Bursa'da eğitim çileli başlıyor
Türk Eğitim Sen Bursa 2 Nolu Şube Başkanı Selçuk Türkoğlu, "2012-2013 eğitim-öğretim yılı, gerek Bakanlık merkezli önemli sistem değişikliklerinden ve gerekse de Bursa'ya özel uygulamalardan dolayı belki de eğitim-öğretim tarihimizin en sıkıntılı dönemi olacaktır" dedi.
2012.09.11 13:19 - Son Güncellenme: 2012.09.11 13:19 - Eğitim - HABER MERKEZİ
Türk Eğitim Sen Bursa 2 Nolu Şube Başkanı Selçuk Türkoğlu, düzenlediği basın toplantısında, "2012-2013 eğitim-öğretim yılı, gerek Bakanlık merkezli önemli sistem değişikliklerinden ve gerekse de Bursa'ya özel uygulamalardan dolayı belki de eğitim-öğretim tarihimizin en sıkıntılı dönemi olacaktır. Öğrenci, öğretmen, veli ve idareci olmak üzere her kesim için ciddi olumsuzluklar ve telafisi zor zararlar yanı başımızdadır. Şöyle ki; Yeni Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in 652 sayılı KHK ile topyekûn Bakanlığın teşkilat yapısını ve kadroları baştan aşağı değiştirmesi akabinde 4+4+4 sistem değişikliği ve yine müfredat, program ve içerik değişiklikleri ile sanki sıfırdan bir Milli Eğitim Bakanlığı kuruluyor" dedi.
BURSA HALKI GERÇEK TABLODAN HABERDAR MI?
"Bu enkazı kimden devraldınız?" diye soran Başkan Türkoğlu, "10 yıldır tek başına iktidar olan hükümetin bakan değişiklikleri ile oluşturduğu sistem değişikliğinin mağdurları nesillerimiz ve onların aileleriyle eğitim çalışanlarıdır. OKS-SBS-OKS uygulaması bunun en somut ve acı örneğidir. Genel Milli Eğitim meselelerinden ziyade özel olarak Bursa'da durum nedir? Bursa'nın başarısı ne durumda? Bursa 2012-2013 Eğitim öğretim yılına hazır mı? Bursa halkı gerçek tablodan haberdar mı? Sorularına eğitimin Bursa'da yetkili sendikası ve temsilcisi olarak aynı zamanda mesleğin içerisinden gelenler olarak bir değerlendirme yapacak olursak. Özetle; Ülke geneli sınavlar (SBS-LYS-YGS) illerin başarı sıralamasını bir nevi Milli Eğitimlerin performansını gösteren önemli verilerdir. Bursa'da ise, 2002-2003 yıllarına göre genel anlamda ciddi bir başarısızlık vardır. MEB ve ÖSYM'nin 2010 yılından beri il sıralaması yayınlamayıp yalnızca ilk 10 ve son 10 sıralamalarını vermesi anlaşılır gibi değildir. Bu verilere göre de Bursa 2010 da LYS de iller sıralamasında 3 puan turunda 32-42 aralığın da iken SBS de 23-35 bandındadır" diye konuştu.
BURSA TM VE MF PUANINDA İLK 10'DA YOK
En son 2012 LYS'de yalnızca TS puan türünde Bursa'nın 4.cü olduğunun altını çizen Selçuk Türkoğlu, şunları kaydetti;
"Moral veren bu sonuç aslında gerçek bir değerlendirme için sağlıklı değildir. Çünkü TS puan türünde birinci sıradaki il ile 81.ci il arasında 12 puan gibi bir fark varken TM ve MF puan türlerinde bu fark 60 civarındadır. Bursa ise TM ve MF puan türünde ilk 10 da yoktur. Asıl gösterge üniversiteye öğrenci yerleştirmede ortaya çıkmaktadır. 2008'de 4 yıllık lisans eğitimine yerleşmede Tekirdağ, Denizli ve Edirne'den sonra %19,13 ile 5. Sırada yer alıyordu. Bir yıl sonra 2009'da İlimiz 6. Sıraya, 2010 yılında 11.sıraya düştüğünü görüyoruz. 2011 yılında ise 9.sırada yer almış. Sözün özü üniversitede Lisans eğitimine yerleşmede Bursa son 4 yılda 4 basamak gerilemiş. 4 yıllık lisans eğitimi, iki yıllık ön lisans eğitimi ve açık öğretim veren üniversitelere yerleşmeyi gösteren "Toplam Yerleşme Oranı"na göre durumun daha kötü olduğunu görüyoruz. Bursa, 2008 yılında İstanbul'dan sonra %57,78 ile 2. Sırada iken, 2009 yılında 10.sıraya, 2011 yılında ise % 49,29 ile 17. sıraya düşerek irtifa kaybetmiş. 2012 yılının sonuçları henüz açıklanmamış ancak görünen o ki, 17. sırayı da arayabiliriz."
NORMAL ÖĞRETİM YAAN OKUL KALMADI
Bursa'da 4 bin 500 öğretmene ihtiyaç duyulduğuna dikkat çeken Türkoğlu, "836 rehber öğretmen başta olmak üzere 400 İlköğretim Matematik, 350 Fen Teknolojisi, 430 Türkçe, 275 Edebiyat, 255 Sosyal Bilgiler, 589 Zihin Engelliler Sınıf Öğretmenliği, 200 Teknoloji Tasarım başta olmak üzere toplam 4500 öğretmen ihtiyacı vardır. Öyle ki, bazı varoş bölgesi ortaokullar da ana derslerin tamamının öğretmeni yoktur. Bu yılın en büyük problemi olan ülke genelinde 30 bin, Bursa da ise 350 sınıf öğretmeni norm fazlası nedeni ile okullar açıldığında sınıfı ve öğrencisi olmayacaktır. 4+4+4 uygulamasında 5.ci sınıfın ortaokul olması nedeni ile sınıf öğretmenleri tam bir kıyıma uğratılmıştır. 66 aylıkların okula başlaması ile birlikte geçen yıl Bursa da 43 bin civarında 1.ci sınıfa başlayan öğrenci varken bu yıl bu rakam en az 51-53 bin arasında olacaktır. Bu farkı kapatacak derslik mevcut değildir. Öyle ki, neredeyse merkezde normal öğretim yapan okul kalmamıştır. Hâlbuki ideal olan 30 kişilik sınıf ve normal (tekli) öğretim Bursa için hayaldir" şeklinde konuştu.
EĞİTİMDE YANLIŞ PLANLAMA
Bursa'da okulların sayısı kadar dahi hizmetli bulunmadığını hatırlatan Türkoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü;
"950 okul bulunan ilimizde kadrolu hizmetli sayısı yalnızca 490 dır. Okullarımızın en önemli masraf kalemi ücretli hizmetlidir. 24 derslikli ve 1500 öğrencili bir okulun en az 4 hizmetli ihtiyacı bulunmaktadır. Asgari hizmet alımı ile bu hizmet alındığı takdirde en az 6 Bin TL her ay ödeme yapılması gerekir. İlk okul ve Orta Okulların ödenekleri olmadığından bu tür masraflar ancak bağışla karşılanabilir. Bursa Milli Eğitiminin yanlış ve eksik planlamasından dolayı bu sene 9 genel lisemizin toptan Anadolu Lisesi olması nedeniyle Yıldırım ve Osmangazi'de sadece 1'er genel lise Nilüfer'de 2 genel Lise kalmıştır. Öyle ki, 700 bin nüfuslu Osmangazi ilçesinin tek genel lisesi Cem Sultan Lisesidir. Anadolu Lisesi kazanamayan ve meslek lisesine gitmek istemeyen çocuklara zorunlu meslek lisesi dayatılmaktadır. Geçen sene bu 9 genel lisemizin 9. Sınıfına ortalama 7 Bin öğrenci kayıt yaptırırken Anadolu Lisesi dönüşümü ile aynı 9 Genel Lisemizin Öğrenci kontenjanı 2 Bine düşmüştür. Bu yıl zorunlu 12 yıl uygulaması ile Liselere gidecek öğrenci sayımızda en az %20 artış beklenirken kontenjan sınırlaması ile en az 5-6 Bin lise çağındaki çocuğumuz ve velileri gidecek okul bulamayacaktır. Yeterli okul yapımı gerçekleşmeden alt yapı hazırlanmadan yapılan bu dönüşüm tam bir kaosa neden olacaktır."
BURSA'DA DÖNÜŞÜM KAOSU
Bursa'da 4+4+4 dönüşümünün tabelada kaldığını vurgulayan Türkoğlu, "Bursa'da 4+4+4 dönüşümü fiilen Türkiye'deki gibi gerçekleşmemiş dönüşüm tabelada kalmıştır. Türkiye genelinde okulların %60'ı dönüşüp bağımsız ilkokul bağımsız ortaokul olurken Bursa'da sadece %5 dönüşüm olmuş, mevcut okullarımızın içerisinde 2 hatta bazı okullarımızda imam hatip ortaokulu eklenerek 3 okul ihdas edilmiştir. Örneğin ; Yıldırım Yavuz Selim İlköğretim Okuluna bir tek derslik dahi eklenmeden tabelası sökülüp yerine Yavuz Selim İlkokulu, Yavuz Selim Ortaokulu, Yavuz Selim İmam Hatip Ortaokul tabelaları asılmıştır. Dönüşüm gerçekleşmediğinden öğretmen normları ve dönüşüm kaosu en az 4-5 yıl daha sürecektir. Bu durum kanunun ruhuna ve genel amaçlarına da aykırıdır. Kanunun genel gerekçesi içerisinde 6 yaş çocuğu ile 15 yaş çocuğunun aynı eğitim ortamlarını paylaşmalarının sakıncalarından bahsedilirken ve mutlaka bağımsız ilkokul ve orta okul oluşturulması emredilirken bırakınız bu durumu bazı liselerin içerisine Orta okul açılarak 10 yaşındaki çocukla 19 yaşındaki çocukların aynı eğitim ortamını paylaşması söz konusudur" dedi.
BURSA'DA DURUM TAM BİR FACİA
Okulların devasa ihtiyaçları karşısında ödenek verilmezken okulların tek şansı olan bağış yolunun da kapandığını dile getiren Türkoğlu, "Bağış almak için kayıt dönemi haricinde alternatifi olmayan okullar geçen sene okul aile birliği yönetmeliğinin değiştirilmesi ile kayıt döneminde hiçbir şekilde hesaplarına para yatırılamayacağından tam bir çaresizlik içerisindedir. Hatırlanacağı üzere geçen sene kayıt döneminde aile birliği hesabında 60TL olan okul idarecilerine dahi ceza verilmişti. Hal böyle olunca okul idarecileri özellikle bölge dışı kayıtlarda "bakkal amcanın veresiye defteri" metoduna başvurmakta ve ancak velilerin vaatlerini not etmekte, okullar açıldıktan sonraki zamana bağış alabilme umudunu taşımaktadır. Bir taraftan da velilerin sözünden vazgeçmemesi için dua etmektedirler. Diğer taraftan ayni yardım dediğimiz fotokopi kağıdı, kırtasiye ve temizlik malzemelerinin ayni olarak alınması bir başka metodudur. Teftiş hassas bir kurumdur ve kamu idaresinin vazgeçilmezidir. Hata payı minimize olmuş teftiş mekanizmaları ancak hakkaniyetli görev yapıyor demektir. İdeal olan hata payı %3-5 dir. Yani teftiş sonucu yapılan uygulamaların ancak %3-5'i mahkemelerden dönebilmelidir. Bursa'da ise durum tam bir faciadır. Şöyle ki; Soruşturma ile görevden alınan idarecilerimizin %35'İ mahkemelerden dönerken halen devam eden mahkemelerin sonuçlanması ile bu oranın daha da artacağı aşikardır" diye konuştu.
