Faizin dolarla imtihanı

19 Haziran 2021 Cumartesi, 08:44
A

Para pahalı.

Yerlisi de yabancısı da.

Hem TL'nin hem de dövizin maliyeti artıyor.

Ve maalesef daha da artacak!

Niye mi?

ABD ve Avrupa'daki hızlı aşılama süreci dövize özellikle de dolara yaramaya başladı.

Çünkü normalleşme hızı ABD ekonomisinde büyüme ve enflasyona neden oluyor artık.

Dolayısıyla pandemi döneminde para oluk oluk akıtılırken artık kısık muslukla verilme dönemi gelmiş çatmış demektir!

Nitekim Amerikan Merkez Bankası Fed'in çarşamba günü verdiği mesajlar bol para döneminin bitmekte olduğunu teyit etti.

Ama asıl mesele Fed'in para musluklarının ne zaman ve ne oranda kısmaya başlayacağı... Ve tabii ki faiz artışının ne zaman gündeme geleceğine düğümlenmişti.

Fed'in açıklama metni ile Fed Başkanı Jerome Powell'ın açıklamaları net bir işaret vermekten uzak kaldı.

Çünkü birinde şahin diğerinde güvercin bir duruş vardı!

Yani aslında yumurta kapıya dayanmış ama alıştıra alıştıra içeriye girmeye çalışıyor.

Fed üyesi James Bullard'ın dün yaptığı açıklamada yer alan "Başkan Powell varlık alımı azaltımını resmen tartışmaya açtı." ifadesi piyasalarda alarm zillerini çaldırmaya yetti.

Dolar tırmanışa geçerken borsalarda küresel çapta bir düşüş dikkat çekti.

Kısacası beklenen an uzakta değil. Herkes de kendini hazırlama telaşında!

2013'te benzer bir filmi Fed izlettirmişti. Şimdi birebir uymasa bile yine benzer süreçlerden geçmek durumunda para piyasaları.

Yani önce piyasaya verilen para kademeli olarak azaltılacak. Ardından da muhtemelen 2022'nin ikinci yarısında ABD'de faizler yükseliş dönemine girecek.

Ama piyasaların daima önceden reaksiyon verdiği unutulmamalı!

Henüz tartışma safhasındaki bu sürece dünden itibaren tepki verilmesi doğal. Herkes bol para devri bitmeden pozisyonunu güçlendirme çabasına girdi.

Yani dolar anavatanına dönmeye başlamadan riskli varlıklardan kaçış başladı.

Haliyle diğer para birimleri gibi lira da değer kaybıyla yüz yüze!

Bullard'ın açıklaması sonrasında doların lira karşısında 10 kuruşa yakın prim yaptığına şahit olduk.

Zaten yüksek enflasyon ve jeopolitik riskler yanında Merkez Bankası'nın kredibilite sorunu da varken Fed'in mesajları TL adına sıkıntıların daha artacağını ortaya koydu.

TL'nin değer kaybetmesinin artçıl etkileri yaşadığımız faiz ve kur paradoksunu iyice içinden çıkılmaz hale getirebilir!

Yüzde 19'da bulunan politika faizi ekonomik büyümeyi engellemekte.

Ancak yüksek enflasyon ve döviz kuru baskısı faizlerde indirim şansı tanımıyor.

Siyasi irade ise tam tersi faiz indiriminde ısrarcı. Haliyle bir erken faiz indirimi riski piyasalarda fiyatlanıyor!

Oysa gelişmekte olan ülkelerin neredeyse tamamı Fed'in parasal genişlemeyi başlatma sürecine tedbir olarak faiz artırımına gitmekte.

Rusya ve Brezilya bu hafta faiz artıranlar kervanına katıldı mesela.

Hal böyle olunca da gözler Türkiye'ye çevrilmekte. Ve gerektiği zaman faiz artışı yapıp yapmayacağı sorgulanmakta!

TCMB'nin son Para Politikası Kurulu toplantısından sonra gelen açıklamada "sıkı duruşu kararlılıkla devam" mesajı yer aldı. Bu mesaj piyasaları kısmen rahatlarsa da tatmin etmekten uzak kaldı.

Çünkü faiz indirimine 'şimdilik' fırsat vermeyen MB'nin kısa zamanda fikir değiştirmeyeceğinin garantisi yok.  

Ayrıca gerektiğinde faiz artırabileceğine dair bir ifadenin de açıklama metninde kesinlikle yer almadığını gördük!

Diğer yandan...

Faizlerin zamansız inmesinin dövizde yaratacağı yukarı yönlü baskı enflasyon üzerinden kısırdöngü yaratarak bir fatura daha önümüze koyabilir.  

Dün yolu Bursa'dan geçen Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan'nın enflasyon - kur ilişkisine dair mesajı bu anlamda önemliydi.

"Kur geçişkenliğinin enflasyondaki etkisi arttı."

Yani artan döviz kuru enflasyonu daha da azdırıyor. Zaten bir de küresel kaynaklı bir enflasyon var.

Kısacası enflasyonda kayda değer bir düşüş için çok erken!

Haliyle faizlerin düşmesi için de çok erken. Hele de dolar küresel çapta artarken.

Sözün özü; yüksek faiz ve dövize epey bir zaman katlanmak zorundayız.

Bu tablonun reel ekonomideki tahribatı ise zamanla daha net anlaşılacak.

Para politikasında hata lüksümüzün sıfırlandığı bir dönemde olduğumuz unutulmamalı.

 


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları