"Bursa altın madenciliği ile gündemde olacak"
Maden Mühendisleri Odası Bursa Temsilcisi Murat Üregen, Bursada Bugün'e madencilik ile ilgili önemli açıklamalar yaptı. Üregen, "Geçmişten günümüze yabancıların bu coğrafyadaki madenlere ilgisi devam emektedir. Milli politikalar oluşturulup madenlerimizin halkın refahını arttırmak için üretmeliyiz. Önümüzdeki dönemde Bursa altın madenciliği ile gündemde olacak" dedi.
2020.01.08 08:51 - Son Güncellenme: 2020.01.08 09:53 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
İLGİLİ VİDEO
"Bursa altın madenciliği ile gündemde olacak"
GÜLNAME PAÇA / BURSADA BUGÜN
Bursa, adından altın madenciliği ile söz ettirecek...
Maden Mühendisleri Odası Bursa Temsilcisi Murat Üregen, Bursada Bugün'ün sorularını cevapladı.İşte Üregen'in çarpıcı açıklamaları...
-Maden nedir? Maden Mühendisinin tanımı nedir?
Murat Üregen: "Yer kabuğunun çeşitli jeolojik olaylarla oluşmuş ekonomik değer içeren minareler topluluğuna maden denir. Dolayısıyla da madenlerin bulunduğu yerlerde işletilme zorunluluğu vardır ve tükenen kaynaklardır. Bu kaynakların halkın refahını artırmak için en ekonomik ve güvenli şekilde çıkarılıp sanayinin kullanıma sunulması da maden mühendisinin görevidir"
-Türkiye'deki madenciliğin geçtiği süreçleri ve şuandaki durumu anlatır mısınız?
Yaşadığımız coğrafyada madencilik en son Göbekli Tepe'nin keşfiyle 12.000 yıl öncesine dayanmaktadır. Osmanlı'dan önceki uygarlıklar madenleri işletip bu coğrafyada zengin uygarlıklar yaratmışlardır. Osmanlı döneminde ise 1850 yıllarına kadar madencilik yapılmış ancak bu yıldan sonra madencilik yabancıların eline geçmeye başlamıştır. 1850-1950 yılları arasında gezinilmemiş ve araştırılmamış tek bir bölge kalmamıştır. Şu an bile işletilen büyük maden ocakları, bu dönemlerde yabancılar tarafından bulunmuştur. İşletilen linyit, işletmelerin büyük çoğunluğu olan Almanlar tarafından bulunmuştur. Şu an çalışan büyük metal ocakları Alman, İngiliz, Fransız ve İtalyanlar tarafından bulunmuştur. 1940 yılına kadar yabancıların madencilik yapmalarına izin verilirken bakanlar kakarı kuruluyla bu imtiyaza laf kaldırılmıştır. 1935 yılında MTA kurulmasına rağmen hedeflenen sonuçlar alınamamıştır.
1945 yılında maden kanunu çıkarılmış ve 2004 yılına kadar bir değişiklik olmamıştır. 2004 yılından bu güne kadar yapılan kanun değişikliliklerinin sayısı ne yazık ki unuttum. Şu an da yeni kanun çalışmaları devam etmektedir.
Bu ülkede ki kaynaklar ne yazık ki geçmişte olduğu gibi çeşitli oyunlarla değerinin çok altında yurt dışına gönderilmeye devam etmektedir. 1850 yıllarında yabancıların madenlerimize başlayan ilgisi günümüzde de devam etmektedir. Kanunlar onların istekler doğrultusunda şekillendirilmekte ve ülke sömürüyle devam etmektedir.
-Son cümlenizi biraz açar mısınız?
2004 yılından bugüne kadar sektörün içindeyim. 2004-2012 yılında devlet ne kadar çok maden arama ruhsatı veriyor diye övünürdü. 2012 yılından 2019 yılına kadar ne kadar maden ruhsatı iptal ediyorum diye övünmeye başladı. Yani 2004-2012 yılında insanlara ruhsat verilerek tüm dağlar bedavaya bilgiler toplandı. 2012 sonrasında hem ruhsatlar iptal edildi hem de çıkarılan genelgeler ile sektör bir belirsizlik içine sokuldu. Hedeflenen belirsiz bir süreç ile sektöre yeni oyuncuların girmesinin engellenmesi ve mevcut yatırımcıların sektörden çıkarılması amaçlandı. Bu büyük ölçüde başarıldı.
Bundan sonraki süreçte de sektörde kalanların işleri yeni çıkan kanunlarla kolaylaştırılacak. Bu sadece sömürünün artmasına imkân sağlayacaktır.

-Altın madenciliğine bakışınızı biraz anlatır mısınız?
Resme büyük bakmak gerekiyor. 1994 yılında ordunun Güneydoğu'da alan savunmasına geçmesiyle dağlar boşaltılıp merkezi köyler oluşturuldu. Geçimini hayvancılıkla sağlayanlar yayla yasakları nedeniyle geçinemedikleri için büyük şehirlere göç ettirildi. Batı ve Orta Anadolu da hayvancılık ve tarım gelirleri düştüğünden büyük ve sanayi şehirlerine göç arttı. Dolayısıyla dağlar ve ormanlar insansızlaştırıldı.
Bunun en güzel örneği Orhaneli, Keles, Büyükorhan ve Harmancık'ta nüfus 170.000 iken günümüzde kağıt üzerinde 50.000 olup gerçekte 20.000'den fazla değildir.
Bu tablodan sonra Osmanlı dahi altın madeni işletirken 2005 yılına kadar bir altın işletmemiz yoktur. 2004 yılında değişen kanunla ülkemiz bir anda altın üreticilerinin akınına uğramıştır. Şu an benim bildiğim 21 tane düşük tenör geniş yayılımlı altın projesi vardır. Çalışanların da tam sayısını bilmiyorum. Ancak Kaz Dağları gibi nice bölgelerde yaşayan insan sayısı azatlığından bu projelere engel olabilecek yerel halk kalmamıştır. Hatta bölgeler terk edildiğinden aman işletmeler açılsın benim 1 TL eden tapum 1000 TL yapacak düşüncesi hâkimdir.
Geçmişten günümüze yabancıların bu coğrafyadaki madenlere ilgisi devam emektedir. Milli politikalar oluşturulup madenlerimizin halkın refahını arttırmak için üretmeliyiz.
Madenler o kadar çok ki bizler sadece nelere sahip olduğumuzu bilmiyoruz. Türkiye'deki madenler ile genel bir inanış vardır. ''Her türlü maden var, tenörce zengin ama büyük rezervler yoktur'' şeklinde ama altın madenciliği göz önüne alındığında yüzlerce yıl çalışmış balya, maden, Murgul gibi ocaklar dikkate alındığından bunun doğru olmadığı görülmektedir. Yapımcıların kanun yapımına gösterdikleri ilgide düşünüldüğünde bunun doğru olmadığı görülecektir. Madencilik yapılmalı mı? Evet, yapılmalı Her yerde yapılmalı mı? Hayır, her yerde yapılmamalı. Madenciliğin yapılamayacağı bölgeler net olarak tanımlanmalı ve bu bölgelerde kesinlikle madenciliğe izin verilmemelidir. En önemlisi de madenler halkın refahını artırmak için üretilmelidirler.
Diğer bölgelerde gerekli tedbirler ortaya konulmalı ve tedbirlerin uygulaması sağlanmalıdır. Bunun mantığı da şuan ki kanun mantığı olmamalı kaynak israfı olmaması, çevreye zarar vermemesi, toplumun refahını arttırması gibi ilkeler kanunla sağlanmalıdır.
-Bursa ilinde madenciliğin durumunu anlatır mısınız?
Bursa ili mermer, kömür, krom, altın, bor, kurşun-çinko, demir, mangan ve volfram gibi madenler açısından oldukça zengindir. Mermer, krom, kömür işletmeleri aktif olarak çalışmakta diğer madenler ise de yoğun olarak çalışmamaktadır.
Önümüzdeki süreçte özellikle altın madenciliğinde gündem olacaktır. İnegöl, Orhaneli ve Mustafakemalpaşa'da bulunan 3-4 proje vardır. Büyükorhan bölgesinde arama faaliyetleri devam etmektedir. Kısaca önümüzdeki dönemde Bursa altın madenciliği ile gündemde olacaktır.
-Maden sektörü ile ilgili öneriniz nedir?
Altın madenciliği göz önüne alındığında 2005 yılında çalışan ocağımız yokken 15 yıl içinde yılda 30 ton üretimine çıkmıştır. Yeni sahalarında üretime geçmesiyle bu sayı yılda 50 ton civarına çıkacaktır. Üzücü olan ise altın üreticilerinin bir kısmının yerli firmalar gözükmesine rağmen hemen hepsi yabancıların denetiminde olup ülkemizin refahına gerekli katkıya sağlamamasıdır.
Bu gerçekler görülüp ilk önce rezervlerimiz yok söyleminden vazgeçip Anadolu da kurulmuş zengin uygarlıklar düşünülüp bu ülkenin maden açısından zengin bir ülke olduğunu kabullenip bu değerin ortaya çıkarılması için gerekli zihinsel çalışmaları başlatmak bunun için de doğru bildiklerimizi bile tekrar tekrar sorgulayıp yeni doğrular bulmamız bulacağımız yeni doğrular ile de zenginliklerimizi tanımlamamız gerekmektedir. Yukarıdaki süreçten sonra da yani zenginliklerimiz tanımlandıktan sonra çevre ve insanla uyumlu projeler geliştirilip projeler sonucu işletmeyle ortaya çıkacak zenginliklerinde halkın refahını arttırmak için kullanımı sağlanmalıdır. Kısaca sağdığım ilkeler doğrultusunda Milli, Ulusalcı, Halkçı ve Çevreci bir madencilik politikası oluşturulup tüm kanunlarında bununla uyumlu olması sağlanmalıdır. Ülkenin maden kaynakları tükenir kaynaklardır. Bu kaynakların bizden sonraki nesillere aktarılma sorumluluğu mevcut kaynakların en ekonomik şekilde işletilmesi sorumluluğu bize aittir. Tarımıyla insanıyla hayvanıyla ağacıyla suyuyla bu bir bütündür ve hepsi birbiriyle uyumlu olarak sürdürülebilir. Bu ancak ulusal milli halkçı ve çevreci politikalar ile sağlanabilir. Bunun da tek bir şartı vardır 'nelere sahip olduğumuzu bilmek'. Nelere sahip olduğumuzu bilmezsek altın madenciliğinde olduğu gibi birileri gelir ve zenginliklerimizi alıp gider.