Bizim Sayfa Ramazan sayfası aydınlatıyor

Bizim Sayfa Ramazan sayfası aydınlatıyor

Türkiye Gazetesi'nin Ramazan ayı dolayısıyla yayınladığı Bizim Sayfa, merak edilen konulara açıklık getirirken, tarihi ve kültürel bilgilerle de aydınlatıyor.

2011.08.01 18:19 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
A
Bizim Sayfa Ramazan sayfası aydınlatıyor

Meşhurların Son Sözleri


Vehbi Tülek
vehbi.tulek@tg.com.tr



İmâm-ı Busayrî hazretleri
İmâm-ı Busayrî hazretleri, 1212 (H.609) senesinde Mısır'da Busayr şehrinde doğdu. 1295 (H.695) senesinde Mısır'da İskenderiyye şehrinde vefât etti. Cenazesi Kahire'ye getirilip Kurâfe Kabristanında, İmâm-ı Şâfiî hazretlerinin yanına defnolundu...
İmâm-ı Busayrî hazretlerine, ömrünün sonuna doğru felç hastalığı geldiğinden, bedeninin yarısı hareketsiz kaldı. Allahü teâlâya, hastalığına şifâ vermesi için Resûlullah'ı vesîle edip çok duâ eyledi. İnsanların en üstünü olan Peygamberimizi öven meşhûr kasîdesini hazırladı. Rüyâda Resûl-i ekreme okudu, çok beğendiler, hoşlarına gitti. Üzerlerinde bulunan mübârek hırkasını çıkarıp, İmâm-ı Busayrî'ye giydirdiler. Bedeninin felçli yerlerini mübârek eli ile sığadılar. Uyanınca, vücûdu sıhhate kavuşmuş idi. Ayrıca Peygamber efendimizin rüyâda giydirdiği hırka-i seâdet de üzerinde idi. Bunun için bu kasîdeye Kasîde-i Bürde denildi. "Bürde" hırka, palto demektir.
İşte o Kasîde-i Bürde'den bir kısım:

Selem ağaçlarının bulunduğu yerdeki,
Peygamber dostlarını yâd mı ağlatan seni?

Medîne rüzgârı mı, söyle seni ağlatan?
Gece çakan şimşek mi yoksa İdem dağından?

Gözlerine ne oldu, dur dedikçe akmakta?
Kendine gel dedikçe, kalbin coşup yanmakta?

Hazret-i Muhammed'in, kerem yağmurlarından,
Bir damla almak ister, bilcümle peygamberân.

Zâhirî ve bâtınî, rûhânî ve cismânî,
Varlıkların hepsinden O'dur Hakk'a sevgili.

Hudutsuzdur zâtının fazîlet ve kemâli,
Mümkün değil anlatmak, dil ile kemâlini.

Eğer Resûlullah'ın cümle mûcizeleri,
Büyüklüğünü dile getirebilse idi,

Mübârek isimleri anıldığı zamanda,
Hep çürümüş kemikler dirilirdi bir anda.

Tâkatımız üstünde, bize yük yüklemedi.
Baş ve göz üzeredir, emir ve nehiyleri.

Hakîkî değerini, anlatmaktan âciziz.
Bu yönüyle övmekten, yeğdir sükût etmemiz.

Peygamber efendimiz, güneş gibidir bilin,
Ondan ziyâ bulmakta nücûm-ı resûllerin.

Allah O'nu ahlâkta, tezyîn edip yarattı.
Güzel huy, güler yüzle, bezemiştir zâtını.

Latîf yaratılmıştır gül ve çiçek misâli,
Parlak ve şereflidir, ayın on dördü gibi.

Himmetli ve gayretli o Nebî zaman kadar,
O'nun cömertliğinde, damladır okyanuslar.

Mübârek bedenini, kucaklayan toprağın,
Kokusu misk-ü anber gibi hoştur, inanın.

Ne mutlu o toprağı, koklayıp öpenlere,
O mübârek kokuyu sîneye çekenlere. 

 

Kuş, köpek ve zehir

Abdüllatif Uyan
abdullatif.uyan@tg.com.tr
Bir gün Hazret-i Ömer radıyallahü anh evinde otururken biri gelip; "Bizans'tan bir elçi geldi efendim" diye arz etti. Halîfe cevâben;


"İçeri alın" dedi.
Elçiyi odaya aldılar. Bizans imparatoru bu elçiyle üç hediye göndermişti Halîfeye.
Bir kuş, bir köpek.
Bir şişe de zehir.
Hazret-i Ömer elçiye kuşu gösterip sordu:
"Nedir bu?"
"Doğan kuşu efendim."
"Ne işe yarar?"
"Çok yaman avcıdır efendim. Şöyle ki, bugüne kadar pençesinden kurtulan olmadı."
Halîfe, adamlarına;
"Salın bunu!" buyurdu.
Çözüp saldılar.
Sonra köpeği gösterdi:
"Bu nedir?"
"Cins tazı köpeği."
"Ne işe yarar?"
"O da pek yaman avcıdır efendim. Bugüne kadar elinden kurtulan olmadı."
Emretti yine:
"Salın gitsin bunu da!" Zincirini çözüp saldılar. Sıra 'zehir'e gelmişti. Sordu yine:
"Ne var bu şişede?"
"Zehir var efendim."
"Ne işe yarar?"
"Zerresi bir insanı öldürür. Teb'anızdan bir düşmanınız varsa, bununla onun şerrinden kolay kurtulursunuz efendim."
Hazret-i Ömer;
"Pekâlâ" dedi.
Ve o şişeyi eline alıp; "Tek düşmanım nefsimdir, başka düşmanım yoktur" buyurdu ve şişeyi ağzına yaklaştırdı.
Bismillah dedi.
Ve içti hepsini.
Elçi bunu görünce, hayretinden bayılıp yere düştü. Ayıldığında da Halîfeyi sağ sâlim ve âfiyette görünce, kalbi değişti.
Şehâdeti okudu.
Müslüman oldu.
 

Orucun farzları

M. Ali Demirbaş
mehmetali.demirbas@tg.com.tr
01 Ağustos 2011 Pazartesi


Sual: Orucun farzları nelerdir? CEVAP: Orucun farzı üçtür: 1- Niyet etmek, 2- Niyeti, ilk ve son vakitleri arasında yapmak, 3- İmsak vaktinden güneş batana kadar orucu bozan her şeyden sakınmak.
Ramazanda ve nafile oruçlarda niyetin vakti, güneş battıktan sonra başlar. Son vaktiyse, ertesi günü dahve-i kübra vaktine kadardır. Kaza ve kefaret oruçlarındaysa, akşamdan imsak vaktine kadar niyet edilebilir. Ramazanda oruca niyet ederken, akşamdan imsak vaktine kadar (Yarın oruç tutmaya), imsak vaktinden sonraysa (Bugün oruç tutmaya) denir. Yanılıp yanlış söylense de, oruç tutulacak gün bilindiği için mahzuru olmaz. Gece yatarken yemeği yiyip veya yemek yemeden niyet edilse, sonra gece uyanınca, sahura kalkınca yemek yemekte mahzur yoktur. Akşam yemeği yerken niyet etmek iyi olur. Niyetten sonra da, imsak vaktine kadar yiyip içmekte mahzur yoktur. Sahura kalkınca da, daha önce niyet edilmiş olsa da, imsak vaktine kadar yiyip içilebilir.
Ramazanda, (Yarın dişim ağrımazsa oruç tutarım, ağrırsa tutmam) diye akşamdan niyet edilse, böyle şüpheli niyetle oruç tutmak sahih olmaz. Niyetin son vaktinden önce, kesin karar vermek gerekir.
Oruç tutmak niyetiyle yatmak da niyettir, sahura kalkılmasa da oruca niyet edilmiş olur.
İmsak, gecenin bitimi, yiyip içmenin yasak olduğu vaktin başlamasıdır. Farklı takvim ve imsakiyeler hakkında, www.turktakvim.com sitesinde, Bilgiler kısmında geniş açıklama vardır.

KEFARET GEREKTİRENLER
Sual: Orucu bozup kefaret gerektirenler nelerdir?
CEVAP: Şunlardır: 1- Bilerek yiyip içmek. 2- Cinsel ilişkiye girmek. 3- Ramazanda, kaza gereken bir şey yaparak orucunu bozanın, bu ramazanın başka gününde de bu şeyi, nasıl olsa kefaret gerektirmiyor diye kasıtla yine yapması. 4- Sigara içmek. 5- Gıybet, sürme çekmek ve kan aldırmak gibi, orucu bozmadığı iyi bilinen şeyden sonra, oruç bozuldu sanarak, yiyip içmek. 

 

Diğer Bursa Haberleri - Bölge Haberleri için tıklayın


2011.08.01 18:19 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - HABER MERKEZİ
A