Geri Adalet Bakanlığı'ndan Biden'ın skandal açıklamasına tepki

Adalet Bakanlığı'ndan Biden'ın skandal açıklamasına tepki

Adalet Bakanlığı, "ABD Devlet Başkanı'nın açıklamalarının hukuki bir karşılığı yoktur. Bireylerin olduğu gibi devletlerin de lekelenmeme hakkı vardır. Tamamen siyasi saiklerle ortaya atılan mesnetsiz iddialar, asırlar boyunca adalet ve hukukla yaşamış bir milletin şanlı tarihine çamur atma arayışından başka bir anlama gelmemektedir" açıklamasını yaptı.

26 Nisan 2021 Pazartesi, 10:25 - Güncel
A
Adalet Bakanlığı'ndan Biden'ın skandal açıklamasına tepki

Adalet Bakanlığı, ABD Başkanı Joe Biden'ın sözde Ermeni soykırımı açıklamasıyla ilgili Twitter hesabından açıklama yaptı. 'Hukuksal Açıdan Soykırım; Yalanlar-Gerçekler' başlığıyla yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Soykırım, hukukun tanımladığı ve çerçevesini belirlediği uluslararası topluma karşı bir suç tipidir. Bu suç uluslararası düzeyde ilk defa 1948 Birleşmiş Milletler (BM) Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi ile tanımlanmış bulunmaktadır. Türkiye 1950'den bu yana, yani ilk yıllardan itibaren, bu sözleşmeye taraftır. 149 devletin taraf olduğu sözleşme doğrultusunda ülkeler iç hukuklarında da soykırım suçunu düzenlemiştir. 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 76'ıncı maddede soykırım suçunu, 77'nci maddede insanlığa karşı suçları uluslararası belgelerde ortaya konulan çerçeveye uygun şekilde düzenlemiştir. Üstelik bu suçlarda zaman aşımının işlemeyeceği de hüküm altına alınmıştır. Zaman aşımının işlememesi kuralı 1 Haziran 2005'ten sonra işlenen suçlar için geçerlidir."

'ULUSLARARASI YARGISAL MEKANİZMA KARAR VERMELİ'

'Soykırım' suçunun oluşması için öncelikle özel bir kasıtla hareket edilmesi gerektiği belirtilerek, "Burada özel kasıt şudur; milli, etnik, ırki veya dini bir gru­bu, sırf bu niteliği nedeniyle, kısmen veya tamamen yok etmek amacıyla hareket edilmiş olmalıdır. Bu saikle belli bir gruba yönelen öldürme, yaralama gibi yok etmeye yönelik fiiller soykırım suçuna neden olur" denildi.

Soykırımın siyaset, sosyoloji ve tarih gibi çeşitli disiplinlerin ilgi alanına girdiğine dikkat çekilerek, "Ama hukuken bir fiilin soykırım suçunu oluşturabilmesi için ya iddia olunan eylemlerin gerçekleştiği ülke yargısının ya da yargılama yetkisine sahip bulunan uluslararası bir yargısal mekanizmanın (Uluslararası Ceza Mahkemeleri ya da Uluslararası Adalet Divanı) bu konuda karar vermesi gerekmektedir (BM Sözleşmesi madde 6). Ayrıca suçlanan kişilerin hayatta olması da kovuşturma şartlarından biridir" ifadelerine yer verildi.

DÜNYA TARİHİNDE SOYKIRIM SUÇUNA İLİŞKİN YARGI KARARLARI

Dünya tarihinde soykırım suçuna ilişkin yargı kararlarıyla ilgili ise şunlar kaydedildi: 

"1945 tarihli Nürnberg Mahkemesi, Almanya'nın savaş suçlarını ve insanlığa karşı suçlarını yargılamıştır. Teknik anlamda soykırımı ele almayan bu mahkeme uluslararası statü ile kurulmuştu. 1954'ten itibaren Almanya kendi çıkardığı kanunlarla Yahudi soykırımı faillerini yargılamaya başlamıştır. 1965 yılında o kanunu değiştirerek, zaman aşımını kaldırmış ve bunu aleyhe biçimde geçmişe yürütmüştür. Uluslararası düzeyde ise 1993'te Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, 1994'te Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi kurularak insanlığa karşı suçlar yargılanmış, soykırım tespiti yapılmıştır. 1998 Ruanda kararı dünya tarihinde bir uluslararası mahkeme tarafından soykırım kararı verilen ilk karardır. Uluslararası Adalet Divanı 2007'de Bosna'da bir soykırım olduğunu kabul etmiştir. Dolayısıyla, Almanya, Bosna ve Ruanda'daki olaylara 'soykırım' demenin hukuki bir temeli vardır."

'BU KONUDA BİR YARGI KARARI YOKTUR'

1915 olaylarını soykırım olarak niteleyen görevli ve yetkili bir mahkeme kararı olmadığına dikkat çekilerek, "Bu konuda bir yargı kararı yoktur. Esasen ve usulen de mümkün değildir. BM Sözleşmesi ve Uluslararası Adalet Divanı kararlarında ortaya konulan çerçeve karşısında yargısal bir mekanizmanın harekete geçmesi söz konusu olamaz. Kaldı ki, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ya da herhangi mahkeme, ancak hayatta olan failleri yargılayabilir. İddia olunan failler hayatta değilse tüm ceza yargılamalarında olduğu gibi burada da kovuşturma olanağı bulunmamaktadır" denildi.

'HUKUKİ KARŞILIĞI YOKTUR'

1915 olaylarından kaynaklı herhangi bir hak iddiasının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) nezdinde de ileri sürülemeyeceğine işaret edildi. ABD Başkanı Joe Biden'ın açıklamalarının hukuki bir karşılığının olmadığına vurgu yapılarak, "Ülkemizin de taraf olduğu Soykırım Sözleşmesi ve bu sözleşmeyi yorumlayan Uluslararası Adalet Divanı içtihatları dikkate alındığında ABD Devlet Başkanı açıklamalarının hukuki bir karşılığı yoktur. Bireylerin olduğu gibi devletlerin de lekelenmeme hakkı vardır. Tamamen siyasi saiklerle ortaya atılan mesnetsiz iddialar, asırlar boyunca adalet ve hukukla yaşamış bir milletin şanlı tarihine çamur atma arayışından başka bir anlama gelmemektedir" ifadeleri kullanıldı. 

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de bakanlığın açıklamasını, "Gerçekler güneş gibidir. Güneş balçıkla sıvanmaz" mesajı ile Twitter hesabından paylaştı. 

Diğer Güncel Haberler için tıklayın


26 Nisan 2021 Pazartesi, 10:25
A