Arınç'ın medya için en büyük dileği
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Son zamanlarda sıkıntısını giderek çekmeye başladığımız, toplumsal cinnete şifa olabilecek bir yayın politikasına herkesin kavuşmasını diliyoruz'' dedi.
2012.01.27 10:25 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Medya - HABER MERKEZİ
Kontv'nin gelenekselleştirdiği ''Ankara Buluşmaları''nın dördüncüsü Dedeman Otel'de düzenlendi.
Etkinliğe katılan Başbakan Yardımcısı Arınç, yaptığı konuşmada, farklı siyasi görüşlerin, sivil toplum kurumlarının, milletvekillerinin, belediye başkanlarının geldiği etkinlikte güzel bir beraberliğin gerçekleştiğini söyledi.
Arınç, bu akşamın iki önemli amacı olduğunu belirterek, ilkinin Kontv ve bağlı kuruluşlarının 20. yılında ne noktaya geldiklerini göstermek, ikincisinin Konya'nın gelişmesi, kalkınması, güçlenmesiyle ilgili neler yapılabileceğini konuşmak olduğunu dile getirdi.
Kontv'nin bölgesel bir televizyon olduğunu ve uydu sayesinde neredeyse dünyanın üçte ikisine ulaşabildiğini anlatan Arınç, milletin değer yargılarına sahip bir televizyon olduğunu kaydetti.
Arınç, şunları söyledi:
''Aileden, ahlaktan, inançtan, kültürden, dilimizin, dinimizin, kültürümüzü meydana getiren bütün unsurlarımızın azami hassasiyetle dikkate alındığı ve yayın ilkeleri olarak da bunlara büyük bir duyarlılıkla sahip çıkıldığı bir televizyon ile karşı karşıyayız. Merak edip sordum! Acaba bugüne kadar Kontv RTÜK'ten bir uyarı veya bir müeyyide, bir ceza almış mıdır diye. Sadece seçimler döneminde, 2007 seçimleri döneminde, sadece bir yayın nedeniyle 'eşitlik ilkesi zedelenmiştir' diyerek bir partinin itirazı üzerine bir uyarı aldıklarını söylediler. Yayın ilkelerimiz içerisinde maalesef emsallerini çokça gördüğümüz, bizi aile olarak, inanç olarak, toplum olarak yaralayan, bütün değer yargılarımızı hedef almış, olumsuz neşriyat yapan pek çok televizyon kurumundan ayrı bir yere, şerefli bir yere, iyi bir yere Kontv'yi oturtuyoruz. Bu ilkelere sıkı sıkıya bağlı kaldıkları için ve Türk milletinin hassasiyetlerine en yüksek ölçüde dikkat ettikleri için Kontv'yi candan tebrik ediyorum.
Kontv'nin bütün Türkiye'de ve dünyanın büyük bir kısmında izleniyor olması onu programlarında çeşitliliğe, kaliteye de götürüyor. Programlar, tartışmalar, belgeseller, canlı yayınlar, yaşayan ve geçmişte çok büyük katkıları olup şimdi rahmete kavuşmuş değerlerimizi bizlere evlerimizde çocuklarımızla birlikte tekrar hatırlatan bir televizyon var karşımızda. Son zamanlarda sıkıntısını giderek çekmeye başladığımız, toplumsal cinnete şifa olabilecek bir yayın politikasına herkesin kavuşmasını diliyoruz.''
Basın yayın bakımından Konya'nın zengin bir il olduğunu ve bugüne kadar bu ilin ihmal edildiğini belirten Arınç, Konya'nın da olduğu 10 şehirde Basın Yayın İl Müdürlüğü kurduklarını kaydetti. Arınç, yakında atamaların yapılmasıyla basın yayın il müdürlüğünün de üzerine düşeni yapacağını söyledi.
Konya'nın her bakımdan önemli olduğunu vurgulayan Arınç, yerel medya konusunda da Konya'nın önemli görevler yaptığını ifade etti.
Arınç, kendi için önemli bir konuda Kontv'nin büyük desteği olduğunu belirterek, 1994 yılında çıkarılan RTÜK Kanunu'nun yenilenmesi konusunda, çeşitli kurumlarla yapılan görüşmelerde, en derli toplu fikir ve önerilerin Kontv'den geldiğini anlattı.
Konuşmasında, 16 yıldır yapılmayan frekans tahsislerini de yapmak istediklerini vurgulayan Arınç, ''Esasen bu kanunu bugüne kadar çıkartmayanlar halinden memnun olanlardı, ama çıkartmak zorundaydık, Anayasa da kendi kanunu da bunu emrediyordu'' dedi.
Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Peki frekans tahsislerini yapacağız, ihalelere çıkacağız bir hazırlıktan sonra. Mevcut televizyonların ve radyoların haklarını korumak gerekir mi, gerekmez mi? Yani sıfırdan başlayarak eşit şartlarda bir ihaleye çıkmak mevcutları zor durumda bırakabilir mi? En azından yüksek sermaye karşısında veya bir başka etki karşısında. Yıllardır bu işi yapan, hazırlığını bir şekilde sürdüren arkadaşlarımız. Avrupa Birliği şartlarına bakarsanız sıfır, eşit ölçüde ihalelere çıkılmalı, koruyucu bir hüküm olmamalıydı. Başka şartlara bakarsanız bunları korumamız adeta yurtseverlik gibi bir şeydi. Sonunda biz bir yıl en azından yayıncılık yapmış olanların haklarını daha yukarı da tutarak, eşitliği bu anlamda değil, mevcutların hukukunu koruyacak şekilde gerçekleştirmeye çalıştık. Kanun bu şekliyle çıktı, ama CHP tarafından Anayasa Mahkemesi'ne götürüldü. Neticenin ne olacağını bilmiyorum, şu ana kadar da görüşülmedi, ama bizim özenle çıkarmaya çalıştığımız bu kanunun en önemli maddelerinin iptal edilmesinden dolayı endişe ederim. Umarım ki Anayasa Mahkemesi bu konuda hakkaniyete uygun bir karar verecektir.''