AP'den çoğulcu demokrasi uyarısı
Avrupa Parlamentosu, Gezi Parkı olayları üzerine düzenlediği oturumun ardından ortak bir karar tasarısı kabul etti. Metin, son dönemde Türkiye konusundaki en sert karar olmasıyla dikkat çekti
2013.06.14 06:57 - Son Güncellenme: 2013.06.14 07:03 - Dünya - HABER MERKEZİ
Avrupa Parlamentosu, Gezi Parkı olayları bağlamında Türkiye'de yaşanan gelişmeleri masaya yatırdığı önceki günkü Genel Kurul oturumunun ardından dün yaptığı oylamada hemen hemen tüm siyasi grupların yazımına destek verdiği ortak bir karar tasarısını oylayarak kabul etti. "Türkiye'deki Durum" başlıklı karar, oylamaya katılanların çok büyük çoğunluğunun lehte oyuyla kabul edildi. Son dönemde Türkiye konusundaki en sert karar olmasıyla dikkat çeken, hukuki bağlayıcılığı olmamakla birlikte AP'nin Türkiye'ye bakışını yansıtması açısından önem taşıyan belgede öne çıkan vurgular şunlar:
- Hayatını kaybeden eylemcilerin ve polis memurunun ailelerine samimi taziyelerimizi, yaralanan çok sayıda insana da acil şifa dileklerimizi iletiyoruz.
- Gezi Parkı'ndaki barışçıl ve meşru gösterilere Türk polisinin orantısız ve aşırı güç kullanarak müdahale etmesinden derin endişe duyduğumuzu dile getiriyor, Türk yetkililere polis şiddeti konusunda ayrıntılı soruşturma açarak sorumluları adalet önüne çıkarmalarını ve mağdurlara tazminat ödeme çağrısı yapıyoruz. Türk hükümetini barışçıl gösterilere yönelik sert önlemler alınmaması konusunda uyarıyor, daha fazla tırmandırmadan kaçınılması amacıyla Başbakan'ın birleştirici ve uzlaştırıcı bir tavır takınmasını ısrarla tavsiye ediyoruz.
- Türk yetkililere tüm vatandaşların ifade özgürlüğü, barışçıl toplanma ve barışçıl gösteri haklarını garanti altına alma ve bunlara saygılı olma, gözaltına alınan barışçıl eylemcilerin tümünün acilen serbest bırakılması çağrısında bulunuyor; alıkonulan veya yaralananların tam sayısı hakkında bilgi talep ediyoruz.
- Uzlaşma adına geri adım atmak, özür dilemek veya halkın önemli bir kesiminin reaksiyonlarını anlamaya çalışmak konusundaki isteksizlikleri sadece daha fazla kutuplaşmaya yol açan Türk Hükümeti ve Başbakan Erdoğan'ın tepkilerini üzüntüyle karşılıyoruz.
- Cumhurbaşkanı Gül'ün ılımlı yaklaşımını, Başbakan Yardımcısı Arınç'ın yaralananlardan özür dilemesini ve gerilimi gidermek amacıyla Taksim Platformu ve muhaliflerle diyaloğa girmelerini memnuniyetle karşılıyor; Türk hükümetiyle barışçıl eylemciler arasındaki diyaloğun öneminin altını çiziyoruz.
- Kapsayıcı, çoğulcu bir demokraside tüm vatandaşların temsil edildiklerini hissetmeleri gerektiğinin ve çoğunluğun karar alma mekanizmalarına muhalefet ve sivil toplumu da dahil etme sorumluluğu bulunduğunu Türkiye'ye hatırlatıyoruz; muhalefet partilerine de farklı görüş ve düşüncelere saygı gösteren demokratik siyasi kültür yaratma konusunda üzerlerine düşen sorumluluğu hatırlatıyoruz.
- Siyasi partiler arasında devam eden ithilaftan ve hükümet ile muhalefetin kilit reformlar üzerinde uzlaşma sağlama konusunda çalışmaya hazır olmamasından endişe ediyoruz. Tüm siyasi aktörlere, hükümete ve muhalefete; devlet kurumlarında siyasi çoğulculuğu artırma, devlet ve toplumun demokratikleştirilmesi için birlikte çalışma çağrısı yapıyoruz.
- Türkiye'deki ulusal ve yerel yetkililere, kentsel ve bölgesel bütün büyüme planlarını kamuya danışmaları için çağrıda bulunuyoruz.
- Benzeri görülmemiş protesto dalgalarının hayat tarzı düzenlemelerine ilişkin Türk toplumunda artan memnuniyetsizliği yansıttığını gözlemliyoruz. Demokratik ve çoğulcu hükümetlerin hoşgörüyü yaygınlaştırmasının ve bütün vatandaşlar için inanç özgürlüğünü sağlaması gerektiğini tekrarlıyoruz. Hükümeti Türk toplumunun çoğulculuğu ve zenginliğine saygı duymaya ve laik hayat tarzlarını korumaya çağırıyoruz.
- İfade özgürlüğü ve medyada çoğulculuğun Avrupalı değerlerin temelinde olduğunu; gerçek bir demokratik, çoğulcu ve özgür bir toplumun gerçek bir ifade özgürlüğünü gerektirdiğini hatırlatıyoruz. İfade özgürlüğünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uygun biçimde; sadece memnuniyetle karşılanan veyahut zararsız görülen bilgi ve fikirler için değil; toplumun herhangi bir kesimini kızdırabilecek, şok edebilecek ya da rahatsız edebilecek fikirler için de geçerli olduğunu hatırlatıyoruz.
- İnternet de dahil olmak üzere Türkiye basınındaki ifade özgürlüğünün geriye gitmesinden, sansür uygulamalarından ve Türkiye basını içindeki otosansürden ötürü endişe duyuyoruz.