Bursa'da Çocuklarla Hayvan Hakları Çalıştayı
Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Kent Konseyi tarafından, Çocuklarla Hayvan Hakları Çalıştayı düzenlendi.
2023.10.02 10:11 - Son Güncellenme: 2023.10.02 11:20 - Bursa Bölge - SİMLANUR İNCE
SİMLANUR İNCE / BURSADA BUGÜN
Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Kent Konseyi öncülüğünde Nilüfer Nikahevi Kristal Salonu'nda Çocuklarla Hayvan Hakları Çalıştayı gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen çalıştaya Bursa Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Neslihan Binbaş, Veteriner Hekimler Odası Bursa Şube Başkanı Melike Baysal katıldı.

Veteriner Hekimler Odası Bursa Şube Başkanı Melike Baysal'ın konuşmasından satır başları şöyle;
4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü nedeniyle yaptığımız, belki de alanında ilk olacak çalıştayımıza hoşgeldiniz. Dünyada 1800'lü yıllarda oluşmaya başlayan hayvanların yaşam hakları bilinci, 1931 yılında Lahey'de Dünya Hayvan Hakları Koruma Federasyonu'nun kurulması ve farkındalık oluşturmak için 1931 yılından itibaren Dünya Hayvan Hakları Günü'nün 4 Ekim olarak belirlenmesi ile toplumsallaşmıştır.
"4 EKİM DOĞAL YAŞAMIN İÇİNDEKİ TÜM HAYVANLARA DİKKAT ÇEKMEKTEDİR"
4 Ekim, yalnızca evcil hayvanlar ya da çevremizde gördüğümüz ve temas kurabildiğimiz hayvanlara değil, doğal yaşamın içindeki tüm hayvanlara dikkat çekmektedir. Zira, insanlar yaşamak için doğaya ve doğanın içindeki her şeye ihtiyaç duymakta, bu ihtiyaçlar da giderek artmaktadır. Ancak nüfus artışı, kontrolsüz kentleşme, doğal alanların tahrip edilmesi, yasa dışı avcılık ve ticaret birçok türün yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmasına sebep olmaktadır.
"4 EKİM'LERDE KUTLAMA YAPMAKTAN ZİYADE FARKINDALIK ÇALIŞMALARI YAPMAYI TERCİH EDİYORUZ"
İşte bu nedenle, ne yazık ki 4 Ekim'lerde kutlama yapmaktan ziyade farkındalık çalışmaları yapmayı tercih ediyoruz. Bugün olduğu gibi. Bugün, Nilüfer ilçemizde, çocuk ve gençlerle yaptığımız bu hayvan hakları çalıştayı örnek bir çalışma olacak. Çocukluktan itibaren, hayvanların varlığını kabul etmeyi, yaşam haklarına saygı duymayı, hayatın tüm alanlarını hayvanlarla paylaşmayı öğrenmek ve içselleştirmek, hem kendi hakları için irade gösteremeyen hayvanlar hem de insanı insan yapan değerlerin korunabilmesi bağlamında insanlar çok önemlidir.
"HAYVANLAR DİREKT YA DA DOLAYLI OLARAK HAK İHLALLERİ YAŞAMAKTADIR"
Oysa ülkemizde, kurumlar ve kuruluşlar düzeyinde farkındalığa dair etkinlikler yapılsa da hayvanlar direkt ya da dolaylı olarak, insan ya da devlet eliyle hak ihlalleri yaşamaktadır. ''Yasaklı ırk'' diye nitelendirildikten sonra toplanarak barınaklara kapatılan köpekler, 5199 sayılı yasayla sorumluluk almasına rağmen görevini ihmal eden bir çok belediye nedeniyle bakım ve tedavi hizmeti alamayan sahipsiz hayvanlar, yollar, maden alanları, sanayi siteleri, toplu konutlar nedeniyle yollarını ve yuvalarını kaybeden göçmen kuşları bu konuda ilk sıralara yazabiliriz.
"SORUNU DOĞRU TESPİT ETMELİ, ÇÖZÜMÜ İNSANCIL VE BİLİMSEL YOLLARLA BULMALIYIZ"
Tam bu noktada ben Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Kent Konseyi'ne teşekkür etmek istiyorum. Nilüfer Belediyesi, sahipsiz hayvanların bakım ve tedavi hizmeti alması için 2003 yılında Hayvan Bakım ve Tedavi Merkezi'ni kurdu ki yerel yönetimlere bu görevi veren 5199 sayılı kanunun kabul edildiği yıl 2004'tür, Nilüfer Kent Konseyi de sıklıkla hayvanlarla ilgili çalışmlar yapmakta ama benim asıl teşekkürüm , oda olarak bizim de içinde bulunduğumuz, biraz önce de bahsettiğim göçmen kuşlarla ilgili olarak, leylekler konusunda yaptığımız son dönem çalışması. Eksikler elbette vardır ama henüz bu konuda adım atmayan yerel yönetim sayısı çok fazla ve bu nedenle ülkemizin en güncel konularından biri sahhipsiz hayvanlar ve özellikle köğekler. Elbette şu andaki mevcut popülasyon kabul edilebilir değildir, hem hayvanlar hem de insanlar için sıkıntı yaratmaktadır. Ama önce dilimizi değiştirmeliyiz, bizim sahipsiz hayvan ya da sokak hayvanı ya da başıboş sahipsiz hayvan sorunumuz yoktur, bizim ''sahipsiz hayvan popülasyon'' sorunumuz vardır ve bu sorun hayvan sevmek ya da sevmemektan bağımsız olarak çözülmelidir. Sorunu doğru tespit etmeli, çözümü insancıl ve bilimsel yollarla bulmalıyız.
"SAĞLIKSIZ HALDE YAŞAMAYA MECBUR KALAN KÖPEKLER YA DA SALDIRI HABERLERİ HEPİMİZİ MUTSUZ EDİYOR"
Sokaklarımızda, birkaç kedi ya da köpeğin olması yaşamımızı güzelleştiren bir durum, çevrede hayvan olmamasını düşünemiyorum ben şahsen. Ama hasta hasta yaşamaya mahkum edilen binlerce kedi, aç kalan, hastalanan, bakıma muhtaç olduğu halde sağlıksız halde yaşamaya mecbur kalan köpekler ya da saldırı haberleri, elbette hepimizi mutsuz ediyor. Hayvanlarla ilgili, üstünde durup düşünmemiz gereken çok şey var. Darwin İnsanın Türeyişi adlı çalışmasında şu saptamayı yapar:
"İnsanın ve yukarı hayvanların zihinleri arasındaki fark ne kadar büyük olursa olsun, nitel değil, kesinlikle nicel bir farktır. Sevgi, bellek, dikkat, merak, benzeme, zekâ, vb. gibi insanın övündüğü çeşitli heyecanların ve yetilerin, duygu ve sezgilerin, daha aşağı hayvanlarda, başlangıç halinde ve bazen iyi gelişmiş olarak bile bulunabildiğini gördük."

Bursa Barosu Hayvan Hakları Komisyon üyesi Av. Abdülsamet Keser'in konuşmasından satır başları şöyle;
Komisyonu gerek kamuoyuna yansıtmış gerekse vatandaşlar tarafından Bursa borusuna bildirilen, hayvan hakları ihlalleri konusunda çalışan gönüllü avukatlar topluluğu. Bursa Barosu'nun kamu kurumu lideri olmasından mütevellit çalışmalarını, avukatlık mesleğine yarışır şekilde özenli bir şekilde yürütmekle mükellef bir avukat grubu. Onun dışında hayvan hakları konusunda genel çerçeveye bir değinmeden önce hukukun ne olduğunu sizlere biraz anlatmak istiyorum. Hukuk insanın tüm canlılarda sağlıklı, huzurlu ve güvenli bir düzen içerisinde yaşamasını sağlamak amacıyla oluşturulmuş kurallar bütündür.
"HAYVAN HAKLARI, İNSAN HAKLARINDAN BAĞIMSIZ BİR ŞEKİLDE DEĞERLENDİRİLEMEZ"
Hak kelimesinin aslında çoğulu olan hukuk hayvan haklarına geldiği zaman sağlamak da yükümlü olduğu konu şudur. Birincisi insan haklarından bağımsız bir şekilde değerlendirilemeyecek olan hayvan haklarının insan haklarının neresinde ve nasıl konumlandırılması gerektiğini anlamak ve anlatmak. Dolayısıyla bu anlamdaki çerçeveyi belirlemek gerekli. Hayvan haklarını insan haklarından bağımsız bir şekilde değerlendirilemeyeceğini söylemek bence en doğru sebep ve gerekçe olacaktır. Şöyle ki insanın birlikte yaşamakta olduğu çevre, hayvanlardan, bitkilerden ve hatta mikroorganizmalardan oluşmakta ve bir ekosistemin bütünü. Düşünebileceğimiz bir çevreden bahsedebiliyoruz. Türkiye anayasasında da 1982 anayasasında da bu anlamda insanın çevre hakkı kayda geçirildiği için biz insan haklarını bütüncül bir anlamıyla, hayvan haklarını da bunun içine katarak sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı olarak değerlendirip konuşmakla mükellefiz.

Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Neslihan Binbaş'ın konuşmasından satır başları şöyle;
Bu dünya sadece bize ait değil. Geldiğimiz noktada bu dünyayı küçük canlılarla paylaşıyoruz. Hatta yer altında ve yer üstündeki canlılarla birlikte paylaşıyoruz. Bu dünyayı ağaçlarla, ormanlarla paylaşıyoruz. O yüzden öncelikli olarak bu paylaştığımız herkese saygı duymayı ve onlarla birlikte bu dünyada yaşamayı öğrenmeliyiz. Bugün geldiğimizde bunu görmemiz çok önemli. Yaşadığımız bu inanılmaz hızlı büyüyen, hızla nüfus artışının olduğu, çok kocaman denilen bir dünyada temel sorunlarımız var çünkü okullarda da öğretiyorlar size. İnsan en vahşi hayvanlardan bir tanesi. Çünkü biz kendimize olan yeri o kadar çok genişlettik ki bizle beraber yaşayan diğer canlılara yer bırakmadık. Hem kentimiz içindeki canlılara yer bırakmadık hem de yabandaki canlılara yer bırakmadık. Bildiğiniz üzere birçok türün maalesef soyu tükendi.
"SOKAK HAYVANLARIYLA BİRLİKTE NASIL YAŞAYACAĞIMIZI ÖĞRENMEMİZ GEREKİYOR"
Maalesef önümüzdeki 10 yılda, 30 yılda, 50 yılda birçok tür daha olmayacak. Bunu biliyoruz. Derdimiz bundan sonrası geçmişte yaptıklarımız çok fena. Ama bundan sonra neler yapabiliriz? Bu türlerin yok olmaması için neler yapabiliriz? Bunu konuşmamız gerekiyor. Bir de yine derdimiz kentlerde birlikte yaşadığımız aynı sokakta yürüdüğümüz sokak hayvanlarıyla birlikte nasıl yaşayacağımızı öğrenmemiz gerekiyor. Hem onların haklarına saygı duyarak hem onları alanlarında en sağlıklı biçimde var olmalarını hem de bizim sağlıklı koşullarda onlarla beraber olmamızı sağlayarak nasıl birlikte olacağımızı öğrenmemiz gerekiyor. Hala bu konuda çok ciddi eksikliklerimiz var. Hala bu konuda öğrenecek çok şeyimiz var onu anlıyoruz. O yüzden bugün çalıştaya ihtiyaç duyduk. O yüzden bizim göremediklerimizi siz acaba görüyor musunuz diye sizlerden akıl almak istiyoruz. Umarız kendi yaşadığımız kente ilişkin çok daha sağlıklı çözümler üretir ve birlikte hayata geçiririz.

Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem'in konuşmasından satır başları şöyle;
4 Ekim Dünya Hayvan Hakları Koruma Günü. Biz de bu hayvan hakları günü nedeniyle hafta boyunca hayvanlara yapılan haksızlıklara da dikkat çekmek ve sorunlarını engellemek için bu konunun önemini hatırlatmak amacıyla bir dizi etkinlik yapıyoruz. Bu etkinliklerden biri de sizlerle beraber bu çalıştayı yapmak oldu. Neslihan Hanım'ın da söylediği gibi sizden alacağımız bu bilgiler bizim görmediğimiz, sizin bakış açısınızla yapmış olduğunuz bize gerçekten ilerisi için bir ışık olacaktır. Bir yol gösterici olacaktır. Biz tabii diyoruz ki Nilüfer'de yaşamak her canlı için bir ayrıcalıktır. Bu anlamda da bu ülkeyle ilgili çalışmalarımızda yürütmeye çalışıyoruz. Can dostlarımıza değer veriyoruz. Bunlarla ilgili onların yaşam haklarını korumak için onlara yaşam alanları açmaya çalışıyoruz bir taraftan işte barınağımız var. Doğal yaşam alanı yapmaya çalışıyoruz onlara. Orada daha doğal alanlarda belki işte farklı ırkların yasaklı olan ırkların da orada doğa içerisinde yaşayabileceklerini sağlamaya çalışıyoruz. Onları bir yerlere kapatmak istemiyoruz açıkçası ama maalesef şartlar bizi biraz da bunlara zorluyor. Çünkü yasaklar, yasalar, kanunlar bunlarla ilgili ve her bir popülasyon çok yüksek derecede olması bu konuda onlarla ilgili yapabileceğimiz daha sağlıklı alanlar yaratmaya çabalarımızı maalesef engel oluyor. Bunun için işte veteriner hekimleri odamızın değerli başkanı öncelikle bu konferans konusunda bir çözüm önerilerini getirmek gerekiyor. Nasıl sağlayabiliriz? Belki bir topyekün seferberlikle bu tür çalışmaları yapabiliriz. Sadece biz Nilüfer'de yaparak da bu işler olmuyor. Işte farklı Belediyeler farklı kurumların da yapması gerekenler var.
"BU ÇALIŞTAY SONUCUNDA ELDE EDİLECEK GİRDİLER BİZİM YAPACAĞIMIZ DİĞER PROJELERE DE IŞIK TUTACAK"
Ben bu topyekun bir mücadeleyle bu hayvanlarımıza, sokak canlarımıza biz anca daha rahat, refah içerisinde bir hayat sağlayabiliriz diye düşünüyorum açıkçası. Evet tabii Nilüfer Belediyesi olarak ilçe sınırımız içerisinde bulunan gerek yabani hayvanlar, gerek çiftlik hayvanları, gerekse de sahipsiz sokak hayvanları için birçok örnek projeye de imza attık. Bunun az önce bu çalışmaları da sizlere paylaştım. Evet bugün burada gerçekleştirdiğimiz çalıştayda sizin yapacağınız çalışmalarda bizim için çok değerli gerçekten. Bu çalıştay sonucunda elde edilecek girdiler bizim yapacağımız diğer projelere de ışık tutacağını düşünüyorum. Bu yüzden bugün yapacağınız, sizin vereceğiniz bu değerlendirmeler bizim için gerçekten çok önemli. Çalışmalarınızda hayvanlarınız, canlılar, hissedilen, hissedebilen kendi hisleri olan, olduğunu, acıyı da ve terk edilmeyi de tıpkı bizler gibi hissedebildiklerini unutmadan onlarla beraber rahatça yaşayabileceğimiz güzel bir dünya şekillendirecek fikirlerinizi, sabırsızlıkla bekliyorum.

