Bursa'da meslek odaları ve sendikalar 1999 depremine özel açıklamada bulundu
17 Ağustos 1999 Gölcük depreminin 25. yıl dönümü sebebiyle Bursa'da meslek odaları ve sendikalar ortak basın açıklaması düzenledi.
2024.08.17 17:45 - Son Güncellenme: 2024.08.17 22:08 - Bursa Bölge - CEREN SÜMBÜL
CEREN SÜMBÜL - MERVE DENİZ EKİCİ / BURSADA BUGÜN
Bursa Kent Konseyi, Nilüfer Kent Konseyi, Osmangazi Kent Konseyi, KESK, DİSK, TMMOB, Türk Tabipler Birliği, Bursa Eczacı Odası, BSMMMO, BDÜ, TDB, Türk Veterinerleri Birliği ve Bursa Barosu 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminin 25. yıl dönümüne özel Kent Meydanı'nda ortak basın açıklaması gerçekleştirdi.

Gerçekleşen basın açıklamasına CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ve CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş katılım gösterdi.

"RANT ÇIKARLARI, BİLİMSEL GEREKLİLİKLERİ YOK SAYMAKTADIR"
Açıklamayı TMMOB İKK Sözcüsü Murat Korkut gerçekleştirdi. Korkut, "Türkiye'nin aktif deprem kuşakları üzerinde yer almasına ve konunun mühendislik, mimarlık, şehir plancılığı ile doğrudan bağlantılı olmasına karşın bu disiplinlerin rant çıkarları için hep dışlandığının yakından tanığıyız. Çünkü rant çıkarları, bilimsel gereklilikleri yok saymaktadır. 1999 depremleri sonrası yapılan yapı denetimi düzenlemelerinde meslek odalarının önerileri dikkate alınmayarak konu ticarileştirilmiş, Yapı Denetim Kanunu'nun kapsamı daraltılmış, kamu yapıları denetim dışı tutulmuş; Mühendis ve Mimarların örgütleri ile ilişkilerini koparmak amacıyla TMMOB'ye bağlı Odaların mevzuatla tanınmış görevleri içindeki mesleki yeterlilik, eğitim, belgelendirme, denetleme gereklilikleri dışlanmış ve büyük yıkımlara yol açan denetimsizlik hakim kılınmıştır" açıklamalarında bulundu.

"İDARİ YANLIŞLAR DOĞA OLAYLARINI TOPLUMSAL FELAKETLERE DÖNÜŞTÜRMEKTEDİR"
Korkut, "Yapı dönüşümleri rant çıkarları, mülksüzleştirme, yerinden yurdundan etme, borçlandırma ve geleneksel kent, semt, mahalle kültürünü yok etme eksenlidir.Bütün ülke imara açılmış, depremlere dayanıklı yapı stokunu artırma gerekliliğini gözetmeksizin yapılan çok sayıdaki imar affı, depremle ilgili kurum ve kuruluşların liyakat dışı zafiyetli yapılanmaları ve tek adam yönetiminin direktiflerine bağlılıkları, Kahramanmaraş-Hatay depremlerinde görüldüğü üzere deprem zararlarını artırmıştır. Tasarım, yer seçimi, yapı üretimi ve denetiminde bilimsel ve bütünlüklü bir yaklaşım yoktur. Sorunlu dolgu alanları, dere yatakları, kıyılar, ormanlar, toplanma yerlerinin imara açılması, su yatakları ile yeşil alanlar arasındaki bağların koparılması, ısı adalarının oluşması ve deprem sonrası idari yanlışlar, doğa olayları olan depremleri toplumsal felaketlere dönüştürmektedir" dedi.

KORKUT, DEPREME KARŞI YAPILMASI GEREKENLERİ ANLATTI
TMMOB İKK Sözcüsü Murat Korkut, depreme karşı yapılması gerekenleri şu şekilde sıraladı:
Depremlere karşı önlemler bütünlüğünü, güvenli yapılaşmayı, halkın sağlıklı yaşam ve doğal çevre hakkı ile kamusal denetimi yok sayan piyasacı rantçı yaklaşımın reddedilmesi gereklidir. Depremle ilgili tüm kurum ve kuruluşlar, ilgili Meslek Odaları ve bilim çevreleriyle ilişkilendirilerek yeniden ve liyakat-uzmanlık temelinde yeniden yapılandırılmalıdır. Yapı denetimi uygulamasını yönlendiren kararlar ilgili bütün kurum ve kuruluşların katılımıyla oluşturulmalı; imar, yapı, dönüşüm, yapı denetim, afet yasaları TMMOB'ye bağlı ilgili Odalar, bilim çevreleri ve ilgili tüm kesimlerin katılımıyla düzenlenmeli; bu kuruluşlar mevzuat süreçlerinin asli unsurları olarak tanınmalı, üyelerinin eğitim ve belgelendirilmesi ile sicilinin tutulması Meslek Odalarınca yapılmalıdır. Yapı Denetim Kanunu'nun ticari yapı denetim şirketi modeli yerine uzmanlık ve etik niteliklere sahip yapı denetçilerinin etkinliğini ve Meslek Odalarının sürece etkin katılımını sağlayacak bir planlama, tasarım, üretim ve denetim modeli benimsenmelidir. Konut, sanayi, enerji, ulaşım vb. birçok alanla bağlantılı tesisat/mekanik tesisat sistemlerinin depremler ve diğer afetlerde taşıdığı önem itibarıyla, bina ve doğal eki mekanik tesisat tasarım, üretim ve bakımının denetimi Makina Mühendisleri Odası tarafından belgelendirilmiş konunun uzmanı mühendisler olmalı, bu husus bütün yasal düzenlemeler ve Yapı Denetimi Kanunu'nda yer almalıdır. Doğalgaz, elektrik, ısıtma kazanları, jeneratörler ve gaz tesisatları için erken uyarıcı ve gaz/akım kesici sistemler uygulanmalı, denetimleri Meslek Odalarınca yapılmalıdır. Okullar, hastaneler başta olmak üzere kamu yapılarının depreme karşı güvenli olup olmadıklarının uzman mühendisler tarafından tespitinde TMMOB'ye bağlı ilgili Odalar mutlaka yer almalıdır. Endüstriyel tesislerin güvenlik ve birbirlerine yakınlık-uzaklık mesafelerine dair gerekli çalışmalar yapılarak standartlar ve uyulması gereken koşullar imar mevzuatına yansıtılmalı; sorunlu alanlar "yapı yasaklı alan" ilan edilmelidir. Bir daha asla imar affı/barışı yapılmamalıdır. Halkı mülksüzleştiren, borçlandıran ve kent dışına iten kentsel dönüşüm ile yeni rant projelerine yol açan "rezerv alan", "acele kamulaştırma" vb. uygulamalara son verilmeli, dönüşüm gerekliliklerinde kamu her açıdan yükümlülük üstlenmeli ve yerindelik esas olmalıdır.

"İMAR AFLARI, YAŞADIĞIMIZ YIKIMIN ANA SEBEBİDİR"
KESK adına konuşma gerçekleştiren Uğur İçöz, "İmar yasası değişikleri, imar afları, yerel yönetimler eliyle yapılan imar plan tadilatları ve kaçak yapılaşmaya göz yumulması yaşadığımız yıkımın ana sebebidir. Liyakatsiz yöneticiler, cemaat ve tarikatların ablukasına sıkışmış AFAD kurumsal misyonunu gerçekleştirmekten uzaktır. Alelacele kurulan geçici yerleşim alanları her türlü altyapıdan yoksun, güvenliksiz ve insan sağlığı açısından eksikliklerle doludur. Depremin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen depremden etkilenen yurttaşlarımızın sağlıklı beslenme, içme suyu ve barınma gibi en temel ihtiyaçları karşılanamamaktadır. Başta Antakya olmak üzere yıkılması gereken binaların yıkımı henüz tamamlanmamıştır. Yıkım ve atık depolama işlemleri her türlü standart yok sayılarak sürdürülmekte, insan sağlığı, hayvan ve bitki habitatı büyük zarar görmektedir. Depremden etkilenen illerden 5 milyonu aşkın yurttaşımız başka illere göç etmiştir. Dört ücretli çalışandan biri işsizkalmış, beş iş yerinden biri kapanmıştır. Depremin yarattığı sosyo-ekonomik sorunların çözümü için hiçbir adım atılmamaktadır. İllerin mülkiyet alışkanlıkları göz ardı edilerek yürütülen hak sahipliği belirleme işlemleri pek çok hak kaybına neden olmaktadır. Şehirlerin tarihsel ve kültürel mirasları, kadim yaşam alışkanlıkları göz ardı edilerek sadece rant odaklı bakış açısıyla ruhsuz beton yığınları şeklinde şehirler oluşturulmaya çalışılmaktadır" açıklamalarında bulundu.

"YEREL VE MERKEZİ YÖNETİM ANINDA MÜDAHALE EDEBİLMELİ"
CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, "Depremde cansız bedenlerde özellikle kokmadan getirebilsinler diye yakınları onları kokmayacakları bir yer arayışı içindeydiler. Cenazelerin tek başına defin işlemleri yapılamıyordu. Aradan 25 yıl geçmesine rağmen geçen sene olan 6 Şubat depreminde gördüm ki aradan geçen süre Türkiye'de çok fazla bir şey yapamamışız. Hazırlık yapacaksınız, deprem anında hem merkezi hem yerel yönetimler anında müdahale etmeli. Bu aşamaların çoğu olmadı. Raporlara göre Bursa'da faaliyette olan 2 hastane depreme dayanıksız, biri fay hattı üzerinde, okulları söylemiyorum bile. Her şeyi daha güçlü bir şekilde talep etmeliyiz" dedi.

"DEPREMİN SİYASAL BİR DURUM OLMADIĞINI VE ÇÖZÜLMESİ GEREKTİĞİNİ RAPORLARLA SUNACAĞIZ"
Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, "Bir planın uygulanmasını biz de istiyoruz. Bir Gemlikli olarak, 99 depremini hisseden biri olarak söylüyorum. Bu kader değil. Gemlik'te analizlerimiz bitmek üzere. Bütün başkanlara bu raporu sunarak siyasal bir durum olmadığını ve çözülmesi gerektiğini göstermek istiyoruz. Yerel yöneticiler olarak doğru olanı göstermek ve yapmak çabası içerisinde olmalıyız. Deprem siyasal bir durum değildir. Mücadeleye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

