Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

Akil İnsanlar Heyeti'nden Lice yorumu

Akil İnsanlar Heyeti başkanları, başkan vekilleri ve genel sekreterleri, 1 kişinin öldüğü, 9 kişinin yaralandığı Lice'deki karakol yapımı gerginliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu

Akil İnsanlar Heyeti'nden Lice yorumu

Güneydoğu Anadolu Bölgesi Grubu Genel Sekreteri Mehmet Emin Ekmen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Lice'de bir kişinin öldüğü,  9 kişinin de yaralandığı olayın çok üzücü olduğunu söyledi.

Olayla adli ve idari soruşturmanın çok hızlı bir şekilde neticelendirmesi gerektiğini ifade eden Emen, "Savcının çok erken bir saatte olay yerine gidip avukatlarla delil toplaması bu anlamda ümidimizi artıran bir tablo. Dün gece İçişleri Bakanlığının bir grup müfettişle olay hakkında idari tahkikat başlattığını da öğrendik. Başlatılan adli ve idari tahkikatın çok hızlı bir şekilde neticelendirilmesi insanların hem bu olaydan doğan acılarını hafifletecek hem de sürece olan güvenlerini artıracaktır" diye konuştu.

Bu süreçte gösterilere dair hassasiyetin gözetilmesi gerektiğine işaret eden Ekmen, şöyle devam etti:

"Basında yer alan haberlerde göstericilerin olay yerinde molotofkokteyli kullandığı, çadırları yaktığı gibi notlar var. Protesto demokratik bir haktır ancak protestoların hiçbir zaman şiddete yönelmemesi, özellikle ateşli ve yakıcı silahların kullanılmaması gerekiyor. Bu noktada karşımızda demokratik tecrübesi düşük bir bürokratik kadro var. Bu bürokratik kadronun hata yapmasına sebebiyet verebilecek tabloları da oluşturmaktan göstericilerin kaçınması gerekiyor. Bu 100 yıllık 40 bin insanın hayatına mal olan bir süreci nihayetlendirmeyi hedefleyen bir süreç. Bu süreçte protesto hakkının kullanımında belli bir hassasiyetin gözetilmesi süreci de gözeten bir tutum olacaktır. Olaylardan sonra Lice Kaymakamı'nın BDP Milletvekili Emine Ayna'ya teşekkür eden sosyal medyadaki paylaşımı, BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak ve Mardin Milletvekili Ahmet Türk'ün sağduyu çağrıları ve sosyal medyada yer alan sağduyu mesajları da aslında adli ve idari tahkikatın erken başlaması kadar kıymetli verilerdir. Göstericiler üzerine tesir edebilecek siyasi irade ve devleti yöneten siyesi irade bu olayın bir krize dönüşmemesi için oldukça hassas davranıyor. Bu süreçte hassasiyetimizi ve duyarlılığımızı korumamız gerekiyor."

- "Herkesin barış sürecine destek vermesi lazım"

Doğu Anadolu Bölgesi Grubu Başkanı Can Paker, Lice'de yaşanan olaylarla ilgili söylenecek bir şey olmadığını belirterek, çözüm sürecinin yaşandığı bir dönemde bu olayın meydana geldiğini söyledi.

Paker, "Türkiye için cumhuriyet tarihinin en önemli projesidir çözüm süreci. Ama anlaşılan bunun önünü kesmek isteyenler de var. Buna siyasi görüşü ne olursa olsun herkesin barış sürecine destek vermesi lazım" diye konuştu.

- "Bu tür provokasyonlara karşı uyanık olmak lazım"

Doğu Anadolu Bölgesi Grubu Sekreteri Ayhan Ogan da hem Lice'de hem diğer bölgelerde yaşananların Türkiye'nin yakaladığı bu barış sürecinden rahatsız olanlardan kaynaklandığını vurguladı.

