Bursa Barosu'ndan müftülere resmi nikah yetkisine tepki geldi!
Bursa Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Nazlı Ceren Şendoğan, müftülüklere resmi nikah kıyma yetkisinin verilmesi ve sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların doğum bildirimlerinin, nüfus müdürlüklerine sözlü beyanla yapılmasına yönelik girişimlere tepki gösterdi. Şendoğan, "Evlilik adı altında yapılan istismarların çoğu, doğum amacıyla hastaneye gidildiğinde ortaya çıkmaktadır. Böylece kız çocuklarını hamile bırakan istismarcılar tespit edilemeyecek ve dava açılmayacak. Yani çocuk istismarcılarına 'örtülü af' geliyor" dedi.
2017.07.28 13:50 - Son Güncellenme: 2017.07.28 14:43 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
Bursa Barosu'nda basın toplantısı düzenleyen Nazlı Ceren Şendoğan, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısının Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na sunulduğunu, tasarının içeriğinde vahim değişikliklerin yer aldığını söyledi.

Söz konusu tasarının, 2016 yılında geri çekilen ve kız çocuklarıyla evlenmeleri halinde istismarcılarının cezalandırılmamalarına yönelik çağdışı teklifin farklı bir versiyonundan ibaret olduğunu savunan Şendoğan, şunları söyledi:
"En az o tasarı kadar gerici, tehlikeli ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş ilkelerine ters düşer niteliktedir. Anayasamızın 2. maddesi Türkiye Cumhuriyeti'ni 'laik' bir devlet olarak tanımlar ve laiklik başta kadınlar olmak üzere bu ülke vatandaşlarının en büyük güvencesidir. Herhangi bir ihtiyaç olmamasına rağmen; 'vatandaşlarımızın evlenme işlemlerini kolaylaştırmak ve daha seri hale getirmek' sözde sebebiyle; müftülere evlendirme memurluğu yetkisi verilmesine yönelik bu değişiklik; Anayasamızın evlilik akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağı hükmüne aykırıdır."

Kanun tasarısında laiklik ilkesinin de çiğnenmesine yol açacak değişiklik, belediyede kıyılan nikah, müftülükte kıyılan nikah gibi sebepsizce ikiye bölünmüş bir uygulamayla hukuk birliği ortadan kaldıracağını vurgulayan Şendoğan, "Sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların doğum bildirimlerinin nüfus müdürlüklerine sözlü beyanla yapılmasına ilişkin değişiklik ise aynı tasarının bir başka maddesi. Bu uygulamaya göre kız çocuklarının yaptıkları doğumların bildirimine ilişkin zorunluluk ortadan kalkıyor. Resmi makamlarca takibi yapılmayan bu doğumlar, çocuk istismarcılarının yakalanmasını ve cezalandırılmasını zorlaştıracaktır, zira evlilik adı altında yapılan istismarların çoğu, doğum amacıyla hastaneye gidildiğinde ortaya çıkmaktadır. Böylece kız çocuklarını hamile bırakan istismarcılar tespit edilemeyecek ve dava açılmayacak. Yani çocuk istismarcılarına 'örtülü af' geliyor" dedi.
Şendoğan, Anayasa'nın laiklik ve eşitlik ilkelerine aykırı olan değişiklik taleplerinin toplumda ayrışmaya sebep olacağı, kadın ve çocuklara yönelik taciz ve istismar vakalarını artırıp, mevcut vakaların ise tespit edilmesini zorlaştıracağını savunarak, teklifin Meclis'ten geri çekilmesini istedi.
BURSA'DAN BİR TEPKİ DAHA GELDİ
Hükümetin Nüfus Hizmetleri Kanunu ile ilgili olarak il ve ilçe müftülerine evlendirme yetkisini içeren yasa tasarına ilişkin Bursa Kadın Platformu'ndan tepki geldi. Bursa Kadın Platformu Başkanı Derya Şimşek Aksakal, "çocuklarımıza kıydırmayacağız" dedi.
Bursa Kadın Platformu'ndan yapılan açıklamada "Hükümet Nüfus Hizmetleri Kanunu ile ilgili bazı değişiklikleri kapsayan yasa tasarısını Meclis'e sundu. Bu tasarı ile evlendirme yetkisi olanlara il ve ilçe müftülükleri de eklendi. Bu durum öncelikle laik devlet ilkesinin yok edilmesidir. Medeni kanunla düzenlenmiş alanlardini bakış açısıyla yeniden şekillendirilmeye çalışılıyor.Bu düzenleme resmi nikah kıymak değil, çocuklarımıza kıymak demek. Yine bu tasarıya göre, sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların bildirimi nüfus memurlarına sözlü olarak yapılabilecek. Böylece kız çocuklarının istismardan kaynaklanan hamileliklerinin ve yaptıkları doğumların bildirilmesi zorunluluğu ortadan kaldırılıyor. Bu durumda kız çocuğunu hamile bırakan istismarcının tespit edilmesi ve dava açılması mümkün değil. Daha önce çocuk istismarcısına örtülü af getiren yasa teklifini tepkiler nedeniyle geri çekmişken, şimdi yeniden bu kılıfla hayata geçirme derdindeler.
AKP hükümeti iktidarı boyunca kadına ve çocuğa yönelik çeşitli düzenlemelerle cinsiyet eşitliğini reddeden bir yaklaşım gösterdi. AKP hükümeti erkek egemen düzen içinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğini artıran, eril ve dinsel yaklaşımları devam ettirmek istiyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da bunu büyük bir memnuniyetle karşılamış görünüyor. Oysa çocuk istismarı ile ilgili davalar 10 yılda 3 kat arttı. Cinsel suçların %46'sı çocuklara karşı işleniyor, erkek veya kız çocuklarına taciz ve tecavüz haberleri ile hergün sarsılıyoruz. Kadın cinayetleri hiç hız kesmedi. Hala resmi evliliklerin %20'si 18 yaş altında ki kız çocuklarını kapsıyor. Bunlara yönelik çalışmalar yapması ve Meclis'te gündem oluşturması gereken; Sayın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı, "kutsal aile"yi koruma derdinde. Bakan, bu olaylara sadece bakıyor. Kadını kutsal annelik üzerinden tanımlamaya devam ediyor.
Biz kadınlar; bu anlayışı reddettiğimizi bir kez daha söylüyoruz. Kadın ve çocuk düşmanı yasalarınıza ve gerici eğitiminize izin vermeyeceğiz. Çocuklarımızdan elinizi çekin. Kadınları ucuz iş gücü olarak algılayan, eve kapatan, özgür iradesini yok sayan, aile içinde konumlandıran erkek zihniyetinize karşı mücadeleye devam edeceğiz." ifadeleri kullanıldı.