İstanbul'un yalıları ve hikayeleri

Yazdığı kitaplar ve çalışmalarıyla çok sayıda ödül alan tarihçi ve gezgin Saffet Emre Tonguç; 2010 yılında "En İyi Turizm Yayını" ödülünü alan İstanbul Hakkında Her Şey kitabının ardından, İngiliz seyahat yazarı Pat Yale ile birlikte hazırladığı Boğaz Hakkında Her Şey isimli yepyeni eseriyle okurların karşısına çıktı. Boğaz Hakkında Her Şey; Bugüne kadar Boğaz hakkında yazılmış en kapsamlı ve en güncel çalışma. Saffet Emre Tonguç ve Pat Yale, okurları Cankurtaran'dan Rumeli Feneri'ne, Kadıköy ve Moda'dan ise Anadolu Feneri'ne kadar toplam 34 durağın yer aldığı heyecanlı bir yolculuğa çıkarıyor. Üstelik eserin en başında yer alan haritada, ziyaret ettiğiniz yerleri işaretleyebilmeniz için kutucuklar dahi düşünülmüş. Yalnızca turistler değil, İstanbul'da yaşayan gezginlerin de yanlarından ayırmaması gereken bir kitaptan sizler için Boğaz'ın her iki yakansında sıralanan en önemli yalıların, başka yerde göremeyeceğiniz iç mekan fotoğrafları, birbirinden ilginç ve en güncel hikayelerini derledik.

ZARİF MUSTAFA PAŞA YALISI
Karadeniz'den Marmara'ya durmadan akan sulara şahitlik yapan Zarif Mustafa Paşa Yalısı, II. Mahmud'un kahvecisi Kani Bey tarafından 1800'lerde satın alınmış. İlk yapıldığında Harem, Selamlık ve Kayıkhane bölümlerinden oluşan ve bugünkünden üç kat daha büyük olan yalı, 1848 yılında Zarif Mustafa Paşa'nın mülkiyetine geçmiş. 1992'ye kadar aynı ailenin fertleri tarafından kullanılmış. Yalı eski bir Bizans manastırının kalıntıları üzerinde yer aldığından Ayazma (Kutsal Su Kaynağı) halen binanın bahçesinde bulunuyor. Paşa'nın damadı Sadık Bey, kayınpederinin sürekli verdiği ziyafetlerden sıkılınca Selamlık ve Kayıkhane olan bölümü satın alıp araya da kocaman bir duvar ördürmüş. Aile Şeyh Talat Efendi'nin akrabasıymış. Sadık Bey'in oğlu Osmanlı mebusu Mehmet Esat Bey yalıda bulunan Hz. Muhammed'in sakalına (Sakal-ı Şerif) ait bir teli Anadolu Hisarı'ndaki Fatih Camii'ne hediye etmiş. Bundan sonra halk yalıyı "Esat Bey Yalısı" olarak adlandırmış. Binanın cihannüması Sakal-ı Şerif'i muhafaza etmek için kullanılmış. 1926'da yalı sakinlerinden Sadiye Hanım'ın düğünü nedeniyle bakımı yapılan bina sarıya boyanınca adı "Sarı Yalı" ya çıkmış. Kurtuluş Savaşı sırasında İstanbul'u İngilizler işgal edince Esat Bey'in oğulları yalıyı Anadolu'ya silah ve mühimmat göndermek için kullanmışlar. Yalının Harem kısmı da İngilizler askerleri için kullanılır kaygısıyla sahipleri tarafından yıktırılmış. Yalı 2000 yılından beri burada oturmakta olan başka bir ailenin mülkiyetinde. Aile Türkiye'nin tanıtımına katkıda bulunmak için elinden geleni yapıyor. Evin zarif hanımefendisi Colin Powell, Oprah Winfrey, Madeleine Albright ve Rus Grand Düşesi Maria Vladimirovna Romanova gibi önemli misafirleri yalıda ağırlıyor. Yalıda bulunan tarihi Türk hamamı güzel bir mermer işçiliğine sahip ve orijinal haliyle muhafaza edilmiş. Binadaki en önemli kısımlardan biri de kadınların deniz hamamı olarak kullandıkları yer. Bunu evin içindeki kapalı bir havuz olarak düşünün. Mahremiyet dolayısıyla geçmişte denize giremeyen kadınlar evin içindeki bu havuzda yüzerlermiş. Şu anda Kahve Odası olarak kullanılan bu yerin camla kaplı zemininin altında balıklar yüzüyor! Günümüzde akvaryum olan bu havuzun filtre edilmiş suyu Boğaz'dan geliyor.

Eklenme: 2013.01.11 09:03
Son Güncellenme: 2013.01.13 22:33
Kategori: Yaşam

Öne Çıkan Galeriler

 Çok şaşırttı, bu nereden geldi şimdi!
Çok şaşırttı, bu nereden geldi şimdi!