Yüzde 7 büyüme gerçek mi, masal mı?

01 Haziran 2021 Salı, 08:43
A

Süper bir büyüme rakamı geldi.

Milli gelirimiz şahlanmış bir görüntü veriyor.

TÜİK'e göre 2021'in ilk çeyreğindeki yüzde 7'lik milli gelir artışı tüm tahminlern üstünde gerçekleşti.

Pandemi sürecinde ekonomisi en hızlı büyüyen ülkelerden birisiyiz.

Üstelik yavaş aşılama ve arasıra gelen kapanmalara rağmen ciddi bir gelir artışı kayıtlara yansımış vaziyette!

Tbii ki "Kimin geliri artmış?" diye soranlar olacaktır.

Çünkü...

Hizmet sektörünün kısıla kısla ne hale geldiği ortada.

Ticaret tarafında da özellikle esnafın durumu malumken açıklanan veriler bazılarına gerçekçi gelmeyebilir.

Faiz ve enflasyonun da çok destek vermediği bir süreçteki büyümenin sorgulanır olması da doğal!

Kısa çalışma ödeneği ve zorunlu izinlerin sağladığı yetersiz gelirle yaşamak zorunda kalan milyonlar olduğu da düşünülürse...

Şahlanan büyüme verisinin kaynağı da haliyle merak konusu olabilmekte. 

Yani pekçok kesim açısından hissedilenle açıklanan tablo çok da uyumlu görünmüyor.

İşin çok tekniğe girmeden bu durumun nedenini açıklayalım öncelikle.

Büyüme kavramı temelde bir karşılaştırmadır. Geçen yılın aynı dönemiyle yapılır. Ve haliyle dönemsel olarak baz etkisi dediğimiz kavram görüntüyü  farklılaştırabilir.

Nasıl mı?

Mesela...

2020'nin ilk çeyreğinde iç ve dış talep zayıftı. Özellikle ihracat tarafı sıkıntılıydı büyümenin. Çünkü şubattan itibaren büyük pazarlarımızda korona şoku yaşanmaya başlamıştı.

İçte ise kredi kanallarının zayıf kalması tüketim ve yatırımı sınırlayan faktörlerdi.

Sonuçta çok güçlü bir büyüme tablosu yoktu o dönem Türkiye adına!

Bu yılın aynı döneminde ise ciddi biçimde toparlanan bir dış talep söz konusuydu.

Ve aynı zamanda 2020'nin yaz aylarından itibaren düşürülen faizlerle bol kampanyalı kredilerin iç piyasayı canlandırdığına şahit olmuştuk.

Kredi genişleme hızı 2021'in ilk aylarında da bu etkinin yükselişe geçen faize rağmen yaşandığını söylüyordu zaten!

Sonuçta bol kredili hayat tüketime doping yaptı.

Rakamlar net çünkü.

İhracatın yanısıra iç tüketimin ve yatırımların da milli gelir artışında pay sahibi olduğunu görüyruz. 

Yılın ilk üç ayında ihracat yüzde 3,3 artarken ithalat yüzde 1,1 azaldı.

Neticede net ihracat ilk çeyrekte büyümeye 1,1 puan katkı sağladı.

Hanehalkı tüketim harcamaları ise 4,4 puanlık pay sahibi oldu milli gelirdeki artışta.

Yatırım harcamaları da 2,9 puan katkı yaptı.

Makine ve teçhizat yatırımlarının yüzde 30,5 seviyesinde artması dikkat çekici!

Sanayicinin geleceğe dönük beklentilerinin iyimser olduğunu bu yatırım harcamaları göstermekte.

Kredi bolluğundan istifade edildiği ortaya çıkmakta.

Nitekim büyümeyi sanayi ve tarım üretiminin forse ettiğini söylüyor veriler!

Sanayi yüzde 11,7 büyürken tarımdaki büyüme oranı yüzde 7,5 olarak kayıtlara geçti.

Dönemi kısmi kapanma ile geçiren hizmetler sektöründeki yüzde 5,9'luk büyüme ise dikkat çekici.

Bu arada stok değişiminin büyümeyi 1,5 puan aşağıya çektiğine de dikkat çekmek şart!

Yani üretim kartışına karşın stokları erittiğimiz bir dönem yaşanmış.

Öte yandan bu makrodaki baz ve kredi etkili bu büyümeye karşın mikroda pekçok işletmenin ve tüketicinin çok zor günler yaşadığı unutulmamalı.

Kredili yani borçlu hayat enflasyonla birlikte bundan sonraki en önemli meselemiz konumunda demektir.

Çünkü...

Büyüme özellikle baz etkili olarak devam edecek.

Bugün başlayan yeni normalleşme süreci aşılama ile desteklenebilirse iç talepte kayda değer bir artışın kaçınılmaz olduğu açıkça görülmekte!

Yani yeni olağanüstü bir gelişme olmazsa bu yıl yüzde 6 ve üzeri büyüme kaçınılmaz görünüyor.

Ancak hem vatandaşın hem de işletmelerin ciddi borç yükleri var. Ve faizlerin de düşmesi pek kolay görünmüyor.

Yüksek enflasyon baskısının ensemizde uzun bir zaman kalmaya devam edecek olması da bu yükü fazlasıyla artırmakta.

Tırmanışa geçecek olan iç ve dış talep enflasyonu tetiklemekte. Yüksek hammadde fiyatları da cabası...

Küresel enflasyona eşlik eden yüksek döviz kurları zaten yüzde 35'in üzerinde seyreden üretici fiyatlarını daha da patlatacak!

Neticede vatandaşa yansıyacak enflasyon yükü giderek artacak.

Büyüyen ekonominn artçıl etkileri borç ve enflasyon olarak pekçok kesimi ezmeye aday.

Bu tablonun yüksek işsizlikle birlikte yürüyor olmasının yarattığı sosyal yükse çok ağır!

Sözün özü; madalyonun bu tarafına da bakıp acil tedbir paketlerinin hazırlanması şart.

Yoksa büyüme meselesi tatlı bir masal olarak anılacak.


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları