2013'te felaket beklemiyorum
Bazı kahinlerin 2013 yılı için çizdiği felaket senaryolarına katılmadığını belirten Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, "Dünya ekonomisinde 2008'den beri çok şey yapıldı. Resesyon ihtimali var ama yeni bir kriz yok. Artık böyle şeylere inanmayın" dedi
2012.11.15 10:06 - Son Güncellenme: 2012.11.15 10:07 - Ekonomi - HABER MERKEZİ
Türkiye ekonomisinin 2013'te yüzde 4.7 ile 5 arasında bir büyüme göstereceği öngörüsünde bulunan Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, dünya ekonomisine ilişkin öne sürülen felekat senaryolarına ise katılmıyor. Türkiye'de 2013'te cari işlemler açığında artış belklediğini ifade eden Özen, dünya ekonomisi hakkındaki görüşünü ise şöyle açıkladı: "Ben 2013 ve 2014'te yeni krizler olacağı yönünde felaket senaryoları ileri süren kahinlere kesinlikle katılmıyorum. Dünya ekonomisinde 2008'den beri çok şey yapıldığına inanıyorum. Bir müsibet bin nasihatten iyidir. Krizden çok iyi dersler çıkarıldı. Reformların devam edeceğine inanıyorum. Bunlardan daha da önemlisi daha güvenli bir finansal mimari kuruldu. Eskiden bankacılık krizi ve artı borç krizinden söz ederdik. Artık bankacılık krizinin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Dünyada bankalar çok ciddi ölçüde aktiflerini, kredilerini küçülttüler. Çok pahalı şekilde içeri sermaye soktular."
'Merkez desteklenmeli'
Ergun Özen, konuşmasını şöyle sürdürdü: "2007 - 2008 dönemine döner miyiz, yeni bir kriz olur mu? Yanıt, resesyon ihtimali var ama yeni bir kriz ihtimali yok. Dünya ekonomisindeki resesyonun etkisi artık çok daha kısıtlı ve limitli olur, balon patlaması etkisine nazaran. Bazı ekonomistler balon patlaması gibi krizlerden söz ediyorlar. Ben buna kesinlikle katılmıyorum. Riskler var ve dünya ekonomisi aşağı gidiyor ama balon etkisinde krizler artık beklemiyorum."
Ergun Özen ekonomi gündemiyle ilgili sorularımızı yanıtladı:
Fitch'in not artışı ekonomiyi nasıl etkileyecek?
İlk etkisi iki kanaldan para girişi oluyor. Birincisi portföy yatırımları, ikincisi kredi kanalları.Not artışının üç ana değişken üzerinde etkileri de ortaya çıkıyor. Bunlar büyüme, kur ve cari açık. Yurtdışı borçlanma maliyetleri düşüyor. Bu Hazine, Türk bankaları ve yurtdışından borçlanan reel sektör şirketleri için de geçerli. Kredi maliyetlerinde düşüşler olacak. Kur ise not artışına yönelik söylentiler ortaya çıktığından beri artış gösteriyor. Sermaye girişinin olmasıyla birlikte kurdaki bu değerlenme de sürüyor. Bunu çok net şekilde görüyoruz. Ülkenin risk primi düşüyor. Yurtdışı kredi imkanlarının artmasıyla birlikte bu olumlu gelişme yurtiçi kredi piyasalarına da yansıyacak. Kredi faizleri düşecek, çünkü hakikaten fon bulmak daha da kolaylaşıyor. Kredi hızı arttığı için bu büyümeye de olumlu yansıyacak. Not artışlarından sonra en büyük risk, ülkelerin cari açıkları artıyor. Yatırım yapılabilir ülke notunu almış ülkelerde bu görüldü. Bu da tabii finansal istikrarı olumsuz etkileyebilir.
Peki bu risklere karşı ne yapılmalı?
Ekonomi yönetiminin dikkat etmesi gereken en önemli risk, hiç kuşkusuz sermaye akımlarının yaratacağı finansal istikrar riskleridir. Merkez Bankamız (MB) önemli bir şekilde ortaya çıkıyor. Ancak son krizde de görüldü ki ekonomideki her sorunu sadece para politikalarıyla çözme işi çok işlemiyor. Döngüsel olarak bazı şeyleri yönetebiliyorsunuz ama kalıcı olarak yönetmeniz çok zorlaşıyor. Ben Türkiye'de Merkez Bankası'ndan çok aşırı isteklerde bulunulduğunu düşünüyorum. Burada yapısal tedbirlere bakmamız lazım. Merkez Bankası'nı yapısal tedbirler ile desteklememiz, kuvvetlendirmemiz gerekiyor.
KAYNAK:MİLLİYET