Bakan Soylu: Bu soruşturmaları tüm belediyelerde yapıyoruz
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İBB'deki terör soruşturması hakkında açıklamalarda bulunuyor. Bakan Soylu, "Zorlu süreç sonrası kamuyu terörden arındırdık" dedi..
2022.12.28 15:34 - Son Güncellenme: 2022.12.28 16:25 - Siyaset - HABER MERKEZİ
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İBB'deki terör soruşturması hakkında açıklamalarda bulundu.
Bakan Soylu'nun açıklamalarından öne çıkan satır başları:
Türkiye 40 yıldır terörle mücadele ediyor. 40 yıldır bu mücadelenin içerisinde yaşanmışlıklar var. Ödediği büyük bedeller var. Dolayısıyla çok büyük tecrübesi var.
DEVLET ÖNLEMLER ALIR
Altını çizerek söylüyorum. Dağdaki terörle mücadele ne kadar zorsa, bu o kadar veya ondan biraz daha zordur. Çünkü dağdaki teröristi biliyorsunuz kendisini terörist olduğunu tanımlıyor. Ona terör örgütü tarafından yüklenmiş bir vazife var. Bu sebeple devlet bunun için kendi adına kararlar ve önlemler alır.
900 YILA YAKIN CEZALAR ÇIKTI
Bizim aldığımız Terörle Mücadele Kanunu, 15 Temmuz sonrası çıkan kanunlar, kararnameler. Zaman zaman terörle iltisatlı belediyelere görevlendirmeler yapıldı. Buradan yöneticilere 900 yıla yakın cezalar çıktı.
BİZİM BAKANLIĞIMIZDAN 50 BİNİ AŞKIN KİŞİ ÇIKARILDI
Doğu ve Güneydoğu'da PKK/KCK ile irtibatlı oldukları belediyeler, personeller, soruşturma neticesinde görevden alındılar. İrtibatlı ve iltisaklı olan yaklaşık 165 bin kişi kamudan çıkarıldı. Ve yine bizim Bakanlığımızdan 50 bini aşkın kişi çıkarıldı. Yani devlet PKK, KCK, FETÖ, DEAŞ, DHKP-C ile mücadele ediyor. Hepsiyle mücadele ediyor.
KAMUYU BÜYÜK TERÖR ÖRGÜTLERİNDEN ARINDIRDIK
Bu devleti tüm terör örgütlerinden temizlemek ve sızmayı önlemek için ortaya koyduğumuz cansiper bir sonucudur. Zorlu bir sürecin sonucunda Allah'a şükürler olsun kamuyu çok büyük bir şekilde terör örgütlerinden arındırdık. Bu yüzde yüz müdür? Elbette biliyorsunuz ki kriptosu var.
DEVLET ÇADIR YÖNETİMİ DEĞİLDİR
Devlet dediğiniz bir çadır yönetimi değildir. Kimse kusura bakmasın. Kuralları, ilkeleri, anayasası var.
Onlar arzu ediyor ki Ağustos'un sonunda ziyaret ettikleri terör örgütü üyesi olduğu için hapiste yatan Diyarbakır Eski Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı ve onun gibilere dokunulmasın...
Biz hiç ikiyüzlü olmadık. Bugün CHP'de kaybettiği itibarı bizlere saldırarak almaya çalışanlar boşuna çırpınış içinde. Biz samimi insanı yüzünden anlarız. Bu bahsettiğim kişi İmamoğlu. Bir süre önce İmamoğlu saygılarını sunarak beni aramıştır. 'CHP beni sevmiyor, bana yardımcı olabilir misiniz' dedi. Bir taraftan işine geldiği zaman alttan almasını bileceksin. Bir taraftan hakaret edeceksin. Bu ikiyüzlülüktür. Bunu tarihin akışına bırakıyorum.
Yine anayasada 53. ve 93. maddeler. Burada mahailli idarelerin anayasadan aldığı sorumlulukla denetim yetkisini bakanlığa ve bakana vermiştir. Bir bakan veya bakanlık anayasanın verdiği kanundan dolayı yapmış olduğu işlemlerle ilgili hakarete uğrarlar, eleştirirler ben ilk kez burada görüyorum. Siyasi değerlendirme yapabilirsin, bu milletin taktiridir.
Onlar arzu ediyor ki 30 Ağustos'ta ziyaret ettikleri Diyarbakır'daki şu anda PKK üyesi olduğu için hapiste yapan Diyarbakır eski Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı ve onun gibilere dokunulmaması.
"İMAMOĞLU BENDEN YARDIM İSTEDİ"
İmamoğlu beni aradı, benden yardım istedi. Bana belli bir konuda CHP beni sevmiyor. Bu konuda bana yardımcı olurmusunuz diye. Bir ricası da olmuştur. Ama ben kanun ne gerekiyorsa onu yaparız dedik ve yaptıkta. İşine geldiği zaman alttan almasını bileceksin, diğer taraftan dönüp haraket edeceksin. Bu ikiyüzlülüktür. Kıymetli arkadaşlar bunu tarihin akışına bırakıyorum. Ömrümüz boyunca böyle bir ikiyüzlülüğe sahip olmadık.
"Terör örgütleri buraya girmemiştir" diyemiyor, diyemez de. "Devletin kararıyla işten çıkarılanları biz hile hurda yoluyla işe aldık" diyemedi, diyemez de. "Dağdaki teröristleri devlete girmesi mümkün olmayanları biz işe aldık" diyemez. Çünkü bunların hepsi İBB'ye alındı.
"BELEDİYELERE SÖZDE DEĞER AİLELERİ ALDILAR"
Buraya sözde değer aileler aldılar. Biz şehit ailesi alıyoruz ya. Terör örgütü PKK da elinde bulundurduğu belediyeler halinde dağda bulundurdukları ya da etkisiz hale getirilenlerin abisi, yakınlarını alıyor. Biz bunları HDP'yi ve PKK'yı iyi takip ettiğimiz için biliriz. İlişkiyi kiminle kurdunuz? Bu sözde değer ailelerini ben almadım diyememiştir. Tam tersi benim "Bulunduğum dönemde Anayasa Mahkemesi bunu iptal etti. Kanunlar şöyle geldi, böyle oldu. Onun için ben buradaki araştırmaları yapma görevi bana ait değil" diyor. Biz bu soruşturmayı sadece İBB'de yapmadık. Tüm belediyelerde yaptık, yapmaya devam ediyoruz.
Geçen yıldan itibaren biz 1 yıllık bir çalışma yaptık. Bu soruşturmayı 8 kişilik müfettiş heyetiyle yaptık. Bunların içerisinde Maliye Bakanlığı, MASAK'tan kişiler vardı. Birisi çıktı yerinebaşka birisi geldi. Bu da yalan. 8 kişi başladılar ekibin başındaki başmüfettiş insani durumla İzmir'deki tedavisini görebilmek amacıyla işine dönmüş oldu. 7 kişi de aynı şekil işine devam etti. "Nasıl yalan söylerizin" peşindeler. Arif Bey tam 33 yıldır meslektedir. Bu soruşturmaya itiraz ediyorsun da burada söyleyeceğim İETT ile ilgili savcılığa ileticelecek olan milyonlarca yolsuzluğu içeren soruşturmalara niye bugüne kadar en ufak ses çıkarmadın? Çünkü neler yaptığınızı en iyi siz biliyorsunuz. Bizim görevimiz bu soruşturmaları yapmak ve yargıya havale etmektir.
"BU KADAR İNSAN BELEDİYEYE NASIL GİRDİ?"
Bizim bunları atma yetkimiz olsaydı, bunları atardık. Asıl sorulması gereken şudur: Bu kadar insan belediyeye nasıl girdi, siz bunları hangi yetenekle aldınız. Referansınız kimlerdi? Size kim önerdi? Anayasa Mahkemesi kararını öne sürüyorlar. Karar süresince bu devlet işe eleman almadık mı? Hiçbir belediye eleman almadı mı? Devletin kendine ait mekanizmaları var ve işler. Buradaki süreci araştırmak bizim sorumluluğumuzdu, süreç araştırılıp yargıya iletildi.
Diyor ki benden önceki süreçte de bunlar vardı. Cingözlük yapmaya çalışıyor. Bu soruşturma 3 yıl incelendi. 1668 kişinin 190 kişi Mevlüt Uysal. Müfettişlerin yaptığı değerlendirmelerde Mevlüt Uysal veAli Yerlikaya döneminde tamamen incelenmiş ve bunların işe dönmesinde bir engel olunmadığı görülmemiştir. Şimdi meseleyi kendini kurtarabilmek için İBB'ye yasladığı 505 teröristi, göya yanındaki 3-5 aklı evvelin söylediği sözlere dayanak teşkil etmek aymazlıktır. Terinizi silebilirsiniz ama yüzünüzdeki karalığı silemezsiniz.
"1668 kişiden bilgim yok" diyor. Bu koskoca bir yalan. İstanbul gibi sorumluluğu olan bir Belediye Başkanı'nın bu kadar sorumlulukla orada oturan insanın yalan söylemeye hakkı yoktur.
"ÜÇ SORUŞTURMA VAR"
Daha önce bir yalan var. Benim bunlarla ne sorumluluğum olabilird diyorsunuz. 2-3 kişiyi işten atan irade kimin iradesiniz. İBB'nin iradesidir. 2-3 kişiyi işten atan irade diğerleri için neden aynı iradeyi göstermemiştir? Hepsini kendi ağzınla söylüyorsun. 2-3 gazeteye yazdırdığın yazıyla sorumsuzluğunu örtemezsin. Biz bugün de güvenlik ve arşiv soruşturması istenirse veririz.
Bir soruşturma yok, üç soruşturma var. DİAYDER soruşturması devam ediyor onu niye sormuyorsun? Bir de Belediye içinde yakalanan Şafak Duran'la ilgili soruşturma var. Belediye'ye gassalolarak girip çıkmış. Biz 9 Aralık'ta durumu izah ettikten sonra baktı ki mesele başka yöne gidecek kurmadıkları değerlendirme komisyonunu kurdu.
Bütün bunları ortaya koyduktan sonra, esas itibariyle İmamoğlu ne yapmak istedi? Bir önceki mahkemede olduğu gibi alenen yargıyı tehdit etti. Dedi ki: Bu terör soruşturmasını açarsanız Gökkudbeyi başınıza yıkarım. Daha sonra "Ben bu lafı yargıya söylemedim, Süleyman Soylu'ya söyledim" diyebilir. Dil papuç, bunu rahatça yalan söyleyebiliyor.
Bizim terörle mücadelemiz hoşuna gitmeyebilir ama tüm bunlarla ilgili bizi Cumhurbaşkanımıza, partimize şikayet ediyor. Ben bir güvenlik sorunumuyum ama PKK için güvenlik sorunuyum. Çünkü görevim bu. Sabahtan itibaren bu konuda birçok değerlendirmeler yapıldı. Ama maalesef Mersin, Adana gerek İzmir. İzmir'de yakalanan terör örgütü üyesi içeride. Kimler bunlar?
.
.
.