Bahçeli: Bizim paralele teslim edecek bir partimiz yoktur

Bahçeli: Bizim paralele teslim edecek bir partimiz yoktur

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Sonunda olan olmuş ve MHP mahkemeye verilmiştir. Mahkeme kayyum heyetini atamış ve sözde kurultayın önünü açmıştır. Bizim paralele teslim edecek bir partimiz yoktur. Kendi kurumlarına kayyum atandığında dünyayı ayağa kaldıran, MHP'ye atandığında ise sevinç çığlıkları atanlara diyoruz ki, bugüne kadar ne yaşamışsanız müstehaktır" dedi.

2016.04.12 11:05 - Son Güncellenme: 2016.04.12 11:28 - Siyaset - HABER MERKEZİ
A
Bahçeli: Bizim paralele teslim edecek bir partimiz yoktur
08:38 Bahçeli: Olağanüstü kurultay yoktur, yapılmayacaktır

İLGİLİ VİDEO

Bahçeli: Olağanüstü kurultay yoktur, yapılmayacaktır

00:54 Mahkemeden 'MHP'de olağanüstü kongre' kararı

İLGİLİ VİDEO

Mahkemeden 'MHP'de olağanüstü kongre' kararı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İslam dininin bugün tarihte hiç olmadığı kadar tehdit kuşağında olduğunu söyledi.

Akıl, iman ve insaf yolundan sapılmasının Müslüman coğrafyasında ne tür badire ve belalara yol açtığının görüldüğünü kaydeden Bahçeli, "İslamiyet'in özü hakkıyla kavranamadığından, Yüce Allah'ın ilahi buyrukları layıkıyla anlaşılamadığından manevi bir buhran hali adeta egemenlik kurmuştur. Müslüman görünümlü münafıklar, mürşit kisveli müşrikler, mümin maskeli müfsitler İslam coğrafyasının mahvına ve mağlubiyetine hizmet etmektedir. Bugün İslamiyet, tarihte hiç olmadığı kadar tehdit kuşağındadır" diye konuştu.

"Haçlıların yapamadığı, batıl emellerin başaramadığı ne kadar kötülük, ne kadar kalleşlik varsa din bezirganları tarafından etap etap gerçekleştirilmektedir" diyen Bahçeli, bunun kaygı ve üzüntü verici olduğunun altını çizdi. Bahçeli, "İslam toplumlarının bugünkü krizi, bugünkü derin sıkıntısı Efendimizi samimiyetle özümsemekten oldukça uzak olmalarıdır. Peygamberimiz ne demiş, neyi tavsiye etmiş, neleri yasaklamışsa şu anda tam tersi yapılmaktadır. Meselenin odak noktasındaki asıl sorun Tevhid inancından ve vahdet çizgisinden savrulmaktır. En vahşi cinayetler İslam adına işleniyorsa, mezhepçilik kanser hücresi gibi yayılıp tefrika tüm değerlere meydan okuyorsa ortada elbette devasa bir problem var demektir. Tevhid Allah'ın varlığına ve birliğine imandır. Vahdet ise bir olmanın ve birlikte yaşamanın iradesidir. Vahdet Tevhid'in tamamlayıcısı, vazgeçilmez bir parçasıdır" şeklinde konuştu.

Ortadoğu coğrafyasına dikkatle bakılması gerektiğini söyleyen Bahçeli, "İslam ülkelerini ihtimam ve itinayla bir bir inceleyiniz. Göreceksiniz ki, adalet yoktur, anlaşma raftadır, barış uzaktadır, kardeşlik laftadır, paylaşma ve dayanışma itilip kakılmaktadır, birlik ve beraberlik duyguları ağır hasarlıdır, şefkat, merhamet ve hoşgörü komadadır. Bunların verine; savaş vardır, taassup ve tahammülsüzlük hâkimdir, ihtilaf ve istismar egemendir, düşmanlık diz boyudur, itham, iftira, ikilik had safhadadır, yoksulluk, yolsuzluk, yozlaşma korkunç noktalardadır" ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan Kralının Ankara'ya gelişini de gündemine alan Bahçeli, "Batıya uşaklık yapmaktan utanmayan, küresel senaryolara kapı bekçiliğine soyunmaktan rahatsızlık duymayan krallar, şeyhler, emirler İslam toplumlarını iliklerine kadar sömürmektedir. Görüyorsunuz, Suudi Arabistan Kralı Ankara'ya ayak basmadan yüzlerce lüks araç, korumaya alınmış şatafatlı oteller hizmetine tahsis edilmiştir. Ne var ki, 'bir dilim ekmek' diyen, birazcık hak ve hukuk isteyen milyonlarca gariban, muhtaç ve düşkünü hesaba katan, aklından geçiren, bunlarla ilgili tasalanan yoktur. Bu çelişki yumağı Muhammedi ahlakla, Tevhid inancının ruhuyla bağdaşmakta mıdır?" açıklamasında bulundu.

"Yeni bir karanlık devrin müessir sonuçlarını yaşıyoruz. Akıl, iman ve insaf yolundan sapılmasının Müslüman coğrafyasında ne tür belalara ortam açtığı yakinen görülmektedir. Manevi bir buhran hali adeta egemenlik kurmuştur. Müslüman görünümlü münafıklar İslam coğrafyasının mağlubiyetine hizmet etmektedir. Haçlıların yapamadığı ne kadar kötülük, kalleşlik varsa din bezirganları tarafından etap etap gerçekleştirilmektedir. Bu hazin gerçek kaygı vericidir. 

İslam toplumlarının bugünkü krizi efendimizi samimiyetle özümsemekten uzak olmalarıdır. Peygamberimiz neyi yasaklamışsa şu anda tam tersi yaşanmaktadır. En vahşi cinayetler İslam adına işleniyorsa, mezhepçilik kanser hücresi gibi yayılıyorsa ortada devasa bir problem var demektir. Tevhid Allah'ın varlığına birliğine imandır. Vahdet ise bir olmaktır. 

İsyan ve ihanet kumpasına tepki göstermek için neyi bekliyoruz. Ortadoğucoğrafyasına bakınız. Göreceksiniz ki adalet yoktur. Kardeşlik laftadır. Birlik ve beraberlik duyguları ağır hasarlıdır. Bunların yerine savaş vardır. İtilaf egemendir. Düşmanlık diz boyudur. İkilik hat safhadadır. Müslümanın Müslümanı katlettiği bir dünya cehennem değil de nedir?

Buna karşılık batıya uşaklık yapmakta rahatsızlık duymayan krallar İslam toplumlarını sömürmektedir. Kral İstanbul'a ayak basmadan yüzlerce lüks araç hizmetine tahsis edilmiştir. Bu çelişki yumağı tevhid inancıyla bağdaşmakta mıdır? Tevhid müsrifliğin karşı cephesidir. 

İslamiyeti terörle ilişkilendirmeye çalışan kim varsa elinde hançer, silah varsa vahşete Allah kelamıyla hizmet eden kim varsa sapkındır, katildir. İblisle söz kesmişlerdir. 

Siyasetteki kördüğüm ve kayıkçı kavgası milletimizin esas beklentilerini gölgelemektedir. Siyasete hakim olmasını ümit ettiğimiz nezaket yerine kaba üslüp gelmiştir. Türkiye'nin ortak çıkarlarını gözetmekten aciz siyaset esnafı huzursuzluğu derinleştirmektedir. İktidar ile anamuhalefet partisi arasında hakaret yarışan cumhurbaşkanının da eklenmesi üzüntü vericidir. Cepheleşmenin acı faturası her seferinde vatandaşa çıkmıştır. 

Ahlak ve adalet bunalımı sürekli kamçılanmaktadır. Devlet adeta başıboştur. Siyasi tansiyondaki yükseliş, iktidar partisindeki pervasızlık ülkemizi uçuruma süreklemektedir. Devletin malı deniz mantığı öne çıkmaktadır. Kanunsuzluk revaçtadır. Suç ve suçluları caydıracak adalet mekanizmaları çalıştırılmamaktadır. 

MKE MÜDÜRÜ'NE SERT TEPKİ

Bu vatan haini milli sırları kişisel menfaate dönüştürmeye cesaret edecek kadar gözü kararmıştır. Söz konusu hainliğin başka işbirlikçileri olup olmadığı benzeri ihanetlerin gerçekleşip gerçekleşmediği açıklığa kavuşturulmalıdır.

KİMLİK BİLGİLERİNİN ÇALINMASI

50 milyon vatandaşa ait kimlik bilgilerini içeren veri tabanı Romanya kökenli bir siteden dünyaya yayılmıştır. Bu tam bir skandaldır. mahrem bilgilere bilgisayar korsanları nasıl ulaşabilmiştir? Sayıları 50 milyona yaklaşan vatandaşın kişisel bilgileri kimlerin eline geçmiştir?