BURSA VALİSİ YANILTILIYOR
Bursa'da taraflı, yanlı ve sipariş üzerine soruşturmalar yapıldığını ve kelle koparıldığına dikkat çeken Selçuk Türkoğlu, "Bu durumun ise sayısal oranına bakılmaksızın eğitim camiası üzerindeki psikolojik baskısı nedeniyle moral ve motivasyondan yoksun bir eğitim kadrosu ile eğitim öğretim başlamaktadır.
Bursa'da eğitimciler artık liyakat, kariyer, başarı ve gayretin bir önemi olmadığına canı gönülden inanmaktadır. Son yıllarda idare tarafından verilen takdir, teşekkür ve başarı belgeleri incelendiğinde veya kurucu ve vekil müdürlüklerin kimlere verildiği incelendiğinde tablo net bir şekilde ortaya çıkacaktır. Bu yıl önceki yıllardan farklı olarak eğitim- öğretim yılı başlangıcında Milli Eğitim Müdürü yerine Bursa Valisi bir basın açıklaması yapma ihtiyacı hissetmiştir. Açıklama incelendiğinde sorunların çözümünden ve gerçeklerden ziyade temennilerden ibaret bir basın açıklaması olduğu görülecektir. Sayın Vali açıklamanın bir yerinde "Bursa, 4+4+4 sistemine hazır. Derslik ve öğretmen konusunda hiç bir sıkıntımız yoktur." Bursa'da bu yıl bin 331 okulda 491 bin 11 öğrencinin eğitim alacağı ..."demektedir ancak; Bursa'da 1. 331 okul yoktur. Tabela değişikliğini okul olarak algılamak doğru değildir. Bursa'da 950 okul vardır. Bursa 4+4+4 sistemine hazır değildir ve dönüşümü gerçekleştirememiştir" şeklinde konuştu.
TEKLİ ÖĞRETİM YAPAN OKUL KALMADI
Bursa'da 100 bin okuma yazma bilmeyen insan olduğunu belirten Türkoğlu, "TUİK verilerine göre ilimizde okuma yazma bilmeyen insan sayısı 100.000 civarındadır. Hal böyle iken geçtiğimiz eğitim öğretim döneminde sadece 8921 kişiye okuma yazma kursu verilmiştir. Bursa Milli Eğitiminin allayıp pullayıp reklamını yaptığı "ana kız okuldayız" projesi sadece kağıt üzerinde kalmıştır. Toplam 950 okulunda sadece okul başına yıl boyunca 10 kişiye kurs açılabilmiştir. Bursa Milli Eğitimi bu anlamda bir proje çöplüğüdür. Malum 4+4+4 sisteminin yanı sıra ders sayısı ve yeni seçmeli dersler ile birlikte bu yıl; Ders saati 5. Sınıflarda haftalık 37 saate yine 9. Sınıflarda haftalık 37 saate İmam Hatip Orta okulu ve Anadolu Liselerinde 40 saate çıkarılmıştır. Bu durumda günlük ders saati ikili öğretimde 16 saat olup teneffüsleri 7 Dakikaya indirseniz dahi sabah 07;15 te toplanma ve akşam 20;00 da paydos olacaktır. Kış mevsiminde bu durum karanlıkta gelip gece yarısı çıkmak anlamına gelmektedir. Böyle bir program ancak tekli öğretimle mümkündür. Gelin görünü ki bırakınız tekliye geçmeyi bu yıl Bursa'da merkezde nerede ise tekli öğretim yapan okul kalmamıştır" diye konuştu.
OKUL ÖNCESİ EĞİTİME YÜZDE 25 ZAM!
