyle bir seminer düzenledikleri için teşekkür ederim. Malûm bugün 17 Ağustos ve 6 Şubat depreminde de ülkemiz büyük bir yıkıma uğradı. Dolayısıyla artık depreme alışmamız gerekiyor. Depremi en az hasarla atlatabilmek için hem devletin yönetimi hem de toplumun bilinçlenmesi ile daha dirençli şehirler oluşturmamız gerekiyor. Ülkemiz deprem acısından riskli fakat depremin nerede olacağından daha çok yapıların nasıl olduğunu sorgulamamız gerekiyor. Japonya'da insanlar depremle karşı karşıya kaldığında evlerinden ayrılmıyorlar çünkü binanın yapısının güvenilirliği itibariyle atlatıyorlar" dedi.

"EN ÖNEMLİ PROBLEMLERDEN BİRİSİ SIVILAŞMA"
Avcı , "6 Şubat'tan sonra on bir ilde de incelemelerde bulunduk. Halen gidip gözlemlerde bulunuyoruz. Dikkat ettigimiz konulardan biri en ağır hasarın olduğu yerler zeminin zayıf olduğu yerlerdi. Bunu da etkileyen belli faktörler var tabii ki. Depremden sonra yüzey kırığının yakından geçmesine rağmen binanın zemini hazır olduğu için çok daha az hasar yaşanıyor. Zemin özellikleri çok önemli. Zeminde karşılaşılan en önemli problemlerinizden birisi sıvılaşma. Çoğu ilde var fakat Bursa'da özellikle belli bölgelerimizde var" ifadelerini kullandı.
"TEMEL ZEMİNİ SIVILAŞMA SONUCU DAYANIKLILIĞINI KAYBEDİYOR"
Avcı, "Hatay'a gittiğimizde gözlemlerimize göre bazı bölgede zeminlerin sıvılaşma olduğunu gördük. Sıvılaşma kökenli hasar tipleriyle de karşılaşıyoruz. Deprem sonrası kum kaymalarına da rastladık. Hemen hemen her yeri gözlemledik ve bir tanesi kayalıkların arasında diğeri binaların çevresinden suyla beraber taşmış. Başka bir örnek olarak ise Hatay Iskenderun'da deprem sonrası yanal yayılmalar oluşmuştu. Temel zemini sıvılaşma sonucu dayanıklılığını kaybediyor. Zeminde taşıma gücünün yenilmesiyle birlikte bina da yan yatarak devrilmekte. Buradan özetle sıvılaşma kaynaklı bina hasarı oldukça görülmektedir. Bizim için zemin acısından en riskli yerlerden biri de Hatay'dan sonra Adıyaman'dır. Deprem Kahramanmaraş merkezli yaşanmasına rağmen Hatay ve Adıyaman' da hasar çok daha şiddetle hissedildi" şeklinde konuştu.

"KUM KAYMALARI, YANAL YAYILMAZ HATLARINI İNCELEDİK"
Avcı, "Onun dışında sıvılasmayla beraber daha pek çok nedenle bina hasarları oluşabiliyor. Bizler Hatay Iskenderunu gezdik. Ve nerelerde sıvılaşma veya sıvılaşabilir olduğunu gördük. Yine kum kaymaları, yanal yayılma hatlarını inceledik. Sıvılaşmanin dışında ikinci etki ise yumuşak zemindir. Yumuşak zemin uzun yapıların rezonansına yol açarak yer yüzeyi salınım periyodunu da artırabilmektedir. Yumuşak zeminlerde çok katlı yapılar varsa yumuşak zemini artırır ve yine yıkıma neden oluyor" dedim
"ZEMİN İYİLEŞTİRMEK BİZİM İÇİN ÖNEMLİ"
Avcı, "Zemin iyileştirmek bizim için önemli. Çünkü ilcelerimizde yapılarda sıvılaşma ve yumuşak zemini görebiliyoruz. Gezdiğimiz yerler arasında dış hastanesi, cami, inşaat mühendisi olan birinin evi, bir diğeri de mimar kişinin evi. Ve hepsi de sağlamdı. Burdan şunu anlayabiliriz ki deprem çürük binaları alıp götürdü. Zemin iyileştirilmesi yapılmış binalarda ne catlak ne de hasar var. Genel olarak gözlemlerimiz 1999 öncesi yapılan binalar yeni yönetmeliğe uygun olarak yapılmamış. Gerçekten düzgün iyileştirme yapılan binalarda minimum düzeyde hasar olduğunu gördük" ifadelerini kullandı.

"SIVILAŞMA TEHLİKELERİNİN GÖZDEN GEÇİRMEK GEREKİYOR"
Avcı, "Zemini iyileştirken sıvılaşma tehlikelerini gözden geçirmek gerekiyor. Sıvılaşma oluşsa bike hasarı en aza indirgeyecek yapısal tasarımlara gidilmesi ve sıvılaşma olmayacak şekilde zeminin iyileştirilmesi gibi iki grupta değerlendirebilir. Sıvılaşma kökenli hasarları önleme yöntemleri ise; kaldır ve değiştir, sahanın terk edilmesi, zemin iyileştirme ve yapısal tasarım olarak guruplandırabiliriz" dedi.

"ZEMİN BÜYÜMESİNİ SIVILAŞMAYI ÖNLEYECEK SAHA ÇALIŞMALARI YAPILMALI"
Avcı'nın konuşmasının ardından Doç. Dr. Kamil Bekir Afacan, "Ön üretimli binalarda yenilikçi kiriş-kolon birleşimleri" başlığı ile sunum gerçekleştirdi. Afacan, zemin sınıfı ve davranışı hakkında ayrıntılı bir anlatıda bulundu. Zemin cinslerinin, yapının dayanıklılığı acısından önem arz ettiğini söyleyen Afacan "Dinamiklik olarak binaların tasarımında bir sınıflandırma sistemi ile hareket etmemiz gerekiyor. Yönetmeliğin dediği, Bursa da deprem olduğunda 0,388'lik değer taşır. Tek katlı yapı varsa farklı birden fazla yapı varsa onun periyoduna göre planlama yapmalıyız. Mükemmel yapılar ve malzemeler kullansak bile zemin etkisinden kaynaklı hasar görebilir. Zemin büyümesini, sıvılaşmayı önleyecek saha çalışmaları yapılmalı. Bizim mühendislik olarak insanlığa sunmamız gereken problem budur. Fayın geçtiği bölgelere dikkat çekerek yapı denetimlerinin sağlanması en önemli husus" ifadelerini kullandı.