Ogan, şöyle devam etti:

"Burada birtakım çatışmalardan beslenen çevreler veya ideolojik olarak bu sürece karşı çıkan çevrelerin bu tür provokasyonlar içerisine gireceği konusunda önceden beri gerek hükümet çevrelerinde, gerek bu işle ilgilenen aydın kesimden uyarılar yapılıyor. En son Lice'de yaşanan hadise, örgüt içerisinde birtakım bu çatışmalardan beslenen kesimlerin özellikle gençlerin hassasiyetlerini, duygularını tahrik ederek, bir çatışma çıkarma ve süreci akamete uğratma girişimi olarak ben değerlendiriyorum. Bu karşı taraftan da olabilir. Yani güvenlik güçleri içerisinden de belli kısımlar, bazı merkezler bu işlerden rahatsızlık duyanlar olmuş olabilir. Hatta örgüt içerisinde güvenlik güçleri içerisinde süreci sabote etmeye dönük bazı kesimlerin işbirliği bile söz konusu olabilir. Bu tür provokasyonlara karşı uyanık olmak lazım."

- "Yol haritasının en azından ilk adımının açıklanması gerekiyor"

Ege Bölgesi Grubu Başkanı Tarhan Erdem, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Lice'de yaşanan olaylarla ilgili henüz sağlıklı bilgi alınamadığını, olayın kim tarafından düzenlendiğine ve nasıl örgütlendiğine ilgili bilgiler olmadan yorum yapmanın mümkün olmadığını söyledi.

Bu tip olayların değişik yorumlara neden olabileceğini kaydeden Erdem, kendisinin süreçte gelinen noktayla ilgili değerlendirme yapabileceğini ifade ederek, silahsız ortamın ne zaman sağlanacağı ve hangi durumda silahsız ortamın sağlanmış sayılacağına ilişkin belirsizlik bulunduğuna işaret etti.

Erdem, "Sayın Başbakan'ın bu ortamda kafasındaki yol haritasının en azından ilk adımını açıklaması gerekiyor. Son günlerdeki konuşmalarında buna yönelik bir işaret yoktu. Hazırlanan yeni Torba Yasa'da da bu kapsamda bir düzenleme yok" dedi.

Başbakan Erdoğan'ın Akil İnsanlar ile yaptığı toplantıda Güneydoğu'da süreç başladıktan sonra yaşanan 18 olayla ilgili bilgi verdiğini, dün de Lice'de olaylar yaşandığını anlatan Erdem, "Bu meseleyi halletmek istiyorsak bu tip olaylara takılmadan yola devam etmek zorundayız. Yol haritasının ilk adımını atarak bu konudaki kararlılığın ifade edilmesi gerekiyor. Tüm kesimlerin  sürece hassasiyetle yaklaşması gerekiyor" diye konuştu.

- "Hükümet elinden gelen gayreti gösteriyor"

Akdeniz Bölgesi Grubu Genel Sekreteri Tarık Çelenk, Türkiye'de son haftalarda çıkan eylemlerde 1990'lı kuşağın öne çıktığını, bu kuşağın daha bireysel yetiştiğini, hükümetin de 90'lı kuşağın ana temasını anlamakta ve iletişim kurmakta zorlandığını savundu.

Bu kuşağın lidersiz ve bağımsız davranmayı sevdiğini vurgulayan Çelenk,  "BDP kitlesinde de böyle bir kuşak var. Öcalan'ın her ne kadar bu kuşağı kontrol altında tuttuğunu varsaysak bile BDP'nin genç jenerasyonu, daha bağımsız davranmayı seviyor. Bu süreçte Kürt jenerasyon içinde 90'lı kuşağın aktif olduğunu düşünüyorum. Bu jenerasyon, sürecin dışında inisiyatif kullanmak istiyor, heyecanına hakim olamıyor" ifadelerini kullandı.

Mevcut kararlılıkla sürecin Lice'de yaşanan gerginlikten etkilenmeyeceğini düşündüğünü dile getiren Çelenk, hükümetten yaşanan olaylara ilişkin gelen açıklamaları da "sağduyulu" bulduğunu vurguladı.

