Patronların derdi

11 Haziran 2021 Cuma, 07:56
A

Patron olmak kolay mı? Zor mu?

Yanıt, yanıt verene göre de zamana göre de değişir.

Elbette ki çalışanların gözüyle çalıştıranların işi çok daha kolay!

Maaşlı elemansanız hangi kademede olursanız olun kaderiniz patronun iki dudağı arasındadır.

Kanunun koruyuculuğu da var elbette. Ama o da bir yere kadar.

İşsizliğin yüzde 27'yi aştığı bir ortamda milyonlar asgari ücrete mahkumken hukuki şemsiyenin koruyuculuğunu tartışmak abesle iştigal!

Özellikle de yüzde 28,4 gibi bir kayıtdışılık varken... Yani kanunların işlemediği gri bölge bu kadar yaygınken çalışın olmak hiç de kolay değil.

Tabii ki kanuni hakları istismar edenlerin patronlara yaşattığı kabusları da duyuyoruz.

Ama 2021 Türkiye'sinde ekmek derdinde olanların çıkaracak fazlaca sesi yok gibi.

Sendikalaşmanın sembolizmden ibaret hale geldiği ülkemizde bordro mahkumlarının, "patron olmayı" çok kolay ve keyifli bir pozisyon olarak görmeleri de hayli doğal!

En basit örnekle stopajla peşin peşin vergisi kesilen çalışanın vergi kaçırma opsiyonu olan patronlara özenmesi de çok doğal.

Sistemin sermaye sahibine daha yakın durması... Ya da açıkların mevcudiyeti patronların suçu değil elbette ki!

Şartlar ve etik anlayışı patronluğu şekillendiren temel kavram.

Neticede bir işyerini yönetirken meşrebe göre bir icraat ortaya çıkmakta.

Ülkemizde elemanlarını bir yük olarak gören patron anlayışı yanında bir arkadaş hatta bir ortak gibi gören patron anlayışının mevcudiyeti en somut örnek!

Patronajdan ziyade kurumsallığın öne çıkması en güzeli aslında.

Ama çokça rastlanmıyor bu anlayışa bu memlekette.

Neticede kurumsallaşma zayıf olunca da patron konumundakilerin performansı herkesi bağlamakta.

İşlerinin hiç de uzaktan göründüğü kadar kolay olmadığı ise apayrı bir gerçeklik! 

Malüm davulun sesi uzaktan hoş gelir.

Peki nedir patronların işlerini zorlaştıran?

Alacaklıları idare etmek bir dert. Borçları tahsil bir başka...

Müşteri memnuniyeti olmazsa olmaz dertler arasında.

Faizi ve dövizi dert etmekse makus talihleri arasında patronların!

Maaş ödemeleri..

Vergisi, sigortası...

Görünen, görünmeyen masrafları...

Dert hanesine kolayca yazılabilecek akla gelen ilk maddeler arasında.

Sürekli değişen yasal mevzuata ayak uydurmak da dışarıdan göze çarpmayan sıkıntılar listesinde kendine kolayca yer bulmakta.

Arz ve talebi yönetebilmek de işin bir diğer zor tarafı!

Korona pandemisi de bütün bu zorlukları pekçok sektör adına katmerledi ne yazık ki. 

Mesela tedarik meselesi... Kovid-19 döneminde görüldüğü üzere hammadde, yarı mamul malzeme, ara malı bulma gibi devasa bir dert peydahlandı.

Aradığını bulmak çok zor! Bulduğunda ise zamlı fiyatlara yetişmek çok zor!

Resmi ÜFE'nin yüzde 35'i aştığı bir ortamda üreticinin işi çok zor.

İnşaat demiri gibi bazı kalemlerdeki zamlar yüzde 100'ü aşmış durumda.

Dün TÜİK'in açıkladığı inşaat maliyet artış endeksi yıllık bazda yüzde 35'e dayanmış durumda.

Maliyet artışlarının iç piyasaya Kovid-19'dan daha fazla zarar verdiği görüşünde olan Bursalı inşaatçıların temsilcisi İMSİAD'ın inşaat sektörünün desteklenmesini istemesi bu manzarada hayli doğal.

Neticede tedbir alınmazsa konut sahibi olma işi sadece zenginlerin ilgi alanında sıkışıp kalacak.

Birçok inşaat firması da elenme riskiyle yüzleşecek.

Ancak unutmayalım ki maliyet sıkıntısı birçok sektörün başına bela!

Devletin hangisini nasıl destekleyeceği gerçekten bir bilmece bu durumda. 

Bir de nakliye belası var.

Üstelik çift yönlü. Hem ihracat hem de ithalata fren yaptırıyor bu bela.

Çeşitli sektörlerin acı sesleri yükseliyor haliyle bu tabloda.

Bunun üstüne bir de gümrüklerdeki dertlerin eklediğini söylüyor ihracatçılarımız.

DOSABSİAD Başkanı Nilüfer Çevikel'in "İhracatçılarımız, gümrük işlemleri nedeniyle hammaddeye ulaşmakta zorlanıyor." diyerek verdiği mesaj boşuna değil.


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları