Kışla gelen riskler

08 Eylül 2021 Çarşamba, 10:02
A

Ekonomiler sonbahar-kış sezonuna karışık sinyallerle girdi.

Net bir manzara yok ufukta.

Çünkü...

Pandeminin seyri hala net değil.

Tam kontrol altına alınma havası vermeye başlarken bir varyant türeyip tadımızı kaçırmakta! Delta varyantına karşı koruyuculuk iddiasındaki aşılarla moral bulmuşken plus hali çıktı piyasaya... Bu da yetmezmiş gibi Mu denen yeni varyant, başa bela olmaya aday bir görünümle çıkıverdi karşımıza.

Aşılama konusunda ise küresel bir direnç duvarı yükseliyor!

Ve ABD başta olmak üzere gelişmiş ekonomilerin bir bölümü ellerinde aşı olmasına rağmen salgını kontrolde zorlanmaya başladı.

ABD'den gelen son işsizlik verileri bu tablonun net bir örneği olarak beklentilerin çok altında kaldı.

Buna rağmen artan ücretler ve maliyetler enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı kurmaya devam ediyor.

Neticede Ameriakn Merkez Bankası Fed, teknik ifadesiyle "tapering" hareketini sahaya sürmekte zorlanacağı bir sürece girmiş durumda!

Yani pandemi nedeniyle Fed'in uzun süredir piyasaya verdiği parayı kademeli biçimde azaltmaya başlaması gerekiyor.

Bu yıl içinde parasal genişlemenin yerini geri çekilmeye bırakacağını Fed Başkanı Jerome Powell net bir dille açıkladı aslında.

Ama genel gidişat hızlı ve keskin bir geri dönüşe izin verecek gibi görünmüyor!

Ekonomide yavaşlama izleri ve pandemide belirsizlik varken ABD'nin daraltıcı parasal politikalara fazlaca sarılma şansı olmaz.

Ancak bir yandan da küresel çapta kasırga gibi esmeye başlayan enflasyon var.

Aslında aylardır adım adım geliyordu bu enflasyon dalgası! Artık ciddi biçimde hırpalamaya başlıyor ülkeleri.

Ve bu bela sadece bizde değil. Enflasyon hassasiyeti ile bilinen Avrupa'da bile endişe yaratmış durumda.

Mesela son fiyat artışları doğalgaz ve elektrikte rekor seviyeleri getirdi Avrupa genelinde!

Haliyle enerji zamlarının maliyet artışlarıyla diğer mal ve hizmetlere de yansıması söz konusu.

Türkiye olarak bu tür zamalara fazlasıyla alışık olsak da her yönden saldıran bir enflasyon canavarı ile mücadele etmemiz giderek zorlaşıyor.

TÜİK'in resmi enflasyonunda bile yüzde 19'un üzerinde bir seviye söz konusu. Ama sadece gıda enflasyonu bile yıllık bazda yüzde 29'u bulmuş durumda.

Eriyen alım gücünün yarattığı güçsüzlüğü vatandaş fazlasıyla hissediyor!

Eylüle birlikte sırtlara binen eğitim yükü yanında yaklaşan kışın getireceği yakıt faturasının yükünü hangi bütçe karşılayabilecek acaba?

Türkiye'nin önümüzeki aylarda başıan bela olan en temel mesele işte bu... Yani yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve eriyen alım gücü!

Yanına elbetteki resmi rakamların çok ötesinde seyreden işsizliği de eklemek şart. Çünkü alım gücünüzü geliriniz belirler en başta.

Kısacası işsizler ve dar gelirliler için çok zor bir kış geliyor!

2022'ye kalacak olan yüksek ve ısıracı enflasyonu destekleyen pek çok unsur olması da ayrıca iç karartıcı bir durum.

Mesela son enerji zamlaraının artçıl etkileri, dövizdeki olası çıkış trendinin yaratacağı yük, küresel enflasyonun baskısı bizi rahat bırakacak gibi görünmüyor!

Zamların psikolojik baskısı ise ne yazık ki toplumsal bir yara konumunda.

Neticede 2022 için yeni OVP öngörülen yüzde 9,8'lik TÜFE beklentisi çok hayalci bir hedefi içermekte.

Gelişmekte olan ülkelerin çoğunda benzer sendromların yaşanılması kaçınılmaz aslında.

Ama bir de yüksek borçluluk ve faiz yükü gibi ekstra baskılar da küresel çapta pandemi tedbirleri geri çekilde hissedilecek!

Stagflasyon riski ise büyük ekonomilerin karşısında dikilmeye aday!

Onlar yüksek enflasyonun yanısıra durgunluk riskiyle karşı karşıya çünkü.

Ve eğer büyükler stagflasyon yoluna girerse diğerlerini de durgunluğa itebilir bu süreç...

Sözün özü; çok uzun bir kış riskine karşı çok boyutlu olarak hazırlanmata fayda var!


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları