Ekonomi nereye gidiyor?

02 Eylül 2021 Perşembe, 07:17
A

Beklenen rekor geldi.

Ve Türkiye ekonomisi çarpıcı bir büyüme rakamına ulaştı.

2021'in ikinci çeyreğinde kaydedilen yüzde 21,7'lik milli gelir artışı çeyrekler bazındaki rekor büyümeyi getirdi.

G-20 ülkeleri arasındaki ikinci en iyi rakam bu aynı zamanda.

Aslında görünen köy niteliğindeydi bu rakam! Çünkü karşılaştırma yapılan dönem 2020'nin ikinci çeyreği idi.

Ne olmuştu o dönemde?

Pandemi patlak vermiş. Ve ekonominin en fazla etkilediği bir süreç yaşanmıştı Nisan - Haziran 2020 döneminde.

Neticede 2020'nin ikinci çeyreğinde yüzde 9,9 daralan bir ekonomiyle yüzleşmek zorunda kalmıştık.

Haliyle bu dip seviye ile karşılaştırma yapıldığında bu yılki ikinci çeyrekte milli gelir artış hızı roket görüntüsü vermekte.

Yani teknik ifadeyle meşhur baz etkisini net biçimde görüyoruz bu karşılaştırmada!

Şahlanan bir ekonomiden ziyade pandemi öncesine dönmekte olan bir ekonomi görüyoruz detaylara baktığımızda.

Yani yaraların sarıldığını söylemek kesinlikle büyük oranda mümkün.

Ancak tüm kesimler adına aynı şeyi söylemek mümkün değil.

Çünkü pandemi süreklerinde her sektör farklı etkilendi!

Nitekim detaylara baktığımızda hizmetler (turizm hariç) ve sanayide ciddi bir geri dönüş görülüyor.

Buna karşın tarım ve inşaatın neredeyse yerinde saydığı bir dönem olmuş ikinci çeyrek.

Hizmetler yüzde 45,8, sanayi ise yüzde 40,5 oranında büyüme kaydederken inşaat yüzde 3,1 tarımsa yüzde 2,3 büyüdü söz konusu dönemde.

Büyümeyi destekleyen temel unsurlarsa dış talep ve vatandaşın harcamaları olmuş. 

Yüzde 21,7'lik büyümede 13,8 puan hanehalkı harcamalarından kaynaklanmış durumda.

Vatandaş yüksek enflasyona rağmen harcamalarını azaltma yoluna gitmemiş demek ki!

Alt gelir gruplarında zaruri ihtiyaçların yüksek faize rağmen kredi yoluyla yani borçlanarak karşılandığı aşikar.

Harcamaları yüksek döviz kurunun da durduramadığını ithalattaki artışta görülebiliyor.

Büyümeye ihracatın sağladığı katkı da yadsınamaz.

Net ihracatın büyümeye katkısı 6,9 puan olarak görünüyor. Yani milli gelir artışının dörtte biri ihracatla sağlanmış.

Yüksek kurun bir avantajını bu cephede görürken önemli pazarlara olan yakınlığın da lehimize bir manzara oluşturduğu kesin!

Peki ya bundan sonra?

Yani üçüncü ve dördüncü çeklerde ne olur?

Öncelikle mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış büyümenin ikinci çeyrekte bir önceki çeyreğe göre sadece yüzde 0,9 arttığını hatırlatalım.

Yani baz etkisinin azalmaya başlamasıyla büyümenin ivme kaybedeceği kesin.

Üstelik ilk üç aya göre de hız kaybı var.

Ayrıca içinde bulunduğumuz üçüncü çeyrekte de iç ve dış talebin durgunlaşma sinyalleri verdiğini görüyoruz öncü verilerde!

Yine de yılın ikinci yarısında hiç büyüme olmasa da 2021'i baz etkili olarak yüzde 8 büyüme ile kapatmamız mümkün.

Ancak, bu seviyenin gelecek yıllarda görülmeyeceği de aşikar.

Ve daha önemlisi gelir dağılımı çok bozuk!

Alım gücü yüksek enflasyon ve işsizlikle eridikçe durum daha sıkıntılı hale gelmekte.

Unutmayalım ki vatandaşın hissettiği enflasyon resmi rakam olan yüzde 19'un hayli üzerinde bulunuyor.

Ayrıca TÜİK'in kendi tarifiyle geniş tabanlı işsizlik de yüzde 25 seviyelerinde.

Dolayısıyla büyümenin kalıcılığı yanında iş ve aş meselesini de çok boyutlu olarak ele alıp çözüm üretmek gerekiyor! 

 

 

 

 

 


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları