Balık avlarken tesadüfen buldu! 93 kilo altınla kaybolan gemiyi zıpkınla vurdu
Avustralya açıklarında zıpkınla balık avlayan Peter Rubiolo ve iki arkadaşı, 1967 yılında denizin yüzeyinden çıkan metal bir parçayı fark etti. Metalin zıpkınla vurulduğunda çıkardığı ses, yaklaşık bir asırdır unutulmuş bir deniz faciasının izini ortaya çıkardı. 93 kilogram altın taşıdığı belirtilen SS Gothenburg adlı geminin enkazı, trajik bir geçmişi, kayıp hazinesi ve sıra dışı bir hikayeyi gün yüzüne çıkardı...
2026.10.24 11:45 - Son Güncellenme: 2026.10.24 11:45 - Güncel - HABER MERKEZİ
1967 yılında Avustralya'nın Queensland kıyılarında zıpkınla balık avlayan Peter Rubiolo ve iki arkadaşı, küçük tekneleriyle denizde ilerlerken suyun yüzeyinden dışarı uzanan alışılmadık bir cisim fark etti.
Bölgeye daha önce defalarca geldiklerini belirten Rubiolo, daha önce suyun üzerinde böyle bir şey görmediklerini söyledi. Metal parçaya zıpkınla vurduklarında çıkan sesin sıradan olmadığını fark eden üç arkadaş, karşılarında bir gemi enkazı bulunduğunu anladı.
Rubiolo, "Orayı aramaya çıkmamıştık. Tamamen tesadüfen oradaydık" sözleriyle keşfin nasıl gerçekleştiğini anlattı.
Geminin gövdesinde adını belirten herhangi bir işaret bulunmuyordu. Enkazın kimliğine ilişkin tek ipucu ise bir lombozun üzerindeki sıra dışı ok işaretiydi.

Temsili görsel gerçeği yansıtmaz.
BİR LOMBOZ, KAYIP GEMİNİN KİMLİĞİNİ ORTAYA ÇIKARDI
Rubiolo, daha sonra enkazdan çıkardığı lombozu Brisbane'e götürdü. Burada bir gemi enkazı tarihçisi, üzerindeki geniş ok işaretini inceleyerek parçanın bir devlet gemisiyle bağlantılı olduğunu belirledi.
Böylece yıllardır yeri unutulmuş olan SS Gothenburg'un enkazı yeniden tanımlandı.
Rubiolo, geminin bugünkü durumunu anlatırken enkazın filmlerde görülen gemilerden çok farklı olduğunu vurguladı. Ona göre geminin ahşap bölümleri tamamen yok olmuş, geriye yalnızca gövdesinin ana hatları kalmıştı.
93 KİLOGRAM ALTIN TAŞIYAN GEMİ NASIL BATTI?
Yaklaşık 60 metre uzunluğundaki İngiliz buharlı gemisi SS Gothenburg, dönemin Güney Avustralya yönetimiyle yapılan anlaşma kapsamında, o dönemde Palmerston olarak anılan ve bugün Darwin adıyla bilinen kent ile Adelaide arasında sefer yapıyordu.
Güvenli kabul edilen geminin, bu nedenle dönemin ifadeleriyle adeta 'yüzen bir banka' olarak görüldüğü ve sigortalanmadığı aktarılıyor.
Ancak geminin yolculuğu 1875 yılında Büyük Set Resifi'nde sona erdi. Darwin'den Adelaide'e doğru ilerleyen SS Gothenburg, resife çarparak ağır hasar aldı. Gemide yaklaşık 93 kilogram altın bulunuyordu.
Gemi, kazanın ardından yaklaşık 24 saat boyunca yavaş yavaş sulara gömüldü. Facia sonucunda yaklaşık 100 kişi hayatını kaybetti.
Deniz arkeoloğu Vivienne Moran, 2011 yılında Townsville'de verdiği bir konferansta, kazanın ardından denizin insanlarla dolduğunu anlatan tarihsel kayıtlara dikkat çekti.
Dönemin gazetelerinde, enkazın yakınlarında yakalanan bazı köpek balıklarının midelerinde insan kemikleri ve giysi parçaları bulunduğuna ilişkin haberler de yayımlandı.
HAYATTA KALANLAR ADAYA SIĞINDI
Felaketten kurtulanların sayısı kayıtlara 22 kişi olarak geçti. Hayatta kalanlardan bazıları, yaklaşık 50 kilometre kürek çekerek Holbourne Adası'na ulaşmayı başardı.
Adada hayatta kalmaya çalışan kazazedelerin, yiyecek bulabilmek için çiğ deniz kuşu yumurtaları yedikleri bildirildi.
Facianın en dikkat çekici ayrıntılarından biri ise hayatta kalan James Fitzgerald'ın bıraktığı hatıra oldu. Fitzgerald, adada yiyecek olarak öldürdükleri bir kaplumbağanın kabuğunun iç kısmına gruptaki kişilerin isimlerini kazıdı.
Bu sıra dışı nesne, gemi faciasından geriye kalan insani izlerden biri olarak tarihe geçti.
KAYIP ALTININ PEŞİNE DALGIÇLAR DÜŞTÜ
SS Gothenburg'un battığı haberi 19. yüzyılda duyulduğunda, derin deniz dalgıcı James Putwain vakit kaybetmeden enkaza ve gemideki altına ulaşmaya çalıştı.
Putwain'in dalış deneyimi, Mart 1875'te Mackay Mercury gazetesinde yayımlandı. Dalgıç, geminin merdivenlerinin dibinde birbirine kenetlenmiş kollarıyla duran ve tanınmayacak durumda olan iki kadının cesedini gördüğünü anlattı.
Putwain, enkazdaki altın sandığını çıkarmayı başardı. Birkaç hafta sonra başka bir ekip de altını aramak için bölgeye geldi. Ancak hazine çoktan çıkarılmıştı.
Dönemin koşullarında GPS gibi teknolojilerin bulunmaması ve deniz altındaki enkazların konumlarının güvenilir biçimde kaydedilememesi nedeniyle SS Gothenburg'un yeri zamanla unutuldu. Geminin yeniden keşfedilmesi için Peter Rubiolo ve arkadaşlarının tesadüfi karşılaşması beklenecekti.
BÜYÜK SET RESİFİ'NDE YÜZLERCE ENKAZ HALA KAYIP
Queensland Müzesi verilerine göre Büyük Set Resifi'nde meydana geldiği düşünülen yaklaşık 900 gemi kazasından yalnızca 120 kadarının enkazı bugüne kadar bulundu.
Müzenin deniz arkeolojisi alanındaki kıdemli küratörü Maddy McAllister, bu enkazların yalnızca tarihi kalıntılar olmadığını, aynı zamanda hayatını kaybeden insanların son dinlenme yerleri olarak görülmesi gerektiğini belirtti.
McAllister, gemi enkazlarının insanların yaşamlarını hatırlatan sessiz izler olduğunu ifade etti.
Uzmanlara göre enkazlar iki temel yöntemle bulunabiliyor: Tarihi belgelerin ve ipuçlarının araştırılması ya da tamamen tesadüfi keşifler. McAllister, Rubiolo'nun bulgusunun bu tür tesadüfi keşiflerin tipik örneklerinden biri olduğunu söyledi.
Deniz tabanındaki bazı enkazların derinlik nedeniyle uzun süre fark edilmediğini belirten McAllister, dalgıçların bazen karanlıkta ilerlerken bir anda büyük bir gemi yapısıyla karşılaşabildiğini anlattı.
SS GOTHENBURG ENKAZI KORUMA ALTINDA
Trajik bir deniz kazasını, kayıp altını ve hayatta kalanların izlerini bir araya getiren SS Gothenburg, uzmanlara göre büyük bir gemi enkazı hikayesinin bütün unsurlarını taşıyor.
Enkaz bugün Avustralya Milletler Topluluğu mevzuatı kapsamında korunuyor. Bölgede dalış yapmak isteyenlerin izin alması gerekiyor ve enkaza müdahale edilmesini önleyen sıkı bir koruma politikası uygulanıyor.
Yaklaşık bir asır boyunca yeri unutulan gemi, Peter Rubiolo'nun tesadüfi keşfi sayesinde yeniden tarihin gündemine girdi.
SS Gothenburg, denizin dibinde yalnızca geçmişten kalan bir gemi olarak değil, aynı zamanda bir felaketin kurbanlarını ve kayıp bir dönemin izlerini taşıyan tarihi bir alan olarak varlığını sürdürüyor.
GÖRSELLER TEMSİLİDİR. YAPAY ZEKADAN DESTEK ALINMIŞTIR.