Başbakan Davutoğlu: Sol yanımda Kürt, sağ yanımda Karadeniz çocuğu
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Artuklu Üniversitesi'nde düzenlenen Kardeşlik Buluşmaları Mardin Konferansı'na katıldı.
2016.02.05 11:16 - Son Güncellenme: 2016.02.05 12:40 - Siyaset - HABER MERKEZİ
Bşbakan Ahmet Davutoğlu Artuklu Üniversitesi'nde düzenlenen Kardeşlik Buluşmaları Mardin Konferansı'nda konuşuyor. Davutoğlu, Terörle Mücadele ve Rehabilitasyon Eylem Planı'ndaki 303 madde, 20'şer maddeden oluşan 5 başlık altında toplanarak son şekli olan 'master planı' açıklıyor.
Davutoğlu'nun konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:
Mardin insanlık tarihinin ve bizim kadim medeniyetimizin hülasası bir şehirdir. Görünüştü küçüktür, ama her sokağı keşfettiğinizde derinliğine bütün insanlığı kuşatır. Bütün bir insanlık birikimini, bütün Asya'yı, bütün bir Mezopatamya'yı kuşatır. Mardin'e ilk kez ailemle geldiğimde akşam üzeri güneş batmak üzere girdim. Kudüs ve Mardin, kendisine, anlayana, irfan sahibine 'bende her şey yaşandı' der gibidir. 2010 yılında buradan yine sizlere hitap etmiştim. Geçen sene 2015'de Kasımıye'de Türkçe, Kürtçe, Arapça mevlidi-i şerifi bütün güzel dinlerimizle birlikte dinlediğimde aynen Mescid-i Aksa'da, Kabe'de gibi hissetmiştim. Mardin 7 bin yıl önce 7 kültürün, 7 dinin, 7 dilin yaşadığı şehirdir. Mardin, 'İnsanlık bende, çeşitlilikte birlik, birlikte çeşitliliği yaşadı' der gibidir. Biz 7 düvele karşı, 7 iklimle mücadele ederken Mardin'in birlikteliğine ihtiyacımız vardır. Geçen sene Davos'ta 'Türkiye'de nereye gitmemizi tavsiye edersiniz' diye sorduğuğunda 'Önce Mardin' demiştim.
"SOL YANIMDA KÜRT, SAĞ YANIMDA KARADENİZ ÇOCUĞU"
Bir anahtardır Mardin'in medeniyete girmek için. Evet Mardin örneğinde ve bölgemiz, ülkemiz örneğinde iki tarihi çatışmanın buralarda yaşadığını söyleyebiliriz; birleştirenler ve parçalayanlar. Mardin Hz. Ömer tarafından fethedildi. Hz. Ömer o dönemde büyük medeniyet merkezleri olan Mısır'ı, Kahire'yi, Irak'ı Medine'nin ruhuyla buluşturmuştu. Medine'nin ruhu eşitlik ruhuydu. Büyük medeniyetimiz Hz. Peygamberin en yakın dostu, arkadaşı Hz. Ömer devrinde bütün coğrafyayı birleştirdi. Sonra çatışmalar, gerilimler yaşandı. Bir birleştirici ruha ihtiyaç hissedildiğinde Sultan Alparslan'ın orduları, bin yıllık tarihimizin, Mezopotamya ile Anadolu'yu birleştiren ruhu orada buluştu. Orada Kürtler, Araplar, yerel halklar, Ermeniler vardı. O birleştirici ruh bugün Anadolu kültürü dediğimiz büyük ışığı birlikte kurdular. Sonra parçalamak, dağıtmak için Haçlılar geldi. Sonra bir başka ruh harekete geçti Selahaddin-i Eyyübi ruhu. Alparslan'ın ordusunda bir Kürt olmak ile Selahaddin-i Eyyübi'nin ordusunda bir Türk olmak arasında bir fark var mı? Ben bir Türkmen çocuğuyum. Bismillah çekip Bakanlar Kurulu'nda toplantıya başladığımda sol tarafımda bir Kürt çocuğu Mehmet Şimşek var. Sol tarafımda Karadeniz'de bir vatan evladı Numan Kurtulmuş var. Batı Trakya'dan gelen bir Rumeli çocuğu Mehmet Müezzinoğlu, Sağlık Bakanımız. Bu coğrafyada Mezopotamya, Kafkas, Balkan çocukları birleşti. İşte Türkiye bu.
Davutoğlu, yaptığı konuşmada, "Sol tarafında bir Mezopotamya çocuğu bir Kürt çocuğu oturur Mehmet Şimşek, sağ tarafımda Karadeniz'den Numan Kurtulmuş. Rumeli çocuğu Mehmet Müezzinoğlu karşımda. Bizim Bakanlar Kurulumuz işte bu" dedi.
Hükümetin hazırladığı 303 maddelik eylem planı kapsamında 'İstişare Süreci' olarak adlandırılan yeni dönemde aralarında STK'lar, hukukçular, Kürt siyasiler, aydınlar ve iş adamlarının da bulunduğu bir çok kesimle görüşmeler gerçekleştiriliyor.
"Mardin insanlık tarihinin hülasası bir tarihtir. Görünüşte küçüktür ama bütün bir insanlığı kuşatır. Derinliğinde bütün bir insanlık birikimini kuşatmış olarak sizi keşfeder.
2001'de ilk kez Mardin'e ailemle geldiğimde Kızıltepe'de güneş batmak üzeredeydi. Aynı hisleri 1983'de Kudüs'e gittiğimde hissetmiştim. Ne zaman Mardin'e geldiğimde içimde tefekkür, yalnızlaşma hissi uyanmıştır.
Kudüs ve Mardin kendisine bakana 'Bende herşey yaşandı' der. Büyükelçiler konferansı nedeniyle buradan sizlere hitap etmiştim. Mevlidi şerifi bütün dillerde dinlediğimde kendimi Mescidi Aksa'da gibi hissetmiştim. Gönülden gelen muhabbeti dillendirdiğinde bütün diller güzeldir.
"Mardin'in çoğulculuğuna ihtiyaç hissediyoruz"
Hep beraber Diyanet İşleri Başkanımızla birlikte o güzel anı yaşadığımızda Mardin'in birleştirici ruhunu keşfetmiştim. Bu birleştirici ruh tam hissettiğimiz ruhun ta kendisi. Mardin 7 iklim, 7 dinin, 7 kültürün yaşadığı şehirdir. Kimse kimseye bir şey dikte etmeden karşılıklı saygı içinde yaşamayı Mardin öğretti. Mardin'in çoğulculuğuna ihtiyaç hissediyoruz.
Birleştirenler ile parçalayanlar bu topraklarda hep vardı. Bakınız Mardin Hz. Ömer tarafından fethedildi. Hz. Ömer, Mısır'ı, Kahire'yi, Medine'nin ruhuyla buluşturmuştu. Arabın Aceme üstünlüğü yoktur ruhuydu. Hz. Peygamberi'mizin en yakın dostu Hz. Ömer zamanında bu coğrafya bütünleştirmiştir. Mardin'i feth eden Hz. Ömer'in ruhu siyaret etmiştir.
"Alparslan'ın ordusunda Kürt olmakla Eyyubi'nin ordusunda Türk olmak arasında ne fark var!"
Alparslan'ın ordusunda Türkler vardı, Kürtler vardı, hatta adalet arayan Ermeniler vardı. Sonra haçlılar geldi. Dağıttılar parçaladılar. Sonra Selahattin Eyyubi geldi. Yine birleştirdi. Alparslan'ın ordusunda bir Kürt olmakla Selahattin Eyyubi'nin ordusunda bir Türk olmak arasında ne fark var!
Ortadoğu kavramına her zaman eleştirel yaklaşmışımdır.
Ben bir Türkmen çocuğuyum. Sol tarafımda bir Mezopotamya çocuğu bir Kürt çocuğu oturur Mehmet Şimşek, sağ tarafımda Karadeniz'den Numan Kurtulmuş. Rumeli çocuğu Mehmet Müezzinoğlu karşımda. Bizim Bakanlar Kurulumuz işte bu.
Daha sonra Moğollar geldi ve yine dağıttı ortalığı. Yaktılar yıktılar. Sonra o filiz Söğüt'te filizlendi. Sultan Selim'in yanında bir Türk Fatih Paşa bir de Kürt İdrisi Bitlisi vardı. Her birimiz Fatih Paşa her birimiz İdrisi Bitlisiyiz.
Mardin'in, Diyarbakır'ın birleyiştirici ruhu onların sömürgeci anlayışına karşı dimdik ayaktadır.
Sultan Alparslan'ın ordusundaki bir Kürt ile Selahaddin'in ordusundaki bir Türk gibi omuz omuza verirsek sorunların üstesinden gelebiliriz
"En zor zamanda omuz omuza verirsek..."
