17 Temmuz 2019 Çarşamba, 08:44

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Mesut Demir

Bursa'da gençler köyde neden durmak istemiyor? Tarım ve hayvancılık ne durumda?

Mesut Demir

mesutdemir@bursadabugun.com

Bundan 7-8 yıl önce Bursa'nın köylerini bir bir dolaştım. Dağ ilçelerindeki bazı köyleri hayalet köy olarak haber yapmıştık.

Bu hayalet köylerde yaşayan 3-4 hane vardır.

Hatta..

Bir köyde sadece imam yaşıyordu, başka da kimse yoktu. Hayalet ismini alıştı o köy de diğer köyler gibi..

Göçün çeşitli nedenleri var. Bu nedenlere fazla girmeyeceğim.

Aradan geçen 8 yılın ardından köylerde durum ne olduğunu görmek için Mustafakemalpaşa'nın Karaoğlan Köyü'nde Manda Evi'nin açılışına gittik.

BEBKA, Milli Parklar ve Mustafakemalpaşa Belediyesi paydaşlığı ile yürütülen Bursa Kırsalında Eko-Agro Turizm projesi 'Karaoğlan Manda Evi'nin yapımında emeği geçenlere teşekkür edip alkışlamak lazım.

Gayet güzel bir proje.

Köyde yaşayanlar tarım ve hayvancılık ile geçimlerini sağlamaya çalışıyorlar. Köyün nüfusuna baktığımızda fazla göç vermemiş, genç nüfusun ağırlıkta olduğu bir köy..

Manda Evi'nin arkasında köy halkının ürettiği organik ürünlerin satış yerleri yapılmış.

Satış noktalarında yaşları 14 ile 18 arası olan gençler, ailelerinin ürettiği ürünleri satmaya çalışıyor.

Hepsi de enerji dolu..

Görünürde köyde yaşamaktan memnun..

Tam tersine memnuniyetsizlik varmış.

"Köyde yaşamaktan mutlu musun?" dedik..

Bir soru sorduk, bin ah işittik..

Yüzlerinden gülümseme eksik olmadan cevapladılar sorularımızı..

"Köyde yaşam zor. Tarım yani tarlada çalışmak daha zor. Hayvancılık da ona göre zorluğu var. Köyde yaşamak istemiyoruz. Ama bu zorluktan değil, annem babam tarım ve hayvancılıktan para kazanmıyor. O yüzden üniversiteyi kazanıp hemen köyden kaçmak istiyoruz.."

Kimi hukuk okumak istiyor, kimisi tıp, kimisi de mühendis olmak istiyor.

Hiçbiri köyde kalmayı düşünmüyor.

Nedenini de açıkça söylüyorlar.

Peki tarım ve hayvancılıkta sorunlar neler? Neden çözülemiyor bu sorunlar?

Bunları da köydeki büyüklere sordum.

Giderlerin yüksek olması, ürünlerin değerinde satılamaması, devlet desteklerinin yerinde olmaması vs. nedenler sıraladılar.

Aslında..

Tarım ile eğitim arasında hiçbir fark yok!

İkisinde de sistem sorunu var.

Eğitime baktığımızda; herkes öğretmen, doktor, avukat olmak istiyor.

Sonra..

Onbinlerce öğretmen işsiz..

Halbuki ilkokuldan başlayarak çocuğun yeteneğine göre seveceği mesleğe yönlendirilse, ülkenin ihtiyacına göre üniversitelerde bölümlere öğrenci alınsa, hangi alanda eksiklik varsa çocuklar o bölüme ya da mesleğe yönlendirilse..

Ne işsiz öğretmen kalır, ne avukat, ne de doktor..

Tarımda da, bir çiftçi örneğin domates ekiyor tarlasına, iyi para kazanıyor. Ertesi sene herkes domates ekiyor tarlasına..

Verilen teşviklerin yerini bulduğunu sanmıyorum.

Yurtdışından ithal ettiğimiz ürünlere teşvik verilse..

Hatta..

Bölge bazında ürün tespiti yapılıp, özellikle ithal edilen ürünlerin üretilmesi zorlanmalı.

En önemlisi de..

Tarladan 50 kuruşa alıp halde ve pazarda 4 liraya ürün satan komisyoncuları devletin aradan çıkarması lazım artık.

Öncelikle tarımda uydu ve uzaktan algılama yardımıyla ve arazide yapılacak tespitlerle tarımsal envanter çıkarılmalı.

Susam gibi dışa bağımlı olduğumuz ve geleneksel gıdalardan olan ürünler de bu destekleme kapsamına alınarak üretimi arttırılmalı.

Kısacası yapılması gereken kritik hamleler, ülkemizin yeniden tarım ve hayvancılığa dönüşünü, dolayısıyla ülkemizin kalkınmasında büyük katkısı olacaktır.

Ülkemizin kaybedecek bir dakikası bile yok. Hele hele tarım ve eğitimde asla..

Şimdi üretme zamanı..

Tarım zamanı..

Hayvancılık zamanı..

Eğitim zamanı..

Esen kalın..