"Basın özgürlüğünün dibe vurduğunun tescilidir"
AK Parti'nin kurucu genel sekreteri ve eski başbakan yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır, 14 Aralık'ta bazı medya kuruluşlarına yapılan polis baskınıyla Türkiye'de basın özgürlüğünün dibe vurduğunu söyledi.
2014.12.15 15:43 - Son Güncellenme: 2014.12.15 16:00 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
Yalçınbayır, "14 Aralık kayda geçmiştir, bu kayıt silinecek bir kayıt değildir. Bundan kurtulmak ancak özür dilemekle ancak tövbe etmekle, ancak o doğrultuda inanıp sabırla çalışmakla mümkündür. Herkesin burada kenetlenmesi gerekir." dedi.
Cihan Haber Ajansı(Cihan) muhabirine açıklamalarda bulunan Yalçınbayır, insan hakları bakımından temel hak ve özgürlükler bakımından insanoğlunun zararda ve hüsranda olduğunu kaydetti. Bunun uygulamasını tarih boyunca gördüklerini belirten Yalçınbayır, dün medyaya yönelik düzenlenen 14 Aralık operasyonun da bunun bir örneği olduğunu dile getirdi. Operasyonun husumete dayalı düzenlendiğini savunan Yalçınbayır, "Operasyonun, hukuki dayanakları, temelleri fevkalade zayıf, husumete dayalı bir anlayışın ürünü, bir baskının, bir hukuk tanımazlığın ürünüdür. Bu ürünü meydana getirenler, bunun talimatını, kararını verenler, bu operasyonlara katılanlar bir noktada apaçık, hukuksuz ve kanunsuz bir emri uygulamışlardır. Türkiye insan hakları ve basın özgürlüğü bakımından fevkalade kötü bir sicile sahiptir. Bu sicili 14 Aralık nedeniyle meydana gelen olay sebebiyle düzeltebilmek mümkün değildir. 14 Aralık basın özgürlüğünün dibe vurduğunun tescil edildiği bir tarihtir."
Çeşitli kesimlerden zaman zaman baskılara uğrayan, hukuksuzluğa maruz kalanların olduğuna işaret eden Yalçınbayır, şunları kaydetti: "Tüm bunlar karşısında hukukun üstünlüğüne inanan, hakka, adalete, insan haklarının üstünlüğüne inanan kişiler birlik ve beraberlik içerisinde olmalıdır. Bir şekilde birbirlerini geçmiş zamanda kınamak yerine, o günleri hatırlamak yerine bugün insan haklarının basın özgürlüğünün hatırlanma günüdür. Tarih bunu böyle not etmiştir. Basın özgürlüğü için hükümetlerin ne yaptığını düşündüğümüzde bu hükümetin yaptığı kadar basın özgürlüğüne darbe vuran bir başka hükümet olmamıştır. Darbenin azlığı veya çokluğu önemli değildir. Basın özgürlüğünün tüm unsurlarıyla sağlanabilmesi, güçlendirilebilmesi için önce bir arınmak lazım, bir özür dilemek lazım, bir öğüt almak lazım, bir öğüt vermek lazım. Alınacak öğüt dünya basın özgürlüğünün vardığı uluslar arası standartlardır. O standartlara ulaşmaktır, Türkiye bunun fevkalade gerisindedir, son operasyon bunu göstermiştir."
ZAYIF OLAN ZAMAN'DIR SAMANYOLU'DUR 'OH OLSUN' DEME ZAMANI DEĞİLDİR
Türkiye'de adalet anlayışının husumetten kaynaklanan, muhalefetten kaynaklanan bir anlayışın ürünü olmaması gerektiğini ifade eden Ertuğrul Yalçınbayır, şöyle devam etti: "Adalet, herkese her zaman için lazımdır. Kendi aleyhimize olsa bile bunun şahitliğini yapmamız lazım. Şuanda yapılanlar karşısında zayıf olan Zaman'dır, zayıf alan Samanyolu'dur. Ama zaman hukukun üstünlüğünü, insan haklarının değerini ortaya koyacaktır. Zaman, bunlara karşı davrananların kayıt ve tescil edildiği zamandır. 14 Aralık kayda geçmiştir, bu kayıt silinecek bir kayıt değildir, bundan kurtulmak ancak özür dilemekle ancak tövbe etmekle ancak o doğrultuda inanıp sabırla çalışmakla mümkündür. Herkesin burada kenetlenmesi gerekir. Gelinecek nokta adalettir. Kime yapılırsa yapılsın, ne zaman yapılırsa yapılsın, zayıf olan mazlumların mağdurların yanında olmaktır. Onların hakları alınıncaya kadar onlarla birlikte olmaktır. Onlar eğer bu konuda hukuka aykırı davrandılar, böyle tespit edildiyseler onların yanında da almayız. Yer alacağımız husus insan haklarıdır, temel hak ve özgürlükleridir. Basın özgürlükleridir. Bunun yanında olanlar da yanında olmayanlar da 'oh olsun' diyenler de kayda geçmiştir, bunu destekleyen herkes kayda geçmiştir. 14 Aralık basın özgürlüğü bakımından sınanma günüdür." diye konuştu.