Asırlık miras için mücadele ediyor! Bursa'nın kayıp çinilerinin tuvaldeki izleri
Bursa'da yüzyıllardır yaşatılan geleneksel çini sanatı, tarihi yapılardaki kayıp eserlerin yeniden gün yüzüne çıkarılması için verilen mücadeleyle gündeme geldi. Çini ustası ve Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Hanife Kaysadı, Osman Hamdi Bey'in Arzuhalci tablosundan hareketle hazırladığı 15 parçalık çalışma ile Muradiye'deki kayıp çinilere dikkat çekiyor.
2026.10.21 14:52 - Son Güncellenme: 2026.10.21 15:58 - Bursa Bölge - YUSUF OSMAN İMAN
İLGİLİ VİDEO
Asırlık miras için mücadele ediyor! Bursa'nın kayıp çinilerinin tuvaldeki izleri...
YUSUF OSMAN İMAN / BURSADA BUGÜN
Bursa'nın tarihi yapılarında geçmişten günümüze ulaşan sanat eserlerinin korunması ve gelecek nesillere aktarılması önemini korurken, geleneksel İznik çiniciliğinin yaşatılması için çalışan Hanife Kaysadı, hem öğrencilerine bu sanatın inceliklerini öğretiyor hem de tarihi yapılardaki kayıp çinilerin yeniden yerine kazandırılması için mücadele veriyor. Tahtakale Hanı'ndaki Mercan Atölyesi'nde çalışmalarını sürdüren Kaysadı, özellikle Muradiye'deki çinilerin durumuna dikkat çekerek orijinal eserlerin korunması ve restorasyon süreçlerinde geleneksel sanatın ustalarından yararlanılması gerektiğini vurguluyor.

(Fotoğraf sanatcısı: Neslihan Sağır Çetin)
OSMAN HAMDİ BEY'İN TABLOSUNDAN HAREKETLE KAYIP ÇİNİLERİ ARIYOR
2002 yılında Uludağ Üniversitesi İznik Meslek Yüksekokulu Çini İşlemeciliği Bölümü'nden mezun olan Hanife Kaysadı, Osman Hamdi Bey'in Arzuhalci tablosunun kendileri için önemli bir referans olduğunu belirten Kaysadı, Muradiye'de yaptıkları incelemelerde karşılaştıkları eksikliğe ilişkin, "Osman Hamdi Bey bu resmi Muradiye'de yapmış. Bizim de bu eserle ilgili bir projemiz var. Tabloya konu olan mekânı fotoğraflamak için gittiğimizde pencere bölümünde bu tür çinilerin bulunmadığını gördük. Kayıp çinimiz bu." ifadelerini kullandı.

15 PARÇALIK ÇALIŞMAYLA KAYIP MİRASIN İZİNİ SÜRÜYOR
Muradiye'deki çinilerin izini sürmek için özel bir çalışma hazırlayan Kaysadı, kayıp eserlerin desenlerini araştırarak 15 parçadan oluşan bir çini çalışması ortaya çıkardı. Orijinal desenlerden hareketle hazırlanan eser, farklı şehirlerde düzenlenen sergilerde sanatseverlerle buluştu.

Çalışmanın uzun bir araştırma ve uygulama sürecinin ürünü olduğunu belirten Kaysadı, "Bu çalışma için birebir emek verdim. Eser, 15 parçadan oluşuyor. Orijinal desenleri örneklerinden bulup çizerek yeniden desenlendirdik. Çalışmamızı Bursa'da ve şehir dışında çeşitli sergilerde tanıttık. İzmir ve İstanbul'da da sergilerimiz oldu. Bu sergiler aracılığıyla kayıp çinileri vurgulayarak yeniden gün yüzüne çıkarmaya çalışıyoruz" dedi.
Kaysadı'nın çalışması, yalnızca geleneksel çini sanatının tekniklerini yaşatmayı değil, tarihi yapılardaki kayıplara da dikkat çekmeyi amaçlıyor. Sergiler aracılığıyla daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefleyen Kaysadı, Muradiye'deki çinilerin yeniden yerlerine kazandırılması için de girişimlerini sürdürüyor.

MURADİYE'DEKİ ÇİNİLERİN YENİDEN YERİNE KONULMASINI İSTİYOR
Tarihi yapılardaki çinilerin korunması ve eksik parçaların aslına uygun biçimde tamamlanması gerektiğini ifade eden Kaysadı, bu kapsamda Vakıflar Genel Müdürlüğü ile görüşmeler yaptıklarını söyledi. Kaysadı, yürüttükleri girişimlere ilişkin, "Vakıflar Genel Müdürlüğü ile konuyla ilgili görüşmelerimiz var. İnşallah Muradiye'deki türbenin pencere bölümlerindeki çinilerin yeniden yerine kazandırılması için mücadelemizi sürdürüyoruz" diye konuştu.
Tarihi eserlerin korunmasında yalnızca yapının değil, onu meydana getiren sanatın ve üretim tekniklerinin de dikkate alınması gerektiğine işaret eden Kaysadı, orijinal parçaların korunarak yeniden yerlerine yerleştirilmesinin önemini vurguladı.

"TARİHİ ÇİNİLER YURT DIŞINA ÇIKARILIYOR"
Geleneksel çini sanatının karşı karşıya olduğu sorunlardan birinin de tarihi eserlerin korunması olduğunu belirten Kaysadı, bazı orijinal parçaların yurt dışına çıkarıldığına ilişkin endişelerini dile getirdi.
Kaysadı, "Genel olarak bu konuda aşamadığımız bir sorun var. Yurt dışından gelen bazı turistler kendilerini sanat tarihçisi olarak tanıtıyor ve orijinal parçaları alarak yurt dışına çıkarıyorlar. Bu parçalar yurt dışına kaçırılıyor. Yerlerine yenileri yapılmadığında eksiklikler oluşuyor; yapılan çalışmalarda ise desen ve malzeme hatalarıyla karşılaşabiliyoruz" ifadelerini kullandı.
Tarihi eserlerden koparılan parçaların yalnızca fiziksel bir kayıp oluşturmadığını, aynı zamanda geçmişin sanat anlayışına ve üretim geleneğine ilişkin izlerin de zarar görmesine neden olduğunu belirten Kaysadı'nın açıklamaları, kültürel mirasın korunması konusunu yeniden gündeme taşıdı.

"ÇİNİ, SARAY SANATIDIR"
İznik çiniciliğinin üretim sürecinin belirli aşamalardan oluştuğunu anlatan Kaysadı, bu sanatın yalnızca desen çizmekten ibaret olmadığını, malzeme hazırlığından fırınlama aşamasına kadar uzanan geleneksel bir üretim zincirine dayandığını söyledi.
Kaysadı, İznik çiniciliğinin tarihsel üretim sürecini şu sözlerle anlattı, "Çini, saray sanatıdır. İznik çiniciliğinde desenler öncelikle Topkapı Sarayı'nda çiziliyor. Ardından çininin bünyesi dediğimiz ham kısmı İznik'te hazırlanıyor ve İstanbul'a gönderiliyor. Üzerindeki desenler İstanbul'da uygulanıyor, daha sonra yeniden fırınlanmak üzere İznik'e gönderiliyor."
Bu üretim geleneğinin korunması gerektiğini belirten Kaysadı, restorasyon çalışmalarında bölgenin tarihsel birikiminden ve geleneksel sanatın ustalarından yararlanılmasının önemine dikkat çekti.

"ORİJİNAL PARÇALARI YENİDEN YERİNE YERLEŞTİRMEK İSTİYORUZ"
Bursa ve İznik'in çini sanatındaki tarihsel konumuna işaret eden Kaysadı, restorasyon çalışmalarının geleneksel üretim bilgisiyle yürütülmesi gerektiğini savundu.
Kaysadı, "İznik ve Bursa gibi bu sanatın köklü merkezleri varken restorasyon çalışmalarının başka yerlerden yürütülmesi veya farklı uygulamaların tercih edilmesi bize çok mantıklı gelmiyor. İnşallah bu durum düzelir. Bizimle ve ustalarımızla iletişime geçilir. Orijinal parçaları, aslına uygun şekilde yeniden yerlerine yerleştirmek de bize nasip olur diye düşünüyorum" dedi.