Haçlılardan, Moğollardan sonra sömürgeciler devreye girdi. O günden bu yana Mardin'in ve İstanbul'un birleştirici ruhu sömürgecilere karşı dimdik ayakta durdu. En zor zamanımızda biz omuz omuza verirsek yedi düveli yeneceğimizi Kuttul Amara'da gösterdik. Anadolu'yu Mezopotamya'dan koparmak, parçalamak için Sykes-Picot anlaşmasını devreye soktular. Ya Kuttul Amara kazanacak ya da Sykes-Picot kazanacak.
1918'de başka bir ruh harekete geçti. Bu Meclis'te herkes vardı. Sanki gizli bir el Sykes Picot oldu ama, son kale lazım. O son kale İstiklal Orduları'yla Türkiye Cumhuriyeti devletinin önünü açtı. Türkiye Cumhuriyeti devleti sıradan bir ulus devlet değildir.
"Yolsuzlukları birer birer kaldırdık"
12 Eylül nasıl tek tipçilikle hareket ettiyse PKK da aynı şekilde hareket etti. Bizim için 12 Eylül ve tek parti döneminde yapılan uygulamalar bu milletle özdeşleşmez. Yolsuzlukları, yasakları birer birer kaldırdık. Terörden zarar görmüş olanlara milyarlarca yardım yaparak destek verdik. TRT Kurdi'yi kurduk. Kimsenin aklına bile gelmezdi. Yunus Emre'nin güzel Türkçe'si ile Ahmedi Hani'nin güzel Kürtçe'si arasında bir fark yoktur.
"Bizde ayrı ayrı özerk bölgeler yok, bir vatan var"
Gönülden gönüle konuşanlara, tercümeye de tercümana da ihtiyaç yoktur. Bütün bölgenin ihracatı 864 milyondu, 8.8 milyara çıkarttık. 12 kat artırdık. Bizde ayrı ayrı özerk bölgeler yok, bizde bir vatan var.
"Türkmen çocuğuna Kürtçe yakışmaz mı, hem de çok yakışır"
Bu ülke parçalanırsa, şu ya da bu bölgeyi sadece kendine hak gördüğü zaman Haçlıların, Moğolların yaptığını bize yapmış olurlar. Bu toprağın her aziz vatandaşının Hakkari'de ne kadar hakkı varsa Edirne'de de o kadar hakkı vardır. Bizi ayıramazlar. Biz bileştirmeden yanayız. Bir Türkmen çocuğuna Kürtçe yakışmaz mı, yakışır hem de çok güzel yakışır."
İŞTE 10 MADDE
Plan 10 ayaklı. Psikolojik unsur birincisi. Millet ve devlet arasındaki farkları tamamen ortadan kaldıracağız. İnsan odaklı devlet anlayışı olacak.
İki, kamu düzeni inşa edilecek. Kim kamu düzenini tehdit ederse durdurulacak ve engellenecektir.
Planın üçüncü ayağı kapsamlı bir demokratik reform süreci. Kapsamlı demokratik reform süreci hayata geçirilecek. Öncelikle gelin anayasayı değiştirelim diyoruz.
Bakanlar Kurulu olarak tam bir sosyal seferberlik ilan ediyoruz. Bütün yaralar sarılacak. Allah'ın izniyle bu milletin, ola ki yerinden göç etmek durumunda kalmış her bir ferdinin yarasını sarar, gözyaşlarını dindirir, bağrımıza basar, geleceğe onları en iyi şekilde hazırlarız.
Planın dördüncü unsuru, terörle mücadelede oluşan yaraları sarmak için sosyal seferberlik ilan ediyoruz. Bütün yaralar sarılacak. Her bir aileye tek tek destek sağlayacağız.
Beşincisi, 13 yılda ayağa kaldırdığımız bölge ekonomisini daha da güçlendireceğiz. Vatandaşımızın kaybını telafi edeceğiz. Esnaf ve sanatkarlarımızın, çiftçimizin bütün ödemeleri ertelenecek, hepsine kredi desteği sağlanacak. Kamu düzeni sağlanır ve ekonomik kalkınma olursa kendilerinin bölgedeki ağa babalık döneminin biteceğini biliyorlar.
Planın altıncı önemli ayağı, mekanın yeniden inşası olacak.
Yedinci ayak, etkin bir iletişim stratejisi uygulayacağız. Algı operasyonlarına karşı iletişim birimleri oluşturulacak.
Sekiz, yerel yönetimlerin yetkileri genişletilecek ama yapılan her harcama da etkin bir şekilde denetlenecek.
Dokuz, artık muhatap halkın ta kendisidir. Herkesin saygı duyduğu kişilerden istişare meclisleri kurma talimatı verdim.
Planın onuncu unsuru, tüm Ortadoğu'da kapsamlı birleştirici ruh hareketi başlatıyoruz.