Çelenk, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hükümet konuyu bu manada anlamış gibi görünüyor. Yükü çok ağır, zor. Hükümet bir yandan siyaset yapmak zorunda. Son dönemlerde yıprandı da gerek Taksim ve diğer olaylarda... Politik maliyet de yüksek ama hükümet bu yönde kararlı gözüküyor. Bu sürecin devam ettirilmesi lazım. Bu belki de Türkiye'nin son şansı. Söylenecek her şey söylendi. Konuşulacaklar tüketildi. Bundan sonra konuşulacak şey de kalmayacak. Bu sürecin yarım kalması, sırf hükümetin değil, Türkiye'nin ulusal bütünlüğü için de tehlike arz eder. Hükümet bunun bilincinde ve bu konuda elinden gelen gayreti gösteriyor."

Çelenk, yaşanan olaylarda polisin tavrına yönelik eleştiriler olmasına rağmen hükümetin sağduyulu davranmayı ve polisi de incitmemeyi seçtiğini kaydetti. Polisin sahada en çok yıpranan kesim olduğunun altını çizen Çelenk "Yıprandığı için polisin hata yapma riski yüksek ama polisin bir şekilde daha farklı bir konseptte davranması gerekiyor" dedi.

- "Hassasiyetleri göz önüne alarak açıklamalara dikkat edilmesi lazım"

Karadeniz Bölgesi Grubu Başkanı Yusuf Şevki Hakyemez, özellikle BDP'ye Lice olayları ile ilgili olarak çok fazla sorumluluk ve görev düştüğünü ifade ederek, "Onların oradaki halkı teskin etmesi gerekiyor. Aksi takdirde çözüm süreci ruhuna aykırı bir durum ortaya çıkar. Bunu da hiç kimse izah edemez" dedi.

"Sağduyulu olmak, provokasyonlara gelmemek gerekiyor" diyen Hakyemez, "Bu biçimdeki provokasyonlara karşı süreci hiçbir zaman kurban etmemek gerekiyor. Dikkatli olmak gerekiyor. Tüm hassasiyetleri göz önüne alarak açıklamalara dikkat edilmesi lazım" sözlerini kaydetti.

Özellikle BDP'nin provokasyon işinde daha sağduyulu hareket etmesinin önemli olduğunu belirten Hakyemez, "BDP'nin halkı teskin etme noktasında bizzat inisiyatifi ele alması gerekir" dedi.

- "Bunun gibi birtakım münferit daha küçük çaplı provokasyonlar olur"

İç Anadolu Bölgesi Grubu Başkan Vekili Beril Dedeoğlu, bu provokasyonu kimin yaptığı konusunda tahminde bulunmanın çok zor olduğunu ifade ederek yaşananların barış sürecine zarar vereceğini söyledi.

"Taraflar bu süreci devam ettirmekte kararlıysa bu tip provokasyonları da bekliyorlar demektir" diyen Dedeoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dolayısıyla bu beklenti çerçevesinde stratejilerini geliştirmişlerdir. Bunlardan etkilenmeyerek yollarına devam etmeleri gerekiyor. Çünkü durdukları an bu provokasyonların alanı genişler. Süreç içerisinde gayet tabi bu tür provokasyonlar farklı kentlerde de yaşanabilir ama bir tane provokasyonun daha büyük bir eyleme dönüşmesi ancak geri adım atılmasıyla olur. Eğer geri adım atılmazsa da bunun gibi birtakım münferit daha küçük çaplı provokasyonlar olur. Bence bu süreçte normal terörle mücadele çerçevesinde ne yapılması gerekiyorsa yapılmaya devam edilmeli ama bunlar yapılırken de sürece zarar verecek adımlar atılmamasına gayret gösterilmelidir."

- "Bu tutum, provokasyonların alan genişletmesine engel olur"

Meselenin siyasi boyutunda barış sürecine doğru giden yolda hızlı adımlar atılması gerektiğine dikkati çeken Dedeoğlu, şöyle konuştu:

"BDP'nin yumuşak yapıcı bir dil kullanmaya devam etmesi, böyle bir dil kullanması önemli. Benzer şekilde hükümetin de bu tür provokasyonlara boyun eğmeyeceğini çözüm sürecinde son derece kararlı olduğunu beyan etmesi gerekiyor. BDP tarafından 'bunun takipçisiyiz ve sürece zarar vermek istemiyoruz' şeklinde bir açıklama geldi. Bu tutum bile kendi başına provokasyonların alan genişletmesine engel olur."

 

Kalan karakter : 450

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!