Bursa Barosu Genel Sekreteri Yeşil: Kadın ya da erkek fark etmeksizin yaşamak en kutsal hak (ÖZEL HABER)

Bursa Barosu Genel Sekreteri Yeşil: Kadın ya da erkek fark etmeksizin yaşamak en kutsal hak (ÖZEL HABER)

İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında kabul edilen uluslararası metinlerden... Son dönemin popüler tartışma konulardan biri haline gelen İstanbul Sözleşmesi'ne ilişkin açıklamalarda bulunan Bursa Barosu Genel Sekreteri Avukat Hüsniye Altın Yeşil, " Kadın ya da erkek fark etmeksizin yaşamak en kutsal hak. Bu sözleşme kadının ve erkeğin yaşam hakkını koru diyor devletlere.  İstanbul Sözleşmesi'nin en önemli özelliklerinden biri de hukuki bağlayıcılığı olan ilk sözleşme olması. Bu ne demek? İstanbul Sözleşmesi'ne imza atan devletlere, kendi içinde yasal düzenlemeleri yap ve sonrasında herhangi bir ihlal durumunda müdahaleni gerçekleştir, eğer bunu yapamıyorsan biz seni denetleyeceğiz diyen bir sözleşme" dedi.

2020.08.20 10:33 - Son Güncellenme: 2020.08.20 11:11 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
A
Bursa Barosu Genel Sekreteri Yeşil: Kadın ya da erkek fark etmeksizin yaşamak en kutsal hak (ÖZEL HABER)
06:23 Bursa Barosu Genel Sekreteri Yeşil: Kadın ya da erkek fark etmeksizin yaşamak en kutsal hak (ÖZEL HABER)

İLGİLİ VİDEO

Bursa Barosu Genel Sekreteri Yeşil: Kadın ya da erkek fark etmeksizin yaşamak en kutsal hak (ÖZEL HABER)

GÜLNAME PAÇA / BURSADA BUGÜN

İstanbul Sözleşmesi, Avrupa Konseyi tarafından 11 Mayıs 2011'de İstanbul'da imzaya açıldı.

İlk imzayı atan devlet ise Türkiye oldu.

Sözleşmenin en önemli özelliklerinden biri, biyolojik veya hukuki, ailevi bağ olup olmadığına bakılmaksızın ev içi şiddetin, kadınlara yönelik her türlü şiddetin önlenmesi ve Avrupa ülkelerini hukuki olarak bağlayan ilk belge olması.

Ülkemizde üst üste işlenen kadın cinayetleri, son olarak da Pınar Gültekin'in katledilmesiyle İstanbul Sözleşmesi'ne ilişkin tartışmalar alevlendi.

"KADIN YA DA ERKEK FARK ETMEKSİZİN YAŞAMAK EN KUTSAL HAK"

Bursa Barosu Genel Sekreteri Avukat Hüsniye Altın Yeşil, "İstanbul Sözleşmesi, ilk defa İstanbul'da imzaya açıldığı için tüm dünyada İstanbul Sözleşmesi olarak biliniyor. Aslında ismi Avrupa Konseyi Sözleşmesi. Kadınlara yönelik şiddetin ve hane içi şiddetin önlenmesini amaçlıyor. 2011 yılında o dönemin Avrupa Konseyi Başkanı'nın katkılarıyla İstanbul'da imzaya açıldı ve ilk imzalayan ülke olduk. Bununla gurur duyuyoruz. Ancak şu anda günümüzde İstanbul Sözleşmesi kaldırılsın diye kamuoyu gündemi oluşturuldu. Biz kadına yönelik şiddet konusunda neler yapılabiliriz diye konuşalım. Bunu tartışmamız çok üzücü. Çünkü hemen hemen her gün bir kadın cinayetiyle karşılaşıyoruz. Ülkemizde 2019 yılında 474 kadın öldürülmüş. Bu sayılar çok yüksek. Kadın ya da erkek fark etmeksizin yaşamak en kutsal hak. Bu sözleşme kadının ve erkeğin yaşam hakkını koru diyor devletlere. İstanbul Sözleşmesi'nin en önemli özelliklerinden biri de hukuki bağlayıcılığı olan ilk sözleşme olması. Bu ne demek? İstanbul Sözleşmesi'ne imza atan devletlere, kendi içinde yasal düzenlemeleri yap ve sonrasında herhangi bir ihlal durumunda müdahaleni gerçekleştir, eğer bunu yapamıyorsan biz seni denetleyeceğiz diyen bir sözleşme" dedi.

Av. Yeşil, "2011 yılında biz bu sözleşmeyi imzaladık, 2012 yılında onaylandı ve 2014 yılında yürürlüğe girdi. Sözleşmenin koşulu da, Avrupa Konseyi'ne üye olan 8 devletle beraber toplamda 10 devletin imzalamasıydı. Bu şart 2014 yılında gerçekleşti. Hemen hemen bütün üye devletler bu konuda yasal düzenlemelerini yaptı. Peki, bizim ülkemiz nasıl bir yasal düzenleme yaptı? 6284 sayılı bir yasamız var. Bu yasa kadına yönelik şiddeti önlemek için düzenlenmiş özel bir kanun. Çünkü ceza kanununda kadına yönelik şiddet düzenlenmemiş. Yani ceza kanununda kadınla ilgi yaralama, şiddet yer alırken, kadına yönelik şiddet düzenlenmemiş. Ama bu kanunda kadına yönelik herhangi bir şiddet olduğunda, korumadan yararlanabiliyor. Bir delil veya belge aranmadan, kadınlar buraya başvurup 6284'ten yararlanabiliyor" ifadelerine yer verdi.  

"ESASINDA KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN YASAL DÜZENLEMESİ YETERLİ"

"İstanbul Sözleşmesi ilk defa şiddetin tanımı yaptı" diyen Av. Hüsniye Altın Yeşil, "İstanbul Sözleşmesi, şiddetin sadece fiziksel olmadığını, ekonomik, psikolojik ve cinsel şiddetin olduğunu söyledi. Sonrasında bizim kendi ülkemizde hazırladığımız 6284 sayılı yasa, bize bu kavramların ayrı ayrı tanımını verdi. Şiddet mağdurlarının sadece fiziksel şiddet değil, diğer şiddet türlerinde de herhangi bir belge veya delil olmadan başvuru yaptığında korumadan faydalanmasını sağladı. Bundan önce bir yasamız vardı. 4320 sayılı yasa. Bu yasada sadece fiziksel şiddet olduğu zaman mahkemeler koruma kararı veriyordu. Fiziksel şiddeti de hastane ya da doktor raporuyla ispatlıyorduk. Bu kanunun en güzel yanı, kişi ben şiddet görüyorum dediğinde mahkeme sana hemen koruma veriyor. Eğer ihlal durumu varsa delil aranmaya başlanıyor. Çünkü tedbir kararının ihlalinde 10 gün kadar hapis cezası var. Şiddet mağduru bunu bildirdiğinde delil aranıyor ve şiddet mağduru delil ya da belgeyle uğraşmıyor. Psikolojik ve ekonomik şiddetin bir belgesi olamıyor maalesef. Bu yüzden İstanbul Sözleşmesi ve bizim kanunumuz çok önemli. Esasında kadına yönelik şiddetin yasal düzenlemesi yeterli. Asıl sorun uygulamada. Uygulamadaki eksikler giderilirse kadına yönelik şiddetin azalacağını düşünüyorum. İsteğimiz tabii ki tamamen bitmesi" şeklinde konuştu.

"İSTANBUL SÖZLEŞMESİ'NDEKİ HEDEF HERKESİN HER KONUDA EŞİT OLMASINI SAĞLAMAK"

Av. Hüsniye Altın Yeşil, "İstanbul Sözleşmesi'nde cinsiyet eşitliğinin sağlanması söyleniyor. Nedir bu? Kadın ve erkek eşittir ama uygulamada eşit miyiz? Maalesef uygulamada kadın ve erkek eşit değil. Devlet hakları eşit veriyor evet ama hakları kullanma noktasında da kadın ve erkek eşit olmalı. Örneğin; bir aile yapısında, kadın ve erkek birlikte çalışıyor. Bir de çocukları var. Çocuğa bakma görevi annede. Bu herkesin ailesinde gördüğü bir şey. Burada babanın çocuğa bakmasındaki engel nedir? Hiçbir engel yok. Sadece öğrenilmiş olan kalıplar. Toplumsal cinsiyet eşitliği bu noktada bizim önümüze geliyor. İstanbul Sözleşmesi'ndeki hedef, herkesin her konuda eşit olmasını sağlamak. Şiddete tamamen karşı. İstanbul Sözleşmesi'nin kamuoyunda eleştirilmesinin sebebi ne? Türk toplum yapısına aykırı, cinsel kimliklerden bahsediyor ve bunları savunuyor deniliyor. Hâlbuki İstanbul Sözleşmesi'nin hiçbir yerinde böyle bir tanım, ayrım yok. Sözleşme, cinsiyet ayrımı yapmadan, cinsel eğilimine bakmadan şiddeti önle diyor. İstanbul Sözleşmesi'ne karşı çıkan kişilerin "toplumun örf ve adetlerine aykırı" düşüncesine kesinlikle katılmıyorum. Çünkü Türk toplumunun adetlerinde eşi, kız çocuğunu ya da cinsiyet tercihleri yüzünden o kişileri dövmek, öldürmek diye bir şey yok. Şiddete karşı olan bir bireyin, İstanbul Sözleşmesi'ne ve sayılı kanuna karşı olmaması gerekir" dedi.

Av. Yeşil, "Geçen yıl 474 kadın öldürülmüş. Bu sadece ölüme ilişkin bir veri. Şiddet için ise her 10 kadından 4'ü şiddete maruz kalmış diyoruz. Bu sadece bizim ülkemizde değil dünyada da böyle. 3 kadından 1'i bir şekilde şiddete maruz kalmış deniliyor. İstatiksel anlamda çok güzel verilerimiz yok maalesef. Bakanlık bazı veriler yayınlıyor ama onlar da tam anlamıyla doğru değil, eksik. Çünkü birçok kadın şiddete uğradığı halde başvuru yapmıyor. Her 100 kadından 7'si başvuru yapıyor. Eğitimli kadın şiddete maruz kalmaz diye bir düşünce var. Kaldıysa da başvurur diye düşünülebilir. Tam tersine bazen eğitimli kadınlar bunu bir utanç olarak görüyor ve başvuru yapmıyorlar. Diğer kadınlar ise özellikle fiziksel şiddete maruz kaldığında bunu daha çabuk ifade edebiliyorlar. Çünkü görsel olarak dıştan belli oluyor ve komşusuna ya da bir akrabasına rahatlıkla söyleyebiliyor. Başvuru konusunda ise kanunlarımız her ne kadar yanında da olsa, kadınlar bu konuda başvuru yapmıyor. Erkekler de korumadan yararlanabiliyor. Bir erkek eşinden şiddet görüyorsa koruma talep edebiliyor. Ama erkeklerin başvuru yapması çok çok düşük bir ihtimal. Çünkü erkekler bunu gurur meselesi yaptıkları için başvuruda bulunmuyorlar. Erkeğe şiddeti çok konuşmuyoruz. Çünkü hep kadınlar ikinci planda. Her konuda eşit olduğumuzda bunları da rahatlıkla konuşabiliriz" diye belirtti.

Diğer Bursa Haberleri - Bölge Haberleri için tıklayın


2020.08.20 10:33 - Son Güncellenme: 2020.08.20 11:11 - HABER MERKEZİ
A