Faizler artacak mı?

04 Eylül 2021 Cumartesi, 08:16
A

Canavar resmi rakamları bile yaladı yuttu.

TÜİK'in verileri de beklentileri aşan enflasyonu teyit etmiş durumda!

Yani enflasyon canavarı giderek şişiyor.

Ve küçülmeye de niyeti yok. Özellikle de mutfakları çok sevdi.

Yüzde 29'u bulan yıllık gıda enflasyonu vatandaşın filesinin ne kadar pahalı ya da olduğunu ve tenceresini ne kadar zor kaynadığını kanıtı niteliğinde.

Peki ağustos sonu itibarıyla yüzde 19,25'e ulaşan resmi yıllık enflasyon niye durdurulamıyor?

Öncelikle devlet büyüklerimizin de ifade ettiği üzere küresel bir enflasyon etkisi var!

Yani dışarıdan gelen mallar pahalılaşmayı sürdürmekte. Özellikle de gıda ve temel hammadde cephesinde.

Ama ithalat yaptığımız para birimi doların lira karşısında geçen yıla göre hayli pahalı konumda olmayı sürdürdüğünü de unutmayalım!

Bir de benzinden doğalgaza, mazottan elektriğe enerjide zam sağanağı ile karşılaşıyoruz ne yazık ki.

İthalata olan bağımlılığın faturası ne yazık ki böyle zamanlarda çok daha ağır olmakta.

Tarlaya attığınız tohum ve ilaçtan tutun gübre ve mazota kadar yoğun biçimde dışa bağımlı olmanın sofraya yansıması en basit örneklerden.

Bir de aracılık hizmetlerinin yoğunluğunun dayattığı bir maliyet artışı söz konusu ülkemizde!

Herkes her ticari adımda yüksek bir kar payı koyunca etiketine; tüketiciye de kazık yemek düşmekte.

Üstelik de enflasyonun maliyet açısından fazlaca tetiklenmediği sektörlerde bile genel havaya uyup zam yapma alışkanlığımız va milletçe.

Haliyle tüm bu cari ve yapısal sorunlar bizi hayat pahalılığına mahkum etmekte!

Hem de uzun yıllar boyunca.

Neticede vatandaşın sırtına binen yük giderek artıyor.

Çünkü en temel harcama grupları yıllık genel enflasyon rakamının çok üzerinde fiyat artışlarına sahne olmakta! Haliyle hissedilen enflasyon diye bir şey konuşulmakta...

Ve maalesef resmi rakamların hayli ötesinde bir tablo var karşımızda.

Dolayısıyla hesaplama yöntemi ve harcama gruplarının genel enflasyondaki ağırlığından dolayı resmi veriler vatandaşın alım gücünün nasıl eridiğini net biçimde ortaya koyamamakta!

Ama herkes kendince cüzdanını yakıp kavuran bu fiyat artışlarını hissediyor.

Bu tablonun kısa sürede düzelme ihtimali de yok.

Fazlasıyla yapısal sorunlarımız mevcut... Epey geç bir kararla bazı adımların atılma sinyali geldi dün.

Hiç yoktan iyi ama uzun zamana ve de doğru ama aynı zamanda istikrarlı adımlara ihtiyaç var!

Kısa vadede önemli olan liranın artık çok fazla değer kaybetmemesi... Ayrıca küresel enflasyonun biraz dizginlenmesi de şart.

Ne yazık ki bu alanlarda umut var bir görüntü yok gelecek adına.

Ve unutmayalım ki kur ve faiz cephesinde enflasyondan kaynaklanan bir ikilem var.

Yüzde 19'u aşan TÜFE, Türkiye'nin reel faizini yok etti.

Yani TL varlıkları cazip kılan ve yatırımcıyı dolardan az da olsa uzak tutan reel faiz alarm veriyor.

Teknik olarak bir yıl sonraki enflasyona göre reel faiz dikkate alınsa da... Gidişata kim güvenip bir yıl sonrasına dönük yapılan öngörüleri dikkate alır!

Reel faiz vermediğinizde de para biriminiz değer kaybeder. Dün TÜİK son verileri açıkladıktan sonra net biçimde bu durumu teyit etti piyasalar.

 

Hisse senetleri değer kaybetti. TL de gelişmekte olan para birimleri içerisinde negatif ayrıldı!

Peki Merkez Bankası faiz artıracak mı? Zor, çok zor, aşırı zor!

Hatta tam tersi faizin düşme ihtimali mevcut.

MB siyasi otoritenin isteği üzerine bu yıl sembolik de olsa faiz indirimine gidecek. Yani dövizin yükselmesi için bir zemin oluşacak.

ABD kaynaklı kur baskısı da hem parasal hem de jeopolitik olarak mevcut.

Bu tablo ise enflasyonu yukarı itmeye aday!

Kısacası bir paradoks söz konusu. Eylülde enerji ve eğitim zamları yanında yeni sezon giyim ürünleri beklentileri aşabilecek enflasyonu karşımıza çıkaracak.

Yani ekimin pas geçilerek kasım veya aralıkta faiz indiriminin yapılması kuvvetle muhtemel.


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları