Bursa 17 Ağustos depreminin 24'üncü yılında acıları anıyor

Bursa 17 Ağustos depreminin 24'üncü yılında acıları anıyor

Bursa, bu yıl da 17 Ağustos depreminin 24. Yılında çeşitli etkinlikler ve anma törenlerine ev sahipliği yapıyor. Bu kapsamda Türk Mühendis ve Mimar Odaları birliği (TMMOB) Bursa İl Koordinasyon Kurulu (İKK), 17 Ağustos depreminin 24'ncü yılı sebebiyle Bursa Akademik Odalar Birliği'nde (BAOB) anma programı gerçekleştirildi.

2023.08.17 10:50 - Son Güncellenme: 2023.08.17 12:13 - Bursa Bölge - GÜLSÜN ARSLAN
A
Bursa 17 Ağustos depreminin 24'üncü yılında acıları anıyor

GÜLSÜN ARSLAN / BURSADA BUGÜN 
 
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Bursa İl Koordinasyon Kurulu (İKK) tarafından düzenlenen etkinlikle depremin yıldönümü anılıyor. Programın moderatörlüğünü TMMOB Bursa İKK sekreteri Şirin Rodoplu Şimşek üstlenirken Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Engin Er, Jeofizik Mühendisleri  Odası Bursa Temsilcisi Güven Arslan,  İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Ülkü Mercan Küçükkayalar, Peyzaj Mimarlar Odası Başkanı Fulya Akfidan Sevim konuşmacı olarak yer aldı.

TMMOB Bursa İKK sekreteri Şirin Rodoplu'nun konuşmalarından satırbaşları;

"17 Ağustos 1999 tarihinde Kocaeli-Gölcük merkezli; büyüklüğü, etkilediği alanın genişliği, sebep olduğu kayıplarla ülkemizin son yüzyılda yaşadığı en büyük felaketi sandığımız Marmara Depremi'nin ve ardından yaşanan 12 Kasım 1999 Düzce depreminin üzerinden 24 yıl geçti. 6 ay önce ise yeniden yüzyılın felaketi diye tanımladığımız 6 Şubat Depremlerini yaşadık. Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen bu depremler felaketlerin en büyüğü oldu. 1999 Gölcük depremi Cumhuriyet tarihinin en büyük depremlerinden biri olarak kayıtlara geçmiş. 7,4 büyüklüğündeki bu deprem tüm Marmara Bölgesini etkiledi. Deprem, 20 bin civarında yurttaşımızın canına mal olurken 50 bin civarında yaralanmaya sebep olmuştu. Bölgede yaklaşık 113 bini yıkık ve ağır hasarlı olmak üzere toplam 365 bin bina hasar gördü. 99 depremlerinin can ve mal kayıplarının yanı sıra ekonomiye de etkisi büyük oldu, 2001 ekonomik krizinin önemli sebeplerinden biri olarak kabul edildi. 

GEÇEN 24 YILDA BİNALARIMIZ DEPREME DAYANIKLI HALE GETİRİLMEDİ

Depremlerin yarattığı yıkımın ve yaşadığımız toplumsal travmanın büyüklüğüne rağmen, 17 Ağustos 1999'dan bu yana 24 yıl boyunca deprem gerçeği ile gerçekten yüzleştigimiz, yeni depremlere hazırlanma konusunda yeterince mesafe kaydettiğimiz söylenemez. 6 Şubat depremlerinde yaşananlar bu gerçeğin en somut göstergesidir. 6 Şubat 'ta Kahramanmaraş'ta yaşanan ve hala farklı pek çok bölgede sıklıkla yaşamaya devam ettiğimiz depremler, depremin ülkemiz için ne kadar önemli bir tehlike potansiyeli olduğunu tekrar hatırlatmaktadır. Mevcut durumda artan nüfus ve yapılaşma nedeniyle yaşanacak benzer felaketlerin sonuçlarının yine çok ağır olacağı ortadadır. 

Ülkemizde mevcut yapı stokunun yüzde 60'ı mimarlık ve mühendislik hizmeti almamıştır. TBMM'nin İzmir depremi sonrası kurduğu Araştırma Komisyonunun Temmuz 2021 tarihli raporuna göre Türkiye'de 10 milyon civarında olan yapı stoğunun 6-7 milyon civarında olan kısmı riskli yapı statüsündedir. Buna karşın; 2012 yılından bugüne kadar yalnızca 197 bin yapı için riskli yapı tespiti yapıldı ve bunlardan 165 bin yapı yıkıldı. Bu risk ortadan kaldırılmadığı sürece ülkemiz büyük yıkımlarda defalarca yüzleşeceği gibi, depremler sonrası müdahalelerde de yetersiz kalmaya mahkum olacaktır.

20 YILDA 13 MİLYONU AŞKIN KONUT ÜRETİLDİ

Son 20 yılda 2,7 milyar metrekare alan için inşaat izni verilerek 2 milyon 144 bin 656 yeni yapı ruhsatı düzenlendi. 13 milyon 348 bin 492 konut üretildi. Bunlardan kaçı doğru zemin etütleri, uygun mimarlık ve mühendislik proje süreçleri en nihayetin de de gerekli denetimi gördü, tartışılır.

KENTSEL DÖNÜŞÜM AMACINDAN SAPTIRILDI  

Yine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının tahminlerine göre 600 bin civarında riskli olduğu belirtilen yapı varlığına karşın 81 bin 228 binanın 'Kentsel Dönüşüm' kapsamında yıkılıp yenilendiği TBMM'nin Mayıs 2023 tarihli raporunda ifade edilmektedir. Buna göre Istanbul' da ki riskli yapı dönüşümünün son 11 yıl içerisinde %13-%14 civarında kaldığı görülmektedir. Aynı yöntemlerle devam edilmesi halinde Istanbul'un güvenli bir yapılaşmaya kavuşması 80 yıl gibi bir zamana yayılacaktır. Kaldı ki bu türlü bir dönüşümün sağlıklı bir kentsel dönüşüm projesi olmadığını aynı rapordaki veriler ortaya koymaktadır. Istanbul' da dönüştürülen 81 bin 228 binadaki 381 bin 214 konut ve 53 bin 942 iş yerine karşılık, 702 bin 593 konut ve 64 bin 256 iş yeri yapıldığı ifade edilmektedir. %85 civarındaki yoğunluk artışı kent üzerinde ulaşım, alt-yapı, sosyal olanaklar gibi konularda büyük bir başlı oluşturup yaşanamaz kentler yaratırken, deprem açısından da yapısal riskleri kentsel risklere dönüştürmektedir.

BÜTÜNCÜL VE BİLİMSEL BİR ANLAYIŞA İHTİYAÇ VARDIR 

Devlet tüm yurttaşlara eşit, sağlıklı, güvenlikli yaşama koşullarında nitelikli yaşam çevreleri sağlamakla yükümlüdür. Bugüne kadar pek çok yurttaşın hayatına mal olmuş ve olmaya devam eden rant odaklı planlama, kentleşme ve yapılaşma politikaları terk edilmelidir.

RİSK YONETİM SİSTEMİ OLUŞTURULMALI 

Yapı denetim sistemi TMMOB ve bağlı odalar, üniversiteler ve ilgili kesimlerin katılımıyla kamusal bir anlayışla yeniden düzenlenmeli. Yeterli bir risk yönetim sistemi oluşturulmalıdır.

SAKINIM PLANLARI HAZIRLANMALI 

Ülke genelindeki yapılar incelenmeli, riskli yapılar tespit edilmeli ve güvenli hale getirilmelidir. Uygun olmayan zemin ve arazilerdeki yapılar derhal boşaltılmalıdır. Tüm yaşam alanlarımız bilimin ve teknolojinin rehberliğinde, insanların ihtiyaçları doğrultusunda ve doğayla barışık biçimde yapılandırılmalıdır.

MÜHENDİSLİK VE MİMARLIK KANUNU DEĞİŞTİRİLMELİ

1938 yılından bugüne değiştirilmemiş olan 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Kanunu değiştirilmeli. Meslek odalarının kendi meslektaşlarını yetkinliklerine göre belgelendirme ve yetkilendirme hakkı getirilmelidir. Tüm dünyada olduğu gibi meslek içi eğitim, mesleki bilgiyi ölçme ve değerlendirme, mesleki faaliyetlerin ve meslek etiğinin takibi gibi süreçler ancak Meslek Kuruluşları aracılığı ile yapılabilir ve sürekliliği sağlanabilir.

İNSAN ODAKLI DİRENÇLİ KENTLER OLUŞTURULMALI 

38 yıl önce yürürlüğe giren ve Amaç başlığı altında dahi afet güvenliğini göz ardı etmiş olan 3194 sayılı imar kanunu günümüz şehircilik, planlama, yapı üretim ve denetim hizmet ihtiyaçlarına yanıt veremez ve ulusal afet mevzuatıyla kopuk bir durumdadır. İmar yasasının BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasında yer alan 'İnsan Odaklı Dirençli Kentler' yaratılmasına hizmet edecek, afet mevzuatı ile uyumlu, mevcut planlama sürecindeki karmaşayı giderecek şekilde yeni bir 'İmar Kanunu' hazırlanmalıdır. 

MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ 

Bu vesileyle afetlerde kaybettiğimiz yurttaşlarımızı rahmet ve saygıyla anıyor, sahip olduğunuz mesleki ve uzmanlık sorumluluklarımız kapsamında, doğal afetlerin tahribata ve can kaybına yol açmasının temelinde yer alan bilimsel kentleşme, mimarlık ve mühendislik ilkelerine aykırı uygulamalar karşısında mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdüreceğiz."

 

Diğer Bursa Haberleri - Bölge Haberleri için tıklayın


2023.08.17 10:50 - Son Güncellenme: 2023.08.17 12:13 - GÜLSÜN ARSLAN
A