Bu ülkeler hala 2022'de!
Biz ve neredeyse tüm dünya 2023'e girmişken henüz 2023'e girmeyen ülkeler var. Hatta 2023'e gitmek yerine geriye sayan ülkeleri de görmek mümkün. Tuz ve Keder Evi kitabının yazarı Erin Craig bu ülkeleri tek tek yazarken, "Dünyanın dört bir yanında insanlar farklı takvimlere göre yaşıyor ve bazıları için bu sıra dışı doğum günü kutlamalarıyla sonuçlanıyor" ifadelerini kullandı.
2023.01.05 10:05 - Son Güncellenme: 2023.01.05 10:06 - Güncel - HABER MERKEZİ
Tüm dünyada geçtiğimiz hafta sonu 2023 yılı başladı. Ama dünyanın bazı yerlerinde henüz 2023 gelmedi. Myanmar'a gittiğinizde 1384 yılına geri gidip; Tayland'da ise 2566'ya atlayabilirsiniz.
Bugün Faslı bir kişi için 1444 yılındayız fakat çiftçilik yapanlara göre yıl 2972. Etiyopyalılar 2015 yılına girmek üzereler çünkü bir seneyi 13 ay olarak hesaplamaktalar.
Güney Kore'de de yeni yıl herkesin kendi doğum günü olarak kutlanıyor.
Güney Koreliler 1 yaşında doğarlar ve herkesin yerel ve uluslararası (sıfırdan sayılarak) takvime göre olmak üzere iki resmi yaşı vardır. Buna ek olarak 1 Ocak'ta tüm ülke birlikte bir yaş daha alır ve üç farklı yaş hesaplanabilir.
Bunla birlikte, Koreliler kişisel doğum günlerini Miladi takvime göre mi yoksa geleneksel Ay takvimine göre mi kutlayacaklarını da seçebiliyorlar.
MİLADİ TAKVİM NASIL OLUŞTU VE KABUL EDİLDİ?
BBC Türkçe'den Tuz ve Keder Evi kitabının yazarı Erin Craig'in haberine göre; bir tarih (örneğin 1 Ocak 2023), belirli bir zaman işleyiş sisteminin, bu durumda Miladi takvimin ürünüdür.
Günümüzde havacılıktan siyasete uluslararası birçok sektörde ISO onaylı küresel standart takvim olarak Gregoryen takvimin kullanımı zorunlu. Takvimin, son derece doğru ve verimli olduğu varsayılabilir.
Ancak hakim takvim anlayışının gelişmesi büyük ölçüde emperyalist kültürle bağlantılıydı.
Hristiyan dini doktrinin ve Rönesans biliminin bir ürünü olan Gregoryen takvimi, o dönemde Jülyen takvimine göre düzenlenen Katolik takvimi ile gerçek Güneş yılı arasındaki kaymayı düzeltmek için kurgulandı.
Gregoryen takvimi mevsimlerdeki uyumsuzluğu 10 günden 26 saniyeye indirdi.
Yine de 1582'de tanıtıldığında beklenmedik bir direnişle karşılaştı: Ne Protestanlar ne de Ortodoks Hristiyanlar, sadece Papa'nın fermanına dayanarak zamanı yeniden tasavvur etmek istemiyordu.
Bu nedenle, Avrupa'nın yalnızca Katolik bölgeleri 1600'de yeni takvimi zamanında benimsedi.
Japonya ve Mısır gibi Hristiyan olmayan ülkeler Gregoryan takvimi zaman tutma yöntemlerine dahil etti ancak Romanya, Rusya ve Yunanistan gibi Ortodoks ülkeler 20. yüzyıla kadar bu takvimi reddetti.
2000 yılına kadar Avrupa çapında oybirliği sağlanamamıştı.
Bununla birlikte, çoğu büyük emperyal güç, sömürge döneminin dünyanın yüzde 80'inden fazlasını Avrupa egemenliği altına aldığı 19. yüzyılın ortalarında Gregoryen takvimi kullanıyordu.
Eşzamanlı olarak Avrupalı ve Amerikan bilim ve iş toplulukları uluslararası ticareti kolaylaştıracak evrensel bir Dünya Takvimi için çalışmalara başlamıştı.
Gregoryen takviminin bu amaçla kullanımı neredeyse sorgulanmadan kabul edildi.
Avrupa'nın fethetmediği bölgelere takvim başka yollarla yayıldı.
Tarihçi Vanessa Ogle, Zamanın Küresel Dönüşümü adlı kitabında, kapitalizmin, evangelizmin ve bilimsel tekdüzelik tutkusunun zamanı standartlaştırmada en önemli rolü üstlendiğini öne sürüyor.
Buna göre sömürgecilik temel bir faktör bile değildi.
Beyrut, 1800'lerin sonlarında almanaklarında Gregoryen tarihleri kullanmaya başladığında Osmanlı yönetimi altındaydı.
Japonya hiçbir zaman sömürgeleştirilmedi ancak 1872'de Gregoryen takvimini benimsedi.