Dayatma...

27 Temmuz 2021 Salı, 07:51
A

Meşhur sözdür.

Tarih tekerrürden ibarettir.

Bu sözü ispatlamak için yine yoğun bir çaba içinde dünya.

Özellikle de Türkiye!

2020 yazında ve sonrasında olanlar çok net.

Ama biz ısrarla yine aynı süreçleri yaşamak için adeta çırpınıyoruz.

Neticede 27 Haziran'da 4 bin 883'e kadar düşen günlük vaka sayısı 26 Temmuz itibarıyla 16 bin 809'a ulaştı!

Yani sadece bir ayda vaka sayısında yüzde 244'lük artış hızına ulaşmayı başardık.

Kısacası pandemi doludizgin yükselişte...

Sonucun böyle olması doğal aslında.

Çünkü normalleşmeyi yine abarttık.

Maske, mesafe ve temizlik kısa sürede out oldu.

AVM'ler, çarşılar, kafeler ağızına kadar dolup taşıyor.

Sanki virüsün kökü kazınmışçasına rahatladı milletin bir bölümü.

Ve düğün dernek, kongre derken ipin ucu kaçtı!

Üstüne de tüm coşkusuyla Kurban Bayramı'nın eklenmesi... Yükselişi katmerli hale getirdi vaka sayılarında.

Coşku derken elbette dini duyguların yükselişinden bahsetmiyorum. Kimine 9, kimine 11 gün kısmeti düşen uzun tatilin turistik coşkusundan bahsediyorum.

Gelmeyen yabancı turistin yerini vatandaşımız seve seve ve de coşkuyla doldurmaya gayret etti bayram boyunca!

Özellikle plaj görüntüleri hafızalardaki tazeliğini koruyordur. Yani çok söze gerek yok. Bayramın "acı coşkusu" yani faturası bir hafta içinde kendini gösterir kuşkusuz!

Mevcut vaka artış hızı ve tedbirsizliğin normalleşmesi gibi iki kritik kavramı biraraya getirdiğimizde ağustos sonunda yine 50 binli sayılarla boğuşmamız hayli mümkün görünüyor.

Ve ne yazık ki vefat sayıları da tırmanışını hızlandıracaktır bu süreçte.

Vefat sayılarının nispeten daha yavaş seyretmesi ihtimali ise yüreklere az da olsa su serpmeli!

Çünkü haziran ve temmuz aylarındaki hızlı ve yaygın aşılama virüsün ölümcül etkilerine karşı ciddi bir kalkan oluşturdu.

Ancak, aşı karşıtlığının yükselen bir değer haline geliyor olması pandemi ile mücadele adına ciddi riskler barındırmakta.

Özellikle de delta varyantının etkisiyle küresel çapta pandeminin yeniden yükselişe geçtiği bir dönemde işimiz daha da zorlaştığını söylemek falcılık olmaz!  

Nitekim Biontech'in mimarlarından Uğur Şahin'in son açıklamasının "aman dikkat" modunda gelmesi boşuna değil.

"Antikor seviyeleri düşüyor. Aşının yeni varyanta karