Gerçek işsizlik oranı ne kadar?

11 Mayıs 2021 Salı, 07:14
A

Resmi kurumların açıkladığı rakamlar hal ve gidişatın barometresi olmak zorundadır.

Ekonomiyi ölçenler, ne eksik ne de fazla tartmalı!

Durumu olduğundan iyi veya kötü göstermemeli.

Yoksa mevcut durumu yanlış anlayıp geleceği de yanlış planlama gibi bir sorunla yüzleşiriz.

Çünkü planlamanın temelini açıklanan resmi rakamlar oluşturur.

Elbette ki veri açıklayan tüm kurum ve kuruluşlar da aynı sorumlulukla hareket etmek zorundadır.

Peki yüzde 100 doğrulukta bir ölçüm mümkün müdür?

Tabii ki değil.

Ancak istatistik bilimi küçük sapmalarla da olsa büyük oranda doğru ölçüm yapma fırsatı sunmakta.

Doğru metodlarla gerekli araştırmaları yapmak koşuluyla elbette ki!

Kriterler ve yöntemler, aynı bardağın boş mu dolu mu olduğuna dair farklı sonuçlara yolaçabilir mesela.

Kısacası çok hassas bir meselidir ekonomiyi ölçmek.

Ve eğer açıklanan rakamların yaşanan gerçeklikle bağının kopuk olduğuna dair toplumda yaygın bir izlenim oluşursa; işte o zaman işler rayından çıkabilir!

Çünkü güven erozyonu kolay telafi edilebilen bir sorun değildir.

Güven sorunu hem mikro hem de makro bazda ekonomik performası olumsuz etkilediği gibi siyaset sahnesinin polemik konuları arasına da girebilir.

Neticede her bireyin ekonomik verileri net biçimde bilmeye hakkı vardır!

Ve doğal olarak resmi rakamlara olan inanç zayıfladığında halkın enflasyonu ya da sokaktaki işsizlik gibi bilimsel olmayan kavramlar moda olur.

Sözün özü; güvenilirlik ve inandırıcılık ölçüm meselesinin olmazsa olmazıdır!

Ve ne yazık ki; farklı nedenlerle vatandaşça sorgulanan resmi verilerle yüzleşmek zorunda kalıyoruz son yıllarda.

Özellikle tercih edilen yöntemler ve yorumlamalar gerçekçilik sınavından geçilmesini zorlaştırıyor.

Mesela enflasyonun nisanda kendi çapında rekor kırarak yüzde 17,14 olarak açıklanmış olması dahi sorgulanabilmekte!

Peki neden?

Enflasyon sepetindeki kalemler ve hesaplamada kullanılan ağırlıkları gerçekçi olmaktan çıktığında hesap da şaşabiliyor.

Özellikle de pandemi gibi olağanüstü koşullara yeterince uyarlamadığınızda sepeti ve ağırlıkları vatandaşın enflasyonundan hayli uzak kalırsınız!

Örneğin son araştırmalara göre vatandaşın yüzde 54 sadece gıda ve barınma gibi temel harcamalarına yettirebiliyor gelirini.

Ancak enflasyonu 400 küsur çeşit ürün ve hizmet üzerinden hesaplanıyor hala.

Bir de fiyat toplanması gibi hassas bir meseleyi iyi yönetmeniz şart.

Yani tercih ettiğiniz markalar, marketler, pazarlar da hayati önemde. Kısacası çarşının nabzını çok iyi tutmanız da şart.

Görünen o ki; son zamanlarda bu hassasiyetlerden bir uzaklaşma söz konusu. Çünkü artık resmi rakamlar hiçkimseye inandırıcı gelmiyor!

Ve farklı kuruluşların değişik yöntemlerle buldukları rakamlar da yüzde 25 - 30 aralığında bir TÜFE'yi karşımıza çıkarabilmekte.

Peki sizce gerçek enflasyon oranı ne kadar?

Kafaları kurcalayan ve "Bu işte bir tuhaflık var." dedirten istihdam rakamları da ayrı bir bilmece.

Mesela...

Dün taze açıklanan Mart 2021'e ait istihdam raporunda 4 milyon 236 bin kişi işsiz görünüyor.

Dönüp bir önceki aya yani Şubat 2021'in verilerine baktığımızda da tam olarak aynı sayıyı görüyoruz.

Yani 4 milyon 236 bin rakamı var karşımızda!

Nokta atışı birebir aynı sayılar yer alıyor TÜİK'in iki ayrı istihdam raporunda.

İşten çıkarma yasağının bir yansıması denebilir.

Büyük oranda doğru. Ama hiç mi istifa eden yok. Hiç mi emekliye ayrılan yok.

Yasağa rağmen bu kadar da motomot katılıkta değil istihdam piyasası!

Nitekim Mart raporunda "bir önceki aya göre fark" diye bir ibare altında 59 binlik artış ifadesi yer alıyor tabloların satır aralarında.

Yani işsiz sayısı artış yönünde revize edilmiş.

Peki aynı olmayacağı net biçimde açıkken niye her iki ay için de birebir aynı rakam yazıldı?

Ezberden girilen verilerin ileriki aylarda düzeltilmesi gibi bir görüntü oluşmuş.

Böyle bir manzarada yüzde 13,1'e düşen işsizlik oranı da işgücüne katılım tanımındaki tercihin de etkisiyle inandırıcılık sorunu yaşamakta.

Sorunu aşmak içinse bir arka kapı açılmış vaziyette.

Nihayetinde TÜİK'in bu yıl atıl işgücü oranı diye yeni bir tanımı yapmış olması gerçek işsizliğe dair bir fikir vermeye başladı.

Tam olarak durumu yansıtmasa da yüzde 25,8 oranı atıl işgücü olarak sokaktaki işsizliğin boyutunu gözler önüne sermekte!

Ancak asıl pandemi hasarının tespiti önemli. Onu da yasaklar kalktıktan sonra öğrenme fırsatımız olacak.  

Resmi veriler izin verirse elbette ki!


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları