Ali ve Aysun Kocatepe'den yakışan final
Ünlü müzisyenler Ali ve Aysun Kocatepe Yüz Yüze Söyleşileri'nin finalinde Türk Pop müziğinin hem tarihini anlattılar, hem de en ünlü örneklerini seslendirdiler.
2012.05.16 09:25 - Son Güncellenme: 1970.01.01 02:00 - Medya - HABER MERKEZİ
Ali Kocatepe ve Aysun Kocatepe Uludağ Üniversitesi, Nilüfer Belediyesi ve Bursa Gazeteciler Cemiyeti'nin birlikte düzenlediği "Yüz Yüze Söyleşileri 2012"nin son söyleşisine konuk oldular. İki sanatçı Basın Kültür Sarayı Uğur Mumcu Etkinlik Salonu'nda gerçekleşen söyleşide dinleyicilerini Türk Pop Müziği'nin tarihi içinde bir yolculuğa çıkarırken, en güzel ve en çok hatırlanan çok sayıda parçayı da ayrı ayrı veya birlikte seslendirerek müzik ziyafeti verdiler.
Aysun Kocatepe söyleşiyi, "Merhaba... Sizinle olmak büyük zevk, büyük gurur... Hepinizi sevgiyle selamlıyorum" sözleriyle başlattı. Sözlerini, söyleşinin "Cumhuriyet Tarihinde Popüler Müzik" şeklindeki başlığını "fazla iddialı ve ciddi" bulduğunu belirterek sürdüren Aysun Kocatepe, "Pop müzik üzerine sohbet, diyelim; çok ciddi, çok bilimsel bir tarih tartışması bekleyenleri hayal kırıklığı yaratmak istemem" dedi.
Bu girişin ardından, Ali Kocatepe, dinleyicilere: "Popüler Müzik tarihimiz ne zaman başladı, ilk pop starımız kim?" sorusunu yöneltti. Dinleyicilerden onlarca yanıt gelmesine karşılık, doğru yanıtın gelmediğini Kocatepe şu sözleriyle açıkladı:
"Ne Ajda Pekkan, ne Gönül Yazar! Hudadat Şakir Hanım!.. Peki, ne zaman? Cumhuriyet'in ilk yılları... Türkiye içerde ve dışarıda büyük bir mücadele yürütüyor. İçeride, laikliğin dinsizlik olmadığını; şapka giymenin kimseyi dinden imandan etmeyeceğini; Alafranga müzik dinleyip tiyatroya ve sinemaya gitmenin de gâvurluk olmadığını anlatıyor. Dışarıda ise, Türklerin dışarıya kapalı, kendini kendi dünyasına hapsetmiş bir toplum olmayıp açık görüşlü, yeniliklere ve değişikliklere açık bir toplum olduğunu anlatma savaşımı veriyor. İşte bu koşullarda, 1930'ların başında bir müzik yarışması düzenleniyor. Yarışmanın birincisi, Türkiye'yi Nice'deki uluslar arası bir yarışmada Türkiye'yi temsil edecek. Hudadat Hanım bu yarışmaya katılıyor ve birinci seçiliyor, ardından da Nice'teki yarışmaya katılıyor. Yalnız güzelliği ve yeteneği ile değil, son derece güzel, zarif ve çağdaş giyimi ve kültürüyle de hayranlık topluyor. Yarışmadan altıncılıkla çıkmasına karşın, gazetecilerin en çok ilgi gösterdikleri sanatçı da o oluyor. Daha da ilginci, Hudadat Şakir Hanım Fransız gazetecilerle Fransızca, İngiliz gazetecilerle İngilizce ve Alman gazetecilerle de Almanca sohbet ediyor. Yarışmanın filmi İstanbul'da o kadar büyük ilgi görüyor ki, herkes bu Türk kızına hayran oluyor. İşte Türkiye'nin ilk pop starı bu Hudadat Şakir Hanım'dır ve bunu yeteneği, zarafeti, sesi ve kültürüyle de hak etmiştir..."
Söyleşinin bundan sonraki bölümlerinde, dinleyicileri Türk Pop Müziği'nin tarihi içinde bir yolculuğu çıkaran iki ünlü sanatçı, bu tarihin her döneminin önemli isimleri, grupları, parçaları üzerine bilgi verirken, en ünlü şarkıları da seslendirerek bir müzik ziyafeti sundular.
Dinleyicilerin Ali ve Aysun Kocatepe'nin kişisel tarihlerine ve müzik serüvenlerini de yakından tanıma olanağı buldukları içten söyleşinin sonunda, Ali Kocatepe piyanonun başına geçerek bestelerinden ve başka sanatçıların bestelerinden akılda kalan, çarpıcı pek çok örneği seslendirdi. Ali Kocatepe'ye zaman, zaman Aysun Kocatepe de sesiyle eşlik etti.
Söyleşi sonrasında Ali Kocatepe okuyucuları ile dinleyicilerine kitaplarını ve CD'lerini imzaladı.