AKP hükümeti iddiaları yavaştan almıştır. Konu milli güvenliğimizi ilgilendirmektedir. Türkiye yeni yetme bir ülke değildir. Türkiye üç beş suç örgütünün avucuna düşmeyceek kadar onurlu bir devlettir. Böyle bir devlet idaresi nerede görülmüştür. Türk milletinin özeline kast etmek kimlerin harcıdır? AKP hükümetinin millietin kimliği aşırılırken ruhu bile duymammıştır. Kimliksiler için kimlik bilgilerinin önemi olmayabilir. Türk milletinin milli kimliği vardır. Ve bunlara da el uzatanın eli kırılmalıdır. Konu ile ilgili başlatılan soruşturma sonuna kadar götürülmelidir.

SURİYE'DEKİ GELİŞMELER

Erdoğan'ın ABD ziyareti hakkında geçtiğimiz hafta kanaatlerimi paylaşmıştım. Bu ziyaretlerin ardından çok yorunlar yapılmıştır. Hangi haberin doğru olduğunu bilmemiz doğru değildir. Gündeme yansıyan bilgilere bakarsak ülkemize 40 km uzaklıkta bulunan Menbic'in PYD'ye teslim edilmemesi yolundaki beklentiye ABD'nin sıcak bakmadığı anlaşılmıştır. Ama bunun karşılığı bilinmemektedir.

PYD'nin ana amacı Suriye'nin kuzeyini tümüyle kontrol altına almaktır. Görüldüğü kadarıyla ABD süreç ihanetinin tekrar başlatılamsı konusunda bir dayatma içindedir. ABD'nin Ankara Büyükelçisi sorunlu açıklamalarını sürdürmüştür. PKK'nın elebaşlarından biri ABD'nin arabuluculuğunu önermiştir. Erdoğan ABD'deyken bu teklifler iletilmiştir. Geçen hafta ABD vatandaşlarını uyararak tehditler olduğunu duyurmuştur. ABD ne yapmaya neyin altyapısını kurmaya çalışmaktadır? Arabuluculuk teklifini yapmaya ne hakkı vardır. ABD, PKK'nın çöpçatanı olacak kadar Türkiye düşmanı mıdır? 

Barzani bağımsızlık ilan edeceklerini söylemiştir. Hükümetten buna bir tepki gelmemiştir. Barzani'nin etrafında etten duvar örecek kadar şuur kaybına uğramışlardır.

Sayın Davutoğlu serok oldun bunu anlayalım diyelim. Milliyetçilikle hesaplaşma vakti geldi dedin. Ama Mehmetçik katili Barzani'ye siper olduğunu buradan serokluktan çürüklüğe, oradan da peşmerge zabitliğine geçmeyi nasıl açıklayacaksın. Sana mı kaldı peşmergeyi korumak?

Diyarbakır-Erbil arasında uçak seferlerinin başlaması başbabakan'ın başka bir gafletidir. Yeniden müzakere süreci başlayabilir demesi küresel dizayn faaliyetinden bağımsız düşünülemeyecektir. Arabulucuk ısrarları Davutoğlu'nun müzakre sürecine tutunması hayra alamet değildir. Hem teröristlerin peşine düşülecek hem de Barzani'ye kol kanat gerilecektir!

MHP'DE KURULTAY SÜRECİ

MHP ile uğraşılması boşuna değildir. MHP ayak oyunlarına hazırlıklıdır. Her musibeti def edecek cesarettedir. Türk milletine kin duyanların MHP ile ters düşmesi de olağandır. Aksi takdirde bizden şüphe duyulmamalıdır. Biz oranlarda değil gönüllerdeyiz. Yüzdelerde değil, Türklüğün yüz akıyız.

Sorumluluktan kaçan kim varsa aynı mevzide toplandılar. Kimisi okyanüs ötesine uyum bağlamış, imza toplama dryası başlamıştır. Samimiyetle ifade ediyorum. İmza veren her kardeşim benim için değerledir. Anlamadığım ve asla anlayamacağım ön plandaki çığırtkanlar MHP'tyi bir plan çeröçevesinde etkisizleştirmek siteyenlercir. Bunlar 40 fırın ekmek yeseler yine de MHP'yi kafalarına göre tanzime edemeyeceklerdir. Bu davanın hamuru şehit kanıyla yoğrulmuştur.

Bizim paralele teslim edecek partimiz yok, 18 Mart 2018'i bekleyin. Kimse boşuna heveslemesin. Olağanüstü kurultay yoktur, yapılmayacaktır. Okyanus ötesindekiler ne yaşamışsa müstehaktır. Bunlar ABD'nin kuklası, İslamiyetin yüz karalarıdır

Diğer Siyaset Haberleri için tıklayın


2016.04.12 11:05 - Son Güncellenme: 2016.04.12 11:28 - HABER MERKEZİ
A