Selahattin Adıgüzeller

Selahattin Adıgüzeller

iletisim@bursadabugun.com

Bırak bu işleri fırçala dişleri!

23 Temmuz 2021 Cuma, 08:06
A

Dünyanın en mutlu mesleklerini seçmişler.

Büyük bir heyecan, merak ve umutla haberi tıkladım, en mutlu meslekler arasında bizim gazetecilik de var mı diye...

Seçilen 29 meslek arasına yine girememiş ne yazık ki!

Kıl payı kaçırmışız!

Fotoğrafçı, grafik tasarımcısı girmiş, tesisatçı, marangoz, oto tamircisi, aşçı ve kuaförü girmiş, hepsi mutlu mesut ama gazeteci yok!

Hadi bizi geçtim ya o haberi yazan muhabir kardeşimizinpsikolojisini düşünebiliyor musunuz?

Mutlu meslek sahiplerinin yıllık ortalama kazançlarını da yazmışlar dolar üzerinden!

Rakamlar doğruysa mutlu olmamaları elde değil gerçekten de!

Meslek seçiminde kararsız üniversite gençliğinin bu haberi okumasında yarar var. Mutlu meslekleri tek tek incelesinler, hangisine yeteneği ve ilgisi varsa ona yönelsinler.

Özellikle de önerim, Diş Hijyenistliği!

Diş hekimi, diş teknisyeni, ortodontist filan tamam da diş hijyenisti ne iş yapar?

Vatandaşa dişlerine nasıl bakacağını ve fırçalama tekniklerini mi öğretiyor?

Bizim yerimize dişlerimizi haftada veya ayda bir toplu olarak o mu fırçalıyor?

Türkiye'de bu mesleği yapan, eğitimini veren okullar var mı?

Bilmiyorum ben de adını ilk kez duydum ama diş hekimlerini, ortodontistleri bile saf dışı bırakıp, mutluluk listesine altıncı sıradan girmeyi başardıklarına göre, geleceği parlak bir meslek demek ki!

Fakat işin şakası bir yana...

Onu bilir onu söylerim, severek ve saygı duyularak yapılan her meslek mutluluk verir.

Bu konuda da bizzat yaşanmış bir örneği anlatırım her zaman...

Bursa'nın tanınmış hukukçularından olan bir dostum anlatmıştı yıllar önce...

Bir oğlu var, çocuğun en büyük hobisi, hayali DJ olmak...

Baba ise ısrarlatekstil mühendisi olmasını istiyor. Avukatlığını yaptığı büyük bir tekstil firmasında işi de hazır.

Çocuk baskıya dayanamayıp babasıyla eğitim konusunda pazarlık yapıyor...

Tekstil mühendisliğini okuyacak, diplomayı alacak ama okul bitince bu işi değil sevdiği müzikle uğraşacak...

Hukukçu dostum, nasılsa ileride fikri değişir diyerek kabul ediyor teklifini...

Oğlu dediğini yapıyor, okulu bitirip diplomasını rulo halinde babasına teslim ettikten sonra "Sen mutlu oldun, sıra bende! Hadi bana müsaade!" diyerek plaklarıyla birlikte İstanbul'a gidiyor.

Sonuç mu?

O genç adam, zengin müzik arşiviyle kısa zamanda İstanbul radyolarının ve gece kulüplerinin en çok aranan ismi oluyor...

Bu anekdotu anlatan hukukçu dostumun özellikle final cümlesi harikaydı:

"İyi ki çocuğu engellememişimSelo! Hem sevdiği işi yapıyor hem tekstil mühendisliğinden daha çok kazanıyor. İşihazır dediğim o tekstil firması da battı üstelik!"


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları