Fahiş mesele

14 Eylül 2021 Salı, 08:32
A

Bugünlerin modası...

Halkın baş düşmanı...

Devletin husumetlisi...

Fahiş fiyatlar!

Evet aslında uzun yılların meselesi bu. Ama zaman zaman çok ciddi alevlenmeler yaşanıyor.

Çünkü vatandaşın mutfağında yangın, cüzdanında delik moralinde ise göçük yaratıyor yüksek fiyat artışları!

Ve yine bu manzaraların en can alıcı haliyle canlandığı günlerden aylardan geçiyoruz.

TÜİK'in açıkladığı yüzde 19,25'lik resmi enflasyonun çok üzerinde fiyat artışlarıyla mücadele ediyor vatandaş.

Enflasyon sepetindeki 400 küsur kalem mal ve hizmetin onda biri ile yaşamak durumunda olan büyük çoğunluk bambaşka bir TÜFE rakamıyla sınanmakta!

Özellikle de gıda ve enerji zamları yüzde 30'lara dayanmış durumda. Üstelik resmi rakamlarda.

Ve artık devletin zirvesi bile enflasyondaki yüksek seyri kabul etmiş durumda.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önce küresel enflasyon baskısından söz etti. Ardından da raflardaki fahiş fiyatalara karşı savaş ilan etti!

Peki fahiş fiyat artışlarının önüne nasıl geçilecek?

Başarı hanesine ne zaman ve ne oranda bir kayıt düşülecek enflasyonla mücadelede?

Durdurulamayan zam furyasının çeşitli nedenleri var. Bu köşede defalarca yapısal sorunları da cari gelişmelerden kaynaklanan sorunları da çarşaf çarşaf listeledik.

Yani yüksek döviz kuru, küresel enflasyon, maliyet artışları, kamu zamları, aracı zincirlerinin uzunluğu ve keyfi zamlar gibi çokça neden mevcut.

Kısacası özünde çok yönlü ve uzun vadeli stratejilerle çözüm üretmek şart!

Ama şimdiye kadar bu tarz bir başarı hikayemiz yok ne yazık ki.

Çünkü hem ciddi ve istikrarlı bir para politikası şart. Hem mali politikaların yani vergisel düzenlemelerin sahada olması gerekli... Hem de arz ve talebin çığırından çıkmaması zorunlu. Tabii ki üretim maliyetlerini de dikkate alarak yol alınmalı.

Ve tüm ekonomik aktörlerin de bu mücadeleye karınca kararınca destek vermesi şart.

Ancak!

Ne yazık ki; birinden biri ya da birkaçı aynı anda gözden kaçıyor Türkiye'nin enflasyonla mücadelesinde.

Bugünlerde başlayan yeni mücadelede de benzer bir tablo görüyoruz ne yazık ki!

Parça parça ve uyumu belirsiz adımlar gelmeye başladı. Eksik parçalar da şu an için göze çarpıyor.

Mesela en önemli unsurlardan para politikasında ters istikametin alametleri geliyor! Döviz kurunu aşağı çekmek ya da hiç olmazsa bir süre dar bantta harekete zorlamak yerine yükseltici adımların sinyalleri var karşımızda.

Nasıl mı?

Vatandaşı "çekirdekle" avutmaya hazırlanan Merkez Bankası, faizi zamansız biçimde aşağıya çekme gayretinde.

Yani faiz politikasında TÜFE yerine çekirdek enflasyonu öne çıkarma hazırlığı söz konusu. Gıda, tütün ürünleri, alkollü içecekler ve enerji hariç TÜFE rakamını temsil eden çekirdek enflasyon, manşet enflasyonun altında.

Neticede MB, daha düşük olan bu göstergeden hareketle faiz düşürebilir ve dövizi yukarı itebilir.

Bu hamleyse enflasyonu daha da yukarı iter!

Çünkü maliyet enflasyonunda dövizin çok büyük etkisi var.

Girdi maliyetlerinde kurun payı hali yüksek.

Mesela...

Enflasyonla mücadele kapsamında toptancı hallerinde fahiş fiyat kontrolüne çıkılmasının meyve sebze fiyatları üzerinde geçici etki yaratacak olmasının bir nedeni kurun seviyesi.

Hal esnafı tarladan kendilerine zaten yüksek fiyatla ürün geldiğinden şikayetçi! Ve büyük orada da haklılar. Çünkü arzda sorun var. Bir yanda kuraklık gibi etkenler... Diğer yanda da traktörün, mazotun, ilacın, gübrenin, tohumun yani bilimum tarım girdisinin dövize bağımlı olması gibi bir yük var.

Haliyle tarladan yola zamlı çıkan meyve sebze yol masrafı ve aracı karlarıyla katlanarak sofraya ulaşmakta!

Bütün fırsatçı marketleri ve esnafı zapturapt altına almak da kolay değil.

Bu örnekler de bize polisiye tedbirlerle çok az yol alınabileceğini gösteriyor.

Pahalılığın önüne geçmek için alınacak daha çok yol var ne yazık ki!

Ve ekonomik navigasyon da doğru yola girdiğimizi henüz teyit etmiş değil.

Sözün özü; fahiş fiyat meselesi daha çok konuşulur bu memlekette.

 


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları