BAŞKA ŞEHRE TAŞINMALISIN
Eşi ve kayınvalidesinin yaptıklarından sonra, polis T.A.'ya bunu önerdi.
2011.04.04 16:42 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Güncel - HABER MERKEZİ
Türkiye'de yaşanan vahşet, cinayet, yaralama haberlerine bir yenisi daha eklendi. Bu kez hem kocasından hem kocasının ailesinden şiddet gören 33 yaşındaki T.A., mahkeme yoluyla başvurabileceği her türlü her yönteme başvurduğu halde, birçok kadın gibi, hala kendini güvende hissetmiyor...
Yaşadıklarını şöyle anlatıyor T.A.:
"2 yaşında oğlum var. Eşimden ayrı, ailemle yaşıyorum. 3 yıllık evliyim ve bu süre içinde de eşimin sürekli olarak hem fiziksel hem de sözlü şiddetine maruz kaldım. Tipik Türk kadını düşüncesiyle belki düzelir ve çocuğum için dayanmalıyım diye katlanıyordum.
"Evde çıkan bir tartışmada eşim, kayınvalidem ve kayınpederim tarafından dövüldüm. Polis çağırdım ve şikâyetçi oldum. Darp raporu aldım. Kavga sırasında kayınvalidem üzerime saldırdığında onu itmemden dolayı boynunda sıyrıklar oluşmuş. O da benden şiyaketçi oldu ve darp raporu aldı.
"Benim gözüme kan oturdu, kafam şiş, boynum çizik, kolum ve kulağımda sıyrıklar vardı.
"Karakolda ifadeler alındıktan sonra bize gidebilirdiniz dediler. Ben şok geçirdim. Tekrar aynı eve onlarla beraber nasıl gidecektim ve benim can güvenliğimi kim sağlayacaktı? Ailem o sırada başka bir ilde yaşıyordu. Gecenin bir yarısı nereye gidecektim? Mecburen aynı eve dönmek zorunda kaldım. Bana küfürler hakaretler edildi. Uykusuz geceden sonra çocuğumu sabah arkadaşa bıraktım. Çocuğum o zaman 17 aylıktı.
"Kayınvalidem beni dövdüğünde ne yapmam gerekiyordu? Beni öldürdüklerinde mi 'evet bu kadın haklı' diyecekler?
"Aile mahkemesine evden uzaklaştırma kararı aldırmak için başvurdum. Fakat kalemde görevli kişilerin anlattıklarını anlamayabilirim, yardımcı olmaları gerekiyor. Asık suratla ve ilgisiz yaklaştılar.
"Eşim ve ailesi 6 ay evden uzaklaştırma aldı. Bu sürede yine saldırdılar ve 2 raporum daha var. Ama kimsenin bir şey yaptığı yok. Bir sürüde karakola şikâyetim var.10 aydır mahkeme karakol arasında gidip geliyorum. Ama çözüm yok. Hiç bir kuruluş yardımcı olamıyor sadece Güzin Ablacılık oynuyorlar.
"Evden uzaklaştırma kararında da yanlışlıklar var. Çocuğu görmek için mahkemeye başvurdu ve 15 günde 1 görme verildi. Bu bana zarar veriyor. Yalandan yere verilen uzaklaştırma kararı var. O kararıda almak öyle kolay değil, mahkemeyi beklersen 25 günü bulur.
"Devlet sahip çıkamazsa bu ülkede daha çok Ayşelerin, Fatmaların canı yanar. Ölüm oranları artar. Bizim tek suçumuz nedir biliyor musunuz? 'Kadın olmak'tır."
T.A.'nın bu anlattıklarından sonra, dava sonuçlandı ve verilen para cezalarının hükümlerinin açıklanması ertelendi. 'İyi hal' indirimi alan eş, kayınvalide ve kayın peder serbest kalırken, T.A.'nın korunması için hiçbir önlem alınmadı...
"Bu sefer eşim beni sürekli olarak tehdit ediyor.1 hafta önce savcılığa can güvenliğim olmadığı için dilekçe verdim 4320 yasası 3 ay yaklaşmama kararı çıktı. Ama bu işe yaramıyor daha önce de 6 ay verilmişti. Valiliğe başvuru yaptım ve kaymakamlıktan yetkili kişiler gelip benimle görüştüler. Ben gerçekten korkuyorum ve koruma istiyorum ama karşımda muhatap bulamıyorum. Bana sığınma evine yerleşebileceğim söyleniyor fakat ailem de tehdit altında. Ayrıca benim bir işim var. İşten çıktından sonra bana kim bakacak?
"Hakim çocuğumu babasının 15 günde 1 görme kararı vermişti. Babası oğlumu alırken aileme saldırmasından, akşam da getirdiğinde bana saldırmasından korkuyorum. Dün yardım için karakola gittim, en azından çocuğu babası almaya geldiğinde yanımda olmaları için. Ama karakol olay olmadan müdahele edemeyeceğini söyledi. Yani önlem almak adına bir şey yapılmıyor.
"Bir öneri de diğer polisten geldi; 'başka şehre taşınmalısın'. Şaka gibi! Önlem alınacağı yerde işin kolayına gidiliyor. Beni öldürdükten ya da hastanelik ettikten sonra polis gelmiş, gelmemiş ne fark eder ki? Eşimle 2 tane daha ceza davamız var. Beni dövdüğü için ve ailemi dövmeye kalktığı için. Beni bu davalardan vazgeçmem için zorluyor. Çok korkuyorum, ne yapacağımı bilemiyorum. Eşimin hapse girmesi de çözüm değil, 1-2 sene rahat ederim ama sonrasında olacakları düşünmek dahi istemiyorum. Her gün ölüm korkusuyla yaşamak beni delirtiyor. Sesimi duyuramıyorum!"
HABERTÜRK