Yüksek tansiyon nedenleri
Hipertansiyon tedavisinde stres kontrolünün önemi
Yüksek tansiyon tedavisinin her aşamasında stres kontrolü büyük önem taşır. Çünkü hipertansiyona sebep olan en önemli etkenlerden biri strestir. Bu nedenle hastanın ruhsal durumu toparlanmadıkça hipertansiyon, kalp sorunları, kalpte ritm bozuklukları ve hatta başka sistem hastalıkları düzgün bir şekilde tedavi edilemez. Ruhsal sorunlarla yüklü bir kalp veya hipertansiyon hastasına sadece tansiyon ilacı vermek veya daralmış kalp damarına stent takmak sorunu bitirmek için yeterli olmayabilir. Hastada var olan ve yüksek tansiyona yol açan bazı durumlar ve duygular (migren, bitmeyen anlamsız göğüs ya da karın ağrıları, bağımlılık, bağışıklık sistemi hastalıkları, romatizma veya kanser gibi) vücudun bambaşka yerlerinde farklı şekillerde tekrar ortaya çıkabilir. Tüm bu durumlar görünüşte organik ama birçok zaman geri planda halledilmemiş zihinsel süreçlerin etkin rol oynadığı sorunlardır. Hastanın imkânları ve sosyal çevresi değiştirilemez ama sorunuyla alakalı köken duygu bozukluğu tespit edilerek düzeltilmesi, değiştirilmesi yani kişiye yeni bir algı ve yorum kazandırılması mümkün olabilir. Bu nedenle yüksek tansiyon tedavisinde psikoterapi metotları ve yerine göre psikiyatri desteği oldukça önem taşımaktadır. Tabi bu yöntemlerin haricinde çeşitli ilaç seçeneklerinin ve alınması gereken önlemlerin de tedaviye eklenmesi gerekir.
Yüksek tansiyondan korunma yolları
Yüksek tansiyondan korunabilmek için bazı önlemler alınabilir. Ancak her insanın vücut, kemik ve kas yapıları farklı olduğundan alınacak tedbirler de farklılıklar gösterebilir. Özellikle ideal kilo değeri belirlenirken hastanın sadece boyu ölçü olarak alınmamalıdır. Bunun haricinde günlük hayat ve beslenme düzenine uygun olarak davranılmalıdır. Her kişi vücut yapısına göre ideal kilosunda olmalıdır. Eğer fazla kilo var ise doktor kontrolünde bu kilolar verilmelidir. Pankreas ve insülin metabolizmasını bozabileceğinden her türlü unlu gıdanın, şeker içeren pirinç ve meyve gibi besinlerin tüketimi kısıtlanmalıdır. Ayrıca tuz tüketimi de mutlaka azaltılmalıdır. Fiziksel aktivitelerin hem genel vücut sağlığına hem de kalp sağlığına oldukça faydası vardır. Ancak egzersiz ve fiziksel aktiviteler günün sadece belli bir kısmında yapılmamalıdır. Spor salonu gibi kapalı mekânlara, belli gün ve saatlere yoğun olarak sıkıştırılan sportif faaliyetler vücuda faydadan çok zarar getirebilir. Bu nedenle yürüyüş, yüzme, bisiklet gibi hafif aktiviteler kapalı mekânlarda değil, bir yaşam şekline dönüştürülerek gündelik hayatın içine yayılmış rutinler haline getirilmelidir. Hareketsiz bir yaşam tarzının kan basıncının yükselmesine sebep olduğu unutulmamalıdır.
Son Güncellenme: 2016.01.20 12:06
Kategori: Yaşam
Öne Çıkan Galeriler