Eğitimde fırsat eşitliğinden bahsetmenin imkansız hale geldiğini ifade eden Türkoğlu, şunları söyledi;
"En son 2012 SBS sonuçlarını ele aldığımızda; ilk 10'u paylaşan 40 öğrenciden 34'ü özel okul öğrencisi. Muhtemelen illerde de derece yapanlar bu şekildedir. Diğer taraftan başarılı olan çocuklarımızın neredeyse tamamına yakını dershaneye devam etmişler. Yani, parası ve imkânı olanlar daha kaliteli bir eğitim alma imkânı kazanırken,diğer takım ise verilenle yetinecek. Harbiden zenginlerin çocukları daha zeki, çalışkan ve başarılı mıdır? Geçenlerde yayınlanan bir istatistikte Anadolu ve fen liselerine giden çocukların ailelerinin ekonomik durumları incelenmiş tablo şöyle; Öğrencilerin yüzde 80'inin ailesi ekonomik olarak üst gelir sahibi % 20'lik dilimin içerisinde iken, kalan yüzde 15'in %40'lık dilimde, yüzde 5'lik kesimin ise daha alt dilimde olduğundan bahsediyordu. Ülkemizde bu tabloya "eğitimde fırsat eşitliği" denilmekte. Oysaki eğitim, memleketimin insanlarının sosyal ve ekonomik statü değiştirebilmesi için en meşru ve ekonomik yoldu. İşçi, köylü, dar gelirli ailelerin çocukları ancak eğitim yolu ile meslek ve statü sahibi olabilmekte iken, şimdiki durumda ancak doktorun çocuğu doktor, mühendisin çocuğu mühendis, bürokratın çocuğu bürokrat olabilmektedir. Bir asgari ücretli babayı düşünün; hayatta en değerli varlığı olan evladı için bu vicdansız yarışta imkân sağlayamamanın çaresizliğini gözlerinden okuyabilirsiniz. 4+4+4 sisteminin beklide en hayal kırıklığı olan yönü okul öncesi eğitiminin zorunlu eğitim kapsamına alınmamış olmasıdır. Oysa ki ülkemizde sınav odaklı ve rakibini elemeye yönelik sistemde ekonomik imkansızlığı olan geniş kesimler ancak verilenle yetinmeye mecbur bırakılmaktadır. Bir tarafta ana okuluna gitmiş neredeyse okuma yazmayı çözme aşamasındaki çocuklarla diğer tarafta ilk kez okula adım atan çocuklar aynı sıraları paylaşacak ve bir kesim daha işin başında bir adım geride eğitim hayatına başlayacaktır. Geçen sene ilimizde okul öncesi çağ nüfusun okullaşma oranı %61'de kalmıştır. %40'lık kesim ya okul bulamadığından ya da okul öncesi eğitiminin fahiş fiyatlarından dolayı çocuğunu ana okullarına yollayamamıştır. Yetmezmiş gibi bu sene okul öncesi fiyatlarına %25 zam yaptı Bursa."
BURSA'DA KAN DEĞİŞİMİ ŞART
Milli eğitim müdürünün Bursa eğitimine vereceği bir şey kalmadığını belirten Başkan Türkoğlu, "2008 yılından bu tarafa Bursa Milli Eğitiminin patronu sayın Gülsar'dır. Gelinen nokta ortadadır. Bir takım eğer küme düşüyorsa herhalde ilk önce hesap sorulması gereken teknik direktördür. Milli Eğitim Müdürlüğü binasındaki idareci ve çalışanlarla dahi arasında güven ve sevgi bağı kalmayan bir Müdürün verimli olmasını beklemek bu saatten sonra safdillik olur. Görev süresince hiçbir zaman eğitim çalışanlarının lehine bir tutum sergileyemeyen, daha ötesi Bursa ve Bursalılara karşı sorumluluk taşımayan yalnızca kendini atayanlara karşı sorumluluk hisseden bir zihniyetle varılacak nokta bellidir. Aslolan Bursa'nın çocuklarının geleceği ise; siyasi inadın ve adamımı korurum mantığının terk edilmesi ve bir kan değişimi şarttır. Her şeye rağmen 2012-2013 eğitim öğretim yılının yavrularımız ve eğitim çalışanlarımızla velilerimiz açısından huzurlu ve başarılı geçmesini diliyoruz" dedi.