14 Mart Tıp Bayramı'nda doktorların sorunları gündemde! Şiddetin sebebi ne? (ÖZEL HABER)

14 Mart Tıp Bayramı'nda doktorların sorunları gündemde! Şiddetin sebebi ne? (ÖZEL HABER)

Sağlık çalışanlarının sorunlarının tartışıldığı, bilime katkılarının ödüllendirildiği Tıp Bayramı 1976'dan beri sadece 14 Mart günü değil, 14 Mart'ı içine alan hafta boyunca kutlanıyor. Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Güzide Elitez, doktorların yaşadığı temel sorunları, sağlık sistemindeki aksaklıkları ve 14 Mart'ın önemini Bursada Bugün'e anlattı.

2020.03.14 08:59 - Son Güncellenme: 2020.03.14 09:34 - Bursa Bölge - HABER MERKEZİ
A
14 Mart Tıp Bayramı'nda doktorların sorunları gündemde! Şiddetin sebebi ne? (ÖZEL HABER)
04:36 14 Mart Tıp Bayramı'nda doktorların sorunları gündemde! Şiddetin sebebi ne? (ÖZEL HABER)

İLGİLİ VİDEO

14 Mart Tıp Bayramı'nda doktorların sorunları gündemde! Şiddetin sebebi ne? (ÖZEL HABER)

GÜLNAME PAÇA / BURSADA BUGÜN

Tıp Bayramı, her Mart ayının 14'ünde kutlanan, Türkiye'de tıp alanından çalışanların hizmet sorunlarının tartışıldığı, bilime katkılarının ödüllendirildiği bir anma ve kutlama günü.

Peki, 14 Mart Tıp Bayramı nasıl ortaya çıktı?

Günüzmüde hekimlerin yaşadığı sıkıntılar neler? Sağlık alanında ne gibi problemler var?

Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Güzide Elitez Bursada Bugün'e anlattı.

Dr. Elitez, 14 Mart'ın anlamıyla ilgili "14 Mart Tıp Bayramı her yıl sağlıkçıların kutladığı bayram. Genelde biz çok uzun süredir bayram niteliğinde kutlamıyoruz. Daha çok sorunlarımızı dile getiriyoruz. Ama bunun yanında pek çok kutlama anlamında faaliyetimiz de var. 14 Mart'ın anlamı hekimler için çok derin. 14 Mart günü aslında Türkiye'deki ilk modern tıp fakültesinin Osmanlı döneminde kurulduğu bir tarih. Fakat bunun tekrar gündeme geldiği gün çok önemli; İstanbul İngilizlerin işgalindeyken tıp fakültesi öğrencileri İşgal kuvvetlerine diyorlar ki, bizim bir bayramımız var ve biz 14 Mart tarihini kutlamak istiyoruz. Bu ilk defa tıp fakültesinin bu ülkede kurulup faaliyete geçtiği tarih. Bunun için izin istiyorlar. Yaptıkları kutlama toplantısında hocalar ve öğrenciler var. Hatta bunun içinde İngiliz heyeti ve işgal kuvvetleri de var. Fakat bu kutlama çağrısı yapanların temel amacı buradan İngilizlere karşı bir direniş gerçekleştirmek. Ve o gün toplantı sırasında İngiliz kuvvetlerine karşı şiddetli konuşmalar yapılıyor. Hatta İngiliz heyeti toplantıyı terk ediyor. O gün aslında yapılan şey bugün bizim hekimler anlamında bu ülkenin kuruluşunda bir direniş günü. Biz bu nedenle yıllardır 14 Mart'ı o direniş gününü tekrarlayarak bu ülkenin kurulmasında, İstiklal Savaşı'nın başlangıcında işgal kuvvetlerine karşı tıp öğrencilerinin, hekimlerin, hocaların bir direnişi gösterdikleri gün olarak kutluyoruz" dedi.

DOKTORLAR ÜLKENİN TEMEL TAŞLARINDAN BİRİ

Bu ülkenin temel taşlarından biri olduklarını belirten Dr. Güzide Elitez, "Ülkenin kuruluş mücadelesinde de İstiklal Savaşı'nda da her alanında yer almış bir meslek grubuyuz. Onun için bu ülkenin bağımsızlığında hekim olarak bizim bu değerli emeklerimiz var. İnsan olarak biz de onu bir kutlama günü olarak kutluyoruz. Ve bu kutlama toplantılarında yalnız hekimlerin bir araya geldiği sosyal bir takım kendilerine ait ürettiği farklı alanlardaki çalışmalarının dile getirildiği şeyler değil. Bunun dışında da hekimler haklarını, taleplerini, sağlık alanında yaşadıkları zorlukları dile getirdiğimiz toplantılar, yürüyüşler yapıyoruz" şeklinde konuştu.

Hekimlerin doktorluğun yanı sıra sanatla da yakından ilgilendiğini dile getiren Dr. Elitez, "Hekimlerden pek çok şair, ressam ve tiyatrocu var. Ulusal alanda bilindik mesleği hekim olan şarkı söyleyen insanlar var. Pek çok sanata gönül vermiş hekim var. Bunun yanında bir araya geldiğimiz öğrencilerle üniversitenin içerisinde toplantılar yapıyoruz. Yine aynı şekilde sağlıkta özellikle son sınıf öğrencilerimiz kısa bir dönem sonra hekim olacak arkadaşlarımız bir takım panellerle ve konuşmalarla bu alandaki deneyimleri ve bu konudaki düşünlerini dile getirecek hekimlerle bir arada oluyorlar. Bu haftayı yoğun bir dayanışma, bir arada olma kültürü ve birbirbirini kucaklama kültürü olarak görüyoruz. Günümüzün çok önemli bir kuruntusu var biz onu da bu haftanın içinde dile getirmeden duramadık. Korona virüsle ilgili temelde bir halk algısı oluştu. Bir salgın tehlikesi var. Bütün dünyada korkutucu gelişmeler oluyor. Bu anlamda da bilgilendirici bir panelimiz var. Mesela bunu da eksik etmeyelim dedik. Çünkü çok güncel bir konuydu.  Yani her bilimden hem eğitimden yana hem meslekten yana hem de sanattan yana bir hafta diyebiliriz. Böyle bir haftada halinde açıkçası 14 Mart haftasını kutluyoruz" ifadelerine yer verdi.

EN ÖNEMLİ SORUN: SAĞLIK ÇALIŞANLARINA ŞİDDET!

Dr. Güzide Elitez, "Bu haftanın temel konusu bizimde en çok dile getireceğimiz konu aslında hekime şiddet. Çünkü şu anda hekimlerin en büyük sorunu nedir derseniz "şiddet" deriz. Başka hiçbir şey demeyiz. Bundan daha büyük bir sorunumuz yok. Tabii ki mesleki pek çok zorluklarımız var. Yürümeyen şeyler var. Hekim arkadaşlarımızın bireysel sorunları veya genelde sorunlar var. Ama şiddet bunun en başında geliyor ve sağlık alanını da son derece etkileyen bir soruna dönüşmeye başladı. Çünkü hem sağlıkta ekip ayağı var bu işin. Şiddeti uygulayan hasta ve hasta yakınları, şiddete uğrayan ise sağlık çalışanları ve hekimler. Çünkü aynı hekimler gibi sağlık çalışanları, diş hekimleri hatta eczacılar aynı meslek grubundan bunlardan zarar görenler meslek grupları. Bunu için aynı etkiyi yaşıyorlar ama hekimler biraz daha yıkıcı yaşıyorlar" dedi.

"KALDIRIM TAŞIYLA KARŞILAŞAN MESLEKTAŞLARIMIZ VAR"

Hastalar ile doktorların arasında  bir engel olduğunu düşündüklerini söyleyen Dr. Elitez, "Şiddet ortamında hekimlik yapmak kolay değil ve sağlıklı olmak da kolay değil. Çünkü hasta olarak gittiğiniz ortamda eğer şiddet varsa o hekimin size sağlıklı bir şekilde muayene etmesi söz konusu olamaz. Böyle bir ortamda sağlık hizmeti almaya çalışmak hastalar açısından çok dezavantaj. Çalışma ortamının şiddet içermesi bizler açısından da çalışma ortamını bozan bir durum ve o çalışmanızı da etkileyen çalışmanızın sonuçlarını etkileyen bir durum. Ama bizim çalışmamızın sonuçları bir insanın sağlıklı olup olmayacağı konusu. O zaman bu alan çok kritik demektir. Çünkü eğer insanlar sağlıklı kalmak istiyorlarsa bir hastaneye gittiklerinde sağlığa ulaşmak istiyorlarsa iyileşmek istiyorlarsa bu ortamın şiddet içermemesi gerekiyor. Düşünün ki her gün iş yerine gidiyorsunuz ve iş yerinizde biliyorsunuz ki her gün kavga çıkacak. Yani çok kolay buna empati yapmak. Herkesin bir çalışma ortamı var ve her gün düşünün ki; kapılar kapanıyor, ses çıkıyor, camlar kırılıyor, kavgalar oluyor hatta saldırılar oluyor yani bıçaklı elinde silahla ya da kaldırım taşıyla karşılaşan meslektaşlarımız var. Örnekler o kadar çok ki böyle bir ortamda çalışmayı kim ister. Herkes bir empati yapıp düşünmeli. İşte her gün iş yerinin böyle olduğunu düşünseniz böyle bir ortamda çalışabilir misiniz? Bir süre sonra istifa edersiniz. Ama hekimlerin çalışması gerekiyor. Çünkü hekimin gittiği her ortam böyle ve değişkenlik de içermiyor" açıklamasını yaptı.

SAĞLIK SİSTEMİNDEKİ GÜNCEL SORUNLAR NELER?

Dr. Elitez, "Baktığınızda bundan önce muayene için bir süre yoktu şu anda beş dakikada bir muayene süresi veriliyor hekimlere biz hastalarımıza daha çok zaman ayırıyoruz ve hastaların da bunu talep etmesi gerekiyor. Çünkü yönetimlere sorması gerekiyor bunu Dünya Sağlık Örgütü ve biz eğitimini alırken bize derlerdi ki ez az on beş dakika ayırmalısınız. Çünkü bunun altında sağlıklı bir muayene gerçekleştirilmesi söz konusu olmayacağı net bilim bunu böyle söylüyor ve dünyanın her yerinde de bu böyle.  Ama bu gün bakanlığa baktığımızda randevu sistemi beş dakika da bir randevu veriyor, o beş dakika içerisinde insanlar gerçekten sağlığa ulaşıyorlar mı biz diyoruz ki ulaşmıyorlar. O zaman işte defalarca hekime gitme nedeni ortaya çıkıyor çünkü bugün insanlar özellikle acillere müracaat ediyorlar, nüfusundan fazla acile müracaat eden ülkeyiz ve hekime başvuru sayımız da çok yüksek bunun gerçek nedeni sağlığa ulaşamamak. İşte bunların hepsi sağlık ortamını karmaşıklaştırıyor ve insanların sağlığa ulaşımını zorlaştırıyor bunun en temelinde de şiddete neden oluyor. Üniversiteler 3. basamak hastaneleridir ve orada çok kıymetli hekimler çok değerli bilgilere sahipler. Onların zamanlarını daha basit hastalıklarla harcamamaları gerekir ama bugün 1. basamaktaki hekimlerin rahatça çözebileceği nezle, gripte bile üniversite hastanesine başvuru olabiliyor. Bunun önünde hiçbir engel yok öyle olunca gerçek hastalara yeterince zaman ayrılmıyor. Yani bir basamak sistemi mutlaka olmalı. Örneğin 3. basamak bir hastaneden 2. basamak bir hastaneye mutlaka sevk sürecinden süzülerek hasta gitmeli ki insanlar sağlıklı bir ortamda çalışabilsin, sağlıklı şekilde tedaviye ulaşsın. Ameliyat ise ameliyat, ilaç ise ilaç buna ulaşabilsinler. Gerçekten bizim bu alanda zorluk yaşadığımız temel durumlar başta şiddet olmak üzere bunlar" dedi.

Diğer Bursa Haberleri - Bölge Haberleri için tıklayın


2020.03.14 08:59 - Son Güncellenme: 2020.03.14 09:34 - HABER MERKEZİ
A