İstanbul'un yalıları ve hikayeleri
Yazdığı kitaplar ve çalışmalarıyla çok sayıda ödül alan tarihçi ve gezgin Saffet Emre Tonguç; 2010 yılında "En İyi Turizm Yayını" ödülünü alan İstanbul Hakkında Her Şey kitabının ardından, İngiliz seyahat yazarı Pat Yale ile birlikte hazırladığı Boğaz Hakkında Her Şey isimli yepyeni eseriyle okurların karşısına çıktı. Boğaz Hakkında Her Şey; Bugüne kadar Boğaz hakkında yazılmış en kapsamlı ve en güncel çalışma. Saffet Emre Tonguç ve Pat Yale, okurları Cankurtaran'dan Rumeli Feneri'ne, Kadıköy ve Moda'dan ise Anadolu Feneri'ne kadar toplam 34 durağın yer aldığı heyecanlı bir yolculuğa çıkarıyor. Üstelik eserin en başında yer alan haritada, ziyaret ettiğiniz yerleri işaretleyebilmeniz için kutucuklar dahi düşünülmüş. Yalnızca turistler değil, İstanbul'da yaşayan gezginlerin de yanlarından ayırmaması gereken bir kitaptan sizler için Boğaz'ın her iki yakansında sıralanan en önemli yalıların, başka yerde göremeyeceğiniz iç mekan fotoğrafları, birbirinden ilginç ve en güncel hikayelerini derledik.
SADULLAH PAŞA YALISI
Bizim Boğaz'da ziyaret edip en çok etkilendiğimiz yalılardan biri. Boğaz yalılarının içinde en eskilerden olan Sadullah Paşa Yalısı'nın barok tarzındaki üst kat salonu bir Osmanlı otağı şeklinde yapılmış. Tavan işçiliği muazzam. Salona çıkan merdivenin yanına orkestra için özel bir yer yapılmış. Odalardaki Edirne işi bezemeler inanılmaz güzel. Aşı boyalı yalı, Sultan I. Abdülhamid tarafından XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Darüssaade Ağası (hadım edilmiş saray görevlisi) Mehmed Ağa'ya verilmiş. 1872'de yalıyı satın alan Sadullah Paşa, II. Abdülhamid döneminde jurnalcilerin kurbanı olmuş. V. Murad'ı tekrar başa geçirmek isteyenlerden biri olduğu için yurtdışına gönderilmiş. Önce Berlin, sonra da Viyana'da büyükelçilik yaptığı dönemlerde yurda dönmesine izin verilmemiş. Tanzimat Edebiyatı'nın ünlü isimlerinden biri olan Paşa yabancı bir kadınla ilişki yaşamış. Bunun duyulmasından çekinmiş ve girdiği bunalım sonucu Viyana'da, 1891 yılında intihar etmiş. İşin ilginç yanı mutsuz bir evlilik yapan en büyük oğlu Asaf da intihar etmiş. Eşinin öldüğüne asla inanmayan Necibe Hanım, evi daima Sadullah Paşa gelecekmiş gibi hazır tutmuş, onun en sevdiği elbiseleri giymiş. Necibe Hanım 1917'de vefat etmiş, bunun üzerine çocukları yalıyı, uzaktan akrabaları olan Ferit Tek'e satmışlar. Ondan da kızı Dr. Emel Esin ve eşi Seyfullah Esin'e kalmış. Babası Ahmet Ferit Tek, Cumhuriyet döneminin bakan ve hariciyecilerinden olan Emel Esin, 1914'te İstanbul'da doğmuş. Annesi Müfide, Fecr-i Ati döneminin kadın yazarlarındanmış. Önemli bir akademisyen olan Esin, Paris Üniversitesi'nden sanat tarihi doktoru unvanı almış. Önce bir Mısır prensi ile, 1941 yılında da büyükelçi Seyfullah Esin ile Tokyo'da evlenmiş. Tek-Esin Vakfı'nı kuran Esin Hanım 1987 yılında vefat etmiş. Yalı vakıf masraflarına katkıda bulunsun diye kiraya veriliyor. Ayşegül Tecimer Nadir yalıda kiracı olarak otururken bahçede bulunan tarihi bir Kuran yüzünden Türkiye'den ayrılmak zorunda kalmış, ardından Fas'ın Marakeş şehrine yerleşmişti.
Son Güncellenme: 2013.01.13 22:33
Kategori: Yaşam
Öne Çıkan Galeriler