'AK Parti yüzde 40'ı geçerse başarılı sayılır!'
ANAR Genel Müdürü İbrahim Uslu: AK Parti yüzde 40'ı geçerse başarılı sayılır. Cumhurbaşkanlığı seçimleri tek turda biter.
2014.01.29 18:11 - Son Güncellenme: 2014.01.29 18:13 - Güncel - HABER MERKEZİ
Elif Çakır'la Söz Bitmeden programına ANAR Genel Müdürü İbrahim Uslu konuk oldu.
Elif Çakır: Yolsuzluk ve rüşvet iddiaları toplumda karşlıığı olan iddialar. Seçim tarihimize baktığımızda bunlar hep iddia edilir ama ilk kez iktidara yönelik bu denli iddialar var. Birçok anket yapıldı, bir çok araştırma şirketi yüzde 49, 50, 51 çıktı. Toplum nasıl etkilenmedi?
İbrahim Uslu: Bizim toplumumuz, 28 Şubat'ta beri sürekli toplum mühendisliği projesiyle karşılaştığı için ayırt ediyor, birçok kanaldan bilgi ediyor, sabah operasyon oldu, öğleden sonra bütün bilgiler medyadaydı. Hemen öğlenden sonra Halkbank'a yönelik operasyonunu aslında ABD kamusal ilişkiler kongresinin yazdığı, Nisan ayında yazılmış mektup anında yer aldı, artı üç davanın operasyonlarının neden bir arada yapıldığı ve çok kısa süre içerisinde savcılarla ilgili bir sürü bilgi yayıldı. Halkbank davası dışında diğer davalarla ilgili tutuklu kalmadı, diğer davalarla ilgili tutuklu kalmadı.
E.Ç.: Kız öğrencilerle ilgili hizmet veren bir vakfın da hedef alınması toplum vicdanında yankı bulmadı.
İ.U.: Bir sürü kanal var, twitter, gazete, televizyonlar, haber portalları var. Bu propagandayla gerçekten başarılı bir biçimde mücadele edildi. Birçok araştırma oldu, kamuoyunun bu tartışılan argümanlarla ilgili kanaatlerini gördük. Paralel devlet vardır diyenlerin oranı 3'te 2 gibi... Toplumun düşündüğü, 17 Aralık'ın yanında olanların değil, karşısında olanların argümanına inanıyor.
E.Ç.: Toplum buna baktı, bugün gündeme getirilmiş bir mevzu değildi. 2011 yılından beri Gülen cemaati alttan alta bunu yayıyordu. Ama insanların inandığı daha sahici bir şey vardı. O da şuydu, Gülen cemaatine mensup insanların devletin belirli kadrolarında yer alıp, kendisi gibi düşünmeyenleri tasfiye ettiğine yönelik durumlar vardı, bu toplumda korku oluşturmuştu. Bunun etkisi olabilir mi?
İ.U.: Bu çok bilinen bir şey, diyelim ki bu yapının operasyonuna maaruz kalan isimler dillendirildiğinde muhafazakar seçmenler bunu çok fazla dikkate almadı, OdaTV gibi. Ama bazı insanlar ne olacak bu işin sonu diye kaygıya düştüler. Bazı kurumlara bildiğiniz çaycı olarak giremiyordunuz, iş buralara kadar varınca ciddi bir sorun oluştu. Yazılmamış kitaplarla insanları mahkum etmeler, bir sürü davada bir sürü uydurma deliller olunca bu pekişti. 17 Aralık süreciyle kısmen farkedilen ve ama önemsenmeyen, dışa vurulmayan realie toplumun yüzüne patladı. Ama bildikleri bir hakikatin acı yüzüyle karşı karşıya geldiler. Toplum cemaat orijinli bir paralel yapılanma vardır dedi. Evet bu çok güzel bir şey. Hangi kaynaktan beslendiğini biliyor toplum. İşte gladyoyu, kontgerillayı, Ergenekon'u farkedince kurtuluyorsunuz, seçim olmasa hızlı yol alınırdı, bundan da kurtulunur. Poliste büyük kıyım diye her gün cemaat medyası, hem de hükümete karşı olan merkez medya başlık atıyor ama düşünün bir emniyet'te koridorun bir tarafında öbüründe büyük kıyım oluyor, 28 Şubat'ta insanlar memuriyetten atılıyordu. Henüz il değişimleri bile olmadı, aynı il-aynı bina içerisinde sadece sandalye değiştirildi, alt kattan üst kata. Eğer bir çeteden kurtulunacaksa kıyım böye olmaz, davaların açılması, bunların memuriyetten atılması gerekiyor, bu aşamaya henüz gelmedik.
E.Ç. Bir taraftan paralel bir yapılanma var, devletin haklı bir mücadelesi var. Üst odadan alt odaya, birinci kattan üst kata ,alt kata çıkarıyor, bu doğru bir yöntem mi?
İ.U.: Bu doğru değildir, parlamentoda yaşananları biliyorsunuz, yasal değişiklikler konusunda sıkıntılar var. İlgili bütün kurumların ülkenin başına örülmüş bir çorap varsa bunların bertaraf edilmesi noktasında işbirliği yapması lazım ama kurumlar pragmatik bakıyor. Mesela CHP buna pek destek vermiyor, hükümetten kurtulayım, orduyla işbirliği yapıp bunlardan da kurtulabilirim diyor, Ankara'yı-İstanbul'u alırım gibi fantezileri var, İzmir var, Erdoğan'ı cumhurbaşkanı seçtirmeyelim, kalanlarla da yaşarız diyorlar.
E.Ç.: Ak Parti hükümeti bir darbeyle karşı karşıya. 2 aydan daha az bir zaman kaldı, sandıkta da görecek bu desteği. Gülen cemaatine yakın isimler de oy oranları açıklıyorlar. Ne kadar sandıktan oy alırsa AK Parti bu mücadeleyi kazanır?
İ.U.: Yüzde 40'ın üzeridir. Bugün konuştuğumuz tüm rakamlar genel seçim rakamları. Yüzde 50 genel seçim, iller dışında yerel seçim tahmini yapmıyoruz, neden, adaylar belli değil. İl adayları belli ama ilçe adayları belli değil, AK Parti, MHP adayları İstanbul'da belli oldu, CHP'nin bir kısmı belli oldu, BDP yine öyle. Genel seçimlerde hangi partiye oy veriyorsunuz diyoruz, bu yerel seçime tekabül etmez. AK Parti'nin genel seçim oy ortalaması yüzde 48, yerel seçim oy ortamaları, 2005'te yüzde 42, 2009'da yüzde 38. Mesela BDP, Demokrat Parti yerel seçimlerde iyi bir oy oranı kazandılar ama bunu genel seçimlerde göremezsiniz. Rekabet ne kadar olursa, emmioğlunun hatırına, kendi köylüsü, ilçesinden olduğu için hatırı oluyor, veriyor. Küçük partilerin oy oranları yerel seçimlerde yükselir, büyük partilerin düşer. AK Parti'nin genel seçim oy ortalaması yüzde 48, yerel seçim yüzde 42'dir. Yani yüzde 40 alırsa bence başarısıdır. Referandumda yüzde 52 idi oran. Yerel seçimlerde düşmesi o partinin desteklenmediği anlamında değildir.
E.Ç.: Yerel seçimlerde eski alışkanlıklar mı devam edecek? 4 yıl önce nasıl oluyorsa yine aynı mı olacak?
İ.U.: Bu son yaşanan hadiseler AK Parti'nin seçmenleriyle olan duygusal bağını arttırdı. Zaten seçmen sadakat oranı son seçimde yüzde 78'ti, 2007 seçimlerinde AK Parti'ye oy verenlerin yüzde 78'i oy verdi. Aynı şey MHP'de çok düşük, BDP'de yüksek. Ak Parti yüzde 47 olan oy oranını arttırdığı için, yeni seçmenler geldiği için yüzde 78'te kalıyor. Başka partiye oy veren seçmenler geldiği için, AK Parti'yi bırakıp giden seçmen çok az. 2009'da bu oldu. Bu tür ideolojik saldırılar olduğu sürece tercih korunuyor.
E.Ç.: Ankara ve İstanbul'da ne olur?
İ.U.: Her şey aynı, değişen bir şey yok. Bence CHP hayatının hatasını yaptı. Ankara'da merkez sağdan herhangi birini aday gösterse MHP'den oy alırdı. Genel seçim oyu yüzde 30, yerel seçimlerde de yakın oy aldı. CHP'nin Ankara'da kazanabilmesi için başka partiden oy alması lazım. AK Parti, MHP, CHP var. MHP'nin 15, CHP'nin 30, AK Parti'nin 48 oy oranı var. AK Parti'den CHP'ye oy geçişkenliği yok. AK Parti ile MHP arasında oy geçişkenliği var. Tüm Türkiye'de bu böyle, AK Parti ile MHP, MHP ile CHP arasında oy geçirgenliği var. İç Anadolu'da bu yok. Şu an CHP'ye gitmiş biri var, Ankara'yı alabilirdi ama bu adayla alamaz. MHP üst yönetimi Mansur Yavaş'ın partisine ihanet ettiğini düşünüyor, MHP yöneticileri hainlikle suçlanırken, nasıl gidilir de ülkü ocaklarından birileri Yavaş'a oy verir. O parti içi disiplin çok güçlüdür orada. MHP'li taban ona oy vermez, illa oy verenler çıkacaktır. Ama aradaki makas yüksek, AK Parti yüzde 50, CHP yüzde 30. AK Parti'den giden oy da olabilir, CHP seçmeninde Alevilerden oy vermeyecekler var, CHP üst yönetimi diyelim ki bu tabanı ikna etti. Mansur Yavaş MHP içinde iyi bir figürken CHP içinde bunu kaybetti. Karayalçın yüzde 30 olan oy oranın yüzde 34'e çıkardı, ancak o kadar olur. Ankara'da bu ittifak bitti, merkez sağdan herhangi biri olsa bu ittifak kurulabilirdi.
E.Ç.: Türkiye genelinde başka bir ittifak var, Gülen cemaati, cemaati bitiriyorlar propagandası yürüttü, en rahat dönemimizi bu iktidar döneminde yaşadık açıklamalarını bir kenara bırakıyorum, CHP ile olan ittifaka nasıl bakarlar?
İ.U.: Şimdi cemaati iyi analiz etmek lazım, cemaati Güneydoğu'da 3-5 köyde müridi olan tarikatlarla karşılaştırıyorlar, Züğürt Ağa'dan bilirler, bir şıh vardır, gider ona şıhı ikna eder, onun gösterdiği partiye oy gider. Bu nerede olur, kırsal alanda ve küçük yerleşim alanlarında çok sıkı bağların olduğu küçük yerlerde hala daha bir realite olarak karşımıza çıkıyor. Fakat cemaat öyle değil, uluslararası bir yapı, çok heterojen, çok farklı yapılardan farklı katmanlar var. Bu segmanter yapı içerisinde, en tepeden gelen emirlere uyacaklar var mıdır, vardır, bunlar cemaat profesyonelleridir, bunlar kaç kişidir, birkaç yüzbin kişi. Ama onun dışında Ankara'nın bilmem neresinde iş yapan, çocuğunu cemaatin okullarında okutan Hacı abinin bu talimatlara uygun davranma olasılığı nedir, bence vicdanlarıyla hareket edecekler.
E.Ç.: Bir şey anlatayım, biz blok şekilde desteklemeyeceğiz diyorlar. Ben cemaate çok önemli yerde ama 2 numara diyebileceğim bir isimle görüştüm. Bu CHP ile ittifak nasıl yankı bulur. Biz geçmiş dönemde karar aldık, DSP'yi de DYP'yi de destekledik. Ecevit desteklenecek diye alttan emir gönderdik. Seçimler bitti, aradan iki yıl geçti. Eşim bana dedi ki "Ya siz böyle bir karar almıştınız, herkesin uyması gerekiyordu, sandığa gittim, vicdanım el vermedi, Erbakan'a da vermedim ama Muhsin Yazıcıoğlu'na verdim" gibi bir anektod aktarmıştı.
İ.U: Yine benzer bir şey olur, başka partinin desteklenmesi sağlanamaz, bu mümkün değil. Vicdanıyla hareket edecekler.
E.Ç.: İzmir'de durum ne olur?
İ.U.: İzmir'de son genel seçimlerde yüzde 7 fark vardı. Binali Yıldırım ile bu kapatılır diye düşünüldü, makas biraz daha daralmıştı ama İmbat operasyonuyla bu algıyı ölçemedik. Ama iş biraz daha zorlaştı. İlçeler de açıklandı.
E.Ç: İki aylık süre içerisinde durum değişir mi?
İ.U.: İstanbul ve Ankara'da AK Parti kesin, İzmir'de CHP favori.
E.Ç.: Ak Parti yüzde 40 oy alırsa milli desteği almış olacak. Oy oranı yüksek çıkarsa, genel seçim öne alınabilir mi, cumhurbaşkanlığı seçimleri ne olur, halk ne der?
İ.U.: Eğer yüzde 40'ı geçerse cumhurbaşkanlığı seçimleri ilk turda biter, AK Parti'nin gösterdiği aday kazanır, Hüseyin Çelik demişti, Erdoğan adayımız, seçilir. Bu sefer Kürtler de sandığa gidecektir, bence yüzde 50'nin de üzerinde bir rakamla seçilir.
E.Ç.: Genel seçimler ne olur. Partide başkan kim olacak?
İ.U.: Ben genel seçimde sıkıntı yaşayacağını sanmam. Her şeyi kazanmış bir parti zaten. Bence seçimlerin erkene alınması mantıklı olur. Toplumun başbakan adayı olarak oy verdiği insan başbakanlığı bırakıp başka bir göreve geçecek, Turgut Özal döneminde de bu oldu, yeni başbakan geliyorsa, erken seçim olmalı. En erken yapılacak tarih Kasım ayıdır, Haziran'a kadar 5-6 ay, var, bu öne çekmek sayılmaz zaten. Çok da bir şeyi olmadı. O yüzden hızlandırılmış seçim diyelim.
E.Ç.: Merkez Bankası'nın kararı nasıl etkiler?
İ.U.: Bunlar tehlikeli şeyler, döviz fiyatlarının artması girdi fiyatlarının artmasına neden oluyor. Faizde de aynısı mevcut, yüksek faiz olunca insanlar yatırım işinden vazgeçiyor, bankaya para koyuyor, oradan para kazanıyor. Kolay para kazanılıyor yani. Faizin artmasıyla büyüme ve yeni iş oranları azalacak, bir süre sonra maaliyet enflasyonuna yol açabilir. Biraz enflasyon olabilir ama bu iki aylık süreç içerisinde vatandaşın cebine yansıyacak mı, göreceğiz. Ekonomik dengelerin bozuk olduğu her durumlarda iktidar partilerinin oy kaybettiğini gösteren etkiler var. 2009 yerel seçimlerde oy kaybetmiştir AK Parti, o da uluslararası ekonomik dengeler yüzünden. Bu dönemde bunu görmedik, umarım teğet geçer, çok fazla etkilenmeyiz. Ekonomik seyir nasıl gelişecek, bekleyip görmek lazım. Çıkarsa oy davranışına bir miktar etkili olur.
E.Ç.: Güneydoğu'da AK Parti'nin oy oranında değişiklik olur mu?
İ.U.: Yerel seçimlerde çok olanacağını sanmıyoruz. Şiddet olayları var, olunca BDP'nin oyları yükseliyor, 2012 Aralık'ı ile birlikte oylar yavaş yavaş eski haline geldi, 2011'deki dengelere dönüldü. Güneydoğu'da birinci parti hala AK Parti. Ama Diyarbakır, Mardin gibi illerde BDP lehine makas açık. Orada süpriz beklemiyoruz.
E.Ç.: Hiç yanıldığınız oldu mu anketlerde?
İ.U.: Biz mesela 2009 yerel seçimlerinde yüzde 40 dedik, Muhsin Yazıcıoğlu şehit oldu, yüzde 1.5 artış oldu BBP oylarında, 38.5 olarak gerçekleşti. Bu 2-3 puanlık hata paylarıyla olur zaten. Diğer seçimleri bildik 0 hata ile. Abdülkadir Bey zaten yazmıştı, 49-25-13 demiştik, yanılmadık. Zaten arkadaşımız espri yaptı, artık ANAR'a sorarız diye. İl il oy tahminleriyle ilgili bir çalışma yapacağız.