'Basın özgürlüğünde 28 Şubat'tan daha ağır şartlardayız'
Gazeteci yazar Nazlı Ilıcak, 'Çalışan Gazeteciler Günü' sebebiyle düzenlenen 'Medyanın Sorunları' konulu söyleşiye katıldı.
2015.01.22 21:34 - Son Güncellenme: 2015.01.22 21:35 - Güncel - HABER MERKEZİ
Gazetecilik üzerine deneyimlerini paylaşan Ilıcak, medyada meslektaşlar arasında yeterince dayanışma gösterilmediğine dikkat çekti. Son dönemde daha önce hiç tecrübe etmediği olaylar yaşadığını söyleyen Ilıcak, günümüzde Türkiye'nin basın özgürlüğünde 28 Şubat'tan daha ağır şartlarda olduğunu dile getirdi. Özellikle medyada düşmanlar belirlenerek onların yazdıklarının suç sayıldığını ifade eden Ilıcak, "28 Şubat'ta da gazetelerden atılanlar oldu. Ama bu kadar cezaevleri meselesi yoktu. Şimdi bir sürü suçsuz insan cezaevinde. O bakımdan ben bugünkü ortamı daha tehlikeli buluyorum." yorumunu yaptı.
Nazlı Ilıcak, medyanın halkı bilinçlendirmek, aydınlatmak, doğru bilgileri ulaştırmak gibi önemli görevleri olduğunu ancak şu anda mevcut medya organlarının ekseriyetinde böyle bir gayret görmediğini söyledi. Ilıcak, daha çok patronların menfaatlerinin ön planda tutulduğunu dile getirdi. Oluşturulan korku ortamı nedeniyle insanların konuşmaya çekindiklerini belirten Ilıcak, "Tabii bir de kısmî özgürlükler var, birkaç tane her şeyin ifade edilebildiği özgür bir medyayı bulabiliyoruz. Ama onların haricinde tabu konular var, yolsuzlukların içeriğine girilmiyor. Medyanın hali bu bakımdan perişan. Bir suskun medya tabii ki halkı da bilinçsiz hale getiriyor. Zaman'da, Bugün'de, Samanyolu'nda, Cemaat'e kurulan tuzaklar açığa çıkartılıyor ama bu kanalları seyretmeyenler o havuz medyasının yaptığı beyin yıkama işleminin tesiri altında kalıyorlar." diye konuştu. Ilıcak, söyleşi sırasında daha önce yaşanan baskı ve darbe dönemleriyle ilgili baskıların hatırlatılması üzerine de 12 Eylül'ün 1980 darbesinin korkunç bir darbe dönemi olduğunu ancak bugün yaşananların daha kuralsız olduğunu belirtti.
Dünyadan Türkiye'deki basın özgürlüğü ile ilgili tepkilere değinen Ilıcak, "Akreditasyon başlı başına basın özürlüğüne ters bir tutumdur. Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı'nın gözaltına alınması ve Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca'nın hiç anlaşılmayan bir sebepten dolayı cezaevinde tutulması bunlar kabul edilir gibi değil. Sedef Kabaş'ın sosyal medyada paylaştığı bir mesajından dolayı sorgulanması, sosyal medyaya erişimlerin engellenmesine bakıldığında bu iktidarın suç karnesi çok kabarık. Dünyadan olumsuz tepkilerin gelmesi doğal." dedi.