Sanayici umut verdi ama...

14 Temmuz 2021 Çarşamba, 07:14
A

Pandeminin can simidi görevini yaptı.

İmalat sanayi tüm zorluklara rağmen büyüme dinamosu olarak iş görmeye devam ediyor.

Mayıs ayı sanayi üretimi beklentileri aşarak yüz güldürmekle kalmadı, umutları da parlattı!

Nasıl mı?

TÜİK verilerine göre sanayi üretimi mayısta yıllık bazda yüzde 40,7 artış kaydetti.

Aylık bazda ise nisana oranla yüzde 1,3'lük bir yükseliş söz konusu.

Alt kategorilerde önemli bir kriter olan dayanıklı tüketim malı kategorisinin yıllık bazda yüzde 66 büyümesi ise dikkat çekici!

Orta yüksek teknoloji ürünlerindeki üretimin yüzde 47 artması da umut verici.

Yani çarklar daha hızlı dönmeye başlamış.

17 günlük tam kapanmanın yaşandığı mayıs ayı için tatminkar rakamlarla karşı karşıyayız.

Bu tabloya ikinci çeyreğin ilk ayı olan nisanda sanayi üretiminin yüzde 66,3 oranında bir artışa sahne olduğunu eklediğimizde manzara daha olumlu bir hal almakta!

Normalleşmenin etkili olduğu haziranda da sanayideki büyüme hızının artan iç taleple destekleneceği aşikar.

Neticede büyüme lokomotifi olan sanayi pozitif bir görüntü veriyor.

Haliyle milli gelir artış hızımız da çok olumlu rakamlarla karşımıza çıkmaya aday.

İkinci çeyrekte yüzde 22 civarı bir büyüme rakamının gelmesi şaşırtıcı olmaz!

"Hormonlu" bir büyüme dediğinizi duyar gibiyim!

Ama bu hormondan ziyade "bazlı" bir büyüme...

Çünkü 2020'nin ikinci çeyreği hem iç hem de dış pazarlarda diplerin görüldüğü bir dönemdi.

Haliyle özellikle dış pazarların normalleştiği 2021'in eş dönemi yüksek büyümeye sahne olacak bir baz avantajına sahipti.

Nitekim ihracat ve üretim verileri bu avantajın büyük oranda kullanıldığını gösteriyor!

İkinci 6 aydaki olası risklere rağmen ilk yarıdaki performans sayesinde 2021'in tamamında ekonomimiz yüzde 9'a ulaşan bir büyüme hızına erişecek.

Ancak...

Bu yüksek büyümenin bazlı olması bir yana... Vatandaşa yansımayan bir görünümde olması gibi bir sorun söz konusu!

Aslında inandırıcılığı sıkça tartışılan enflasyon meselesi kilit rolde.

Çünkü...

Büyüme hesabında enflasyon rakamı kullanılmakta.

Gerçekteki enflasyonun resmi rakamlara daha düşük yansıdığı durumlarda ekonomideki büyüme de gerçeğinden fazla olarak ölçülebilir!

Ama bu istatistiki yanılsama olasılığını bir kenara bıraktığımızda da... Hayat pahalılığı ve işsizlik nedeniyle büyümenin sorgulanmasının çok doğal hale geldiğini görüyoruz.

Vatandaşın "Büyümeyi hissetmiyorum." demesi hayli doğal.

Yüksek enflasyon ortamında işsizliğin yarattığı baskı çok daha acı hale gelmekte.

Üstelik vatandaşın yüksek faiz ortamında artan borçlama gereği ile yüzleşmesi gibi bir sorun da var!

Makro bazda yükselen cari açığın yarattığı kur baskısı ise mikroyu da çok yakından ilgilendirmekte.

Manzara yüksek büyümeye karşın sahada birçok sorunun kapı gibi durmaya devam ettiğini gösteriyor.

Üstelik büyümenin devamlılığı konusunda da çok başarılı olduğumuz söylenemez!

Bu çerçevede ikinci altı ayda ve sonrasında bizi bekleyen konjonktürel ve yapısal sorunların varlığını hatırlatmakta fayda var.  

Ekonomi yönetimi düşük faizden yana olsa da kısa vadede ciddi bir indirim şansı yok!

Çünkü yüksek enflasyon gibi bir bela var başımıza. Cari açıktaki seyir de yaraya tuz eker cinsten.

Küresel enflasyondaki yükseliş de cabası!

Yüksek maliyetler herkesin canını yakacak.

Doların küresel çaptaki tırmanış gayretleri de işimizi hem enflasyon hem de cari açığın seyri bakımından zorlayacak gibi görünmekte.

Bir de "delta" meselesi var.

Kovid-19'un bu varyantı küresel çapta etkili olmaya aday. Dolayısıyla ekonomilerde umulan  seviyelerde canlanma görülmesi zaman alabilir.

Kısacası iç ve dış talebin baz etkili avantajı devredışı kalırken yavaşlatıcı birçok unsur da sahne almaya başlıyor!

Sözün özü; umutlanırken ölçülü olmakta fayda var.


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları