17 Ağustos'taki büyük depremde yıkılmayan tek yer! Bir çivi bile oynamadı...
Marmara Depremi'nin 27'nci yıl dönümünde, 1999'daki büyük yıkımın ortasında ayakta kalan Tavşancıl yeniden gündeme geldi. Fay hattına yakın konumuna rağmen can ve mal kaybının yaşanmadığı bölgede, yıllar önce uygulanan sıkı imar kuralları ve yapılaşma yaklaşımı dikkat çekti.
2026.08.17 10:27 - Son Güncellenme: 2026.08.17 10:41 - Güncel - HABER MERKEZİ
17 Ağustos 1999'da saat 03.02'de meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki Marmara Depremi, 45 saniye içerisinde geniş bir bölgede büyük yıkıma neden oldu. Kocaeli başta olmak üzere Bursa, Yalova, Sakarya ve Düzce'de binlerce yapı ağır hasar gördü, çok sayıda insan hayatını kaybetti.
2010 yılında yayımlanan Meclis araştırma raporunda, deprem nedeniyle 18 bin 373 kişinin yaşamını yitirdiği, 48 bin 901 kişinin yaralandığı belirtildi. Aynı rapora göre 285 bin 211 konut ile 42 bin 902 iş yeri depremden zarar gördü.
Türkiye'nin hafızasında derin izler bırakan 17 Ağustos'un yıl dönümünde, felaketin merkezlerinden Kocaeli'deki Tavşancıl da bir kez daha gündeme geldi.
KÖRFEZ'DE YIKIM YAŞANIRKEN TAVŞANCIL AYAKTA KALDI
Dilovası'na bağlı Tavşancıl, 1999 depreminde çevresindeki birçok yerleşim yerinin aksine ağır bir yıkımla karşılaşmadı. Hemen yakınındaki Körfez bölgesinde çok sayıda yapı kullanılamaz hale gelirken, Tavşancıl'da binaların büyük bölümünün ayakta kalması dikkat çekti.
Bölgenin deprem sırasında büyük bir yıkım yaşamamasında, geçmiş yıllarda uygulanan yapılaşma politikalarının önemli rol oynadığı ifade edildi. Tavşancıl'da yüksek katlı yapılaşmaya izin verilmemesi, yapıların belirli kurallar çerçevesinde inşa edilmesi ve zemine ilişkin hassasiyetlerin imar planlarına yansıtılması, yıllar sonra dahi örnek olarak gösteriliyor.
Marmara Bölgesi'nde son yıllarda meydana gelen depremler de bölgedeki yapı güvenliği tartışmalarını yeniden gündeme getirirken, Tavşancıl'ın 1999'daki performansı bir kez daha hatırlanıyor.

TAVŞANCIL'IN İMAR PLANI NASIL HAZIRLANDI?
Tavşancıl'ın deprem karşısındaki dayanıklılığı, 1989 yılında belediye başkanı seçilen Salih Gün döneminde hazırlanan imar planıyla ilişkilendiriliyor. Gün'ün bilim insanlarıyla birlikte yürüttüğü çalışmalar sonucunda bölgede kat sınırlaması uygulanırken, yapılaşmada daha kontrollü bir anlayış benimsendi.
1999 depreminden sonra Tavşancıl'a yerleşen Yusuf Ekici, yıllar önce uygulanan bu politikanın bölgenin ayakta kalmasında etkili olduğunu belirtti. Ekici, belediye yönetiminin 2,5 kat sınırını aşan yapılara izin vermediğini ve bu konuda kişilere göre farklı uygulama yapılmadığını anlattı.
Ekici, dönemin yaklaşımının bugün de örnek alınması gerektiğini savunarak, yapılaşmanın yalnızca daha fazla konut üretmek üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

"DEPREM İNSANLARI ÖLDÜRMEZ, EV ÖLDÜRÜR"
Tavşancıl Belediyesi'nde 1989 yılında Sosyal Tesisler Müdürü olarak görev yapan Mehmet Servet Akkor'un yıllar önce aktardığı sözler de 17 Ağustos'un yıl dönümünde yeniden gündeme geldi.
Akkor, dönemin belediye başkanı Salih Gün'ün deprem konusunda oldukça hassas olduğunu ve sık sık "Deprem insanları öldürmez, ev öldürür" anlayışını dile getirdiğini söyledi. Gün'ün, kendi ailesi de dahil olmak üzere hiç kimse için kat sınırı konusunda ayrıcalık tanımadığı ifade edildi.
Akkor'un aktardığına göre, bölgede yaşayan bazı vatandaşlar daha fazla kat çıkmalarına izin verilmemesi nedeniyle dönemin belediye başkanına tepki gösterdi. Ancak yönetim, deprem riskini dikkate alarak belirlenen yapılaşma kurallarından geri adım atmadı.

DEPREME DAYANIKLI YAPILAŞMA TARTIŞMALARINDA TAVŞANCIL ÖRNEĞİ
Tavşancıl'ın hikâyesi, 17 Ağustos Marmara Depremi'nin yıl dönümünde yalnızca geçmişte yaşanan bir olay olarak değil, Türkiye'nin deprem gerçeği açısından da yeniden tartışılıyor. Dönemin belediye yönetiminin bilim insanlarıyla hazırladığı imar planı, düşük katlı yapılaşma ve inşaat sürecinde malzeme kalitesine yönelik hassasiyet, Tavşancıl örneğinin temel unsurları arasında gösteriliyor.