Konut almalı mı, beklemeli mi?

16 Haziran 2021 Çarşamba, 07:55
A

'Ev'lenme zamanı...

Düğün dernek için uzun zamandır sabırla bekleyenlerin zamanı artık.

Pandemi yaygınlığının azalmasına karşın aşı yaygınlığının artması...

Evlenme mevsimi için normal atmosferi yaratmaya başladı.

Peki dünya evine girenlerin kaçta kaçı düğün sonrası kendi evlerine girebilecek?

Yüksek bir oran söylemek zor!

Hele bugünlerde...

Hele de dar gelirliler için.

Gençlerin ev alacak birikime sahip olmaları pek mümkün değil.

Aile tasarruflarının biraraya gelmesiyle bir mutluluk şansı bulabilirlerse ne ala!

Parası olan şanslı azınlık için zaten dert tasa yok...

Onlar yatırım amaçlı alıp satmakta milyonları vererek bir daireye.

Peşin para denkleştiremeyenlerse krediye muhtaç.

Konut kredileriyse ateş pahası!

Bankadan bankaya, vadeye ve tutara göre değişse de... Aylık faizlerin masrafları da dahil ettiğimizde yüzde 1,5 civarında seyretmesi vahim bir durum.

Örneğin 10 yıllık vadede 200 bin lira kredi kullandığınızda aylık en az 3 bin 500 lira taksit ödemek durumda kalmaktasınız.

Vade sonunda geri geri ödediğiniz toplam paraysa 420 bin lirayı bulmakta.

Yani aldığınız parayı iki katından fazlasıyla iade etmek zorundasınız bankalara!

Alım satımdaki vergi, harç gibi küleftleri de dikkate aldığımızda oluşan hayli yüklü maliyetleri krediyle ödemenin zorluğu da ortada.

 Maliyetlerin ve fiyatların da uçuşta olduğu bir ortamda kredili alışverişin yaratacağı finansman da sınırlı olmakta.

Mesela... 

Bursa'da sıfır projelerde 3+1 daire fiyatlarının neredeyse bir milyon TL'den başladığını düşünürsek krediyle konut edinmenin pek de mümkün olmadığı görülür. 

1+1 dairelerin dahi yarım milyondan fiyatlandığı unutulmamalı.

Pandemi nedeniyle yaşanan sorunların arz ve talepte yarattığı değişim sıfır konutlarda fiyat baskısına yol açtı.

Ama inşaatçılar maliyetleri fiyatlara tam olarak yansıtamamaktan şikayetçi!

TÜİK'in resmi maliyet endeksi yıllık yüzde 35 civarı bir artışı göstermekte.

Oysa firmalar sektördeki maliyet enflasyonunun bu rakamı rahatlıkla aştığı görüşünde.

Küresel enflasyon ve yüksek döviz kuru hem yerli hem de yabancı kaynaklı inşaat malzemelerinde fiyat artışlarını körüklüyor.

Sadece demirdeki yıllık artış yüzde 100'ü aşmış durumda.

Bütün bu manzara bir yanda konut arzını sınırlarken talebi de düşürmekte!

İkinci ele yönelebilecek talepse ill el konutların örnek alınması nedeniyle yine fiyat artışına takılmakta.

Ve unutmayalım ki sektör açısından gelişmenin anahtarı yeni konut üretimiznen yani satışından geçer.

Neticede oluşan manzara tüm topluma negatif yansımakta.

Nasıl mı?

Finansman güçlü olmayan firmaların elenme dönemine girdiği bir süreçten geçiyoruz.

Diğer yandan pandemide gelir kaybına uğrayan vatandaşsa konut edinme şansını giderek yitiriyor.

Zamlanan konutlara zamlı kredilerle sahip olmanın nikanı yok çünkü.

İpotekli satışlardaki sert düşüş en net kanıt.

Kısacası, ev sahibi olmak için için pek de uygun bir zaman gibi görünmüyor!

Ancak önüzdeki ayların daha iyi manzara sunacağını ummak da doğru bir strateji olmayabilir.

Öncelikle faizlerde kayda değer bir düşüş için en az 6 ay gerekiyor. Zorlama bir faiz indirimi  dövizi patlatacağından bu kez de maliyet üzerinden fiyat artışı yaşanır.

Firmaların yüksek maliyetlerini ilk fırsatta fiyatlara yansıtacağı da unutulmamalı.

Kaçınılmaz olarak konutlardaki pahalı dönem gündemde yıl boyunca kalmaya devam edecek!

Daha düşük fiyat artışı için tek şans devletin vergi ve harç yoluyla bir tür sübvansiyon yaratması. Ancak bütçe olanakları bu tür bir olanağı sınırlı kılmakta.

Yani imkanlarınız ölçüsünde kafanıza yatan bir ev bulduysanız geçikmeden almak için şansınızı zorlayın.

Çünkü geçen zaman alım şansınızı azaltmakta.

Yani "evlenme" zamanı!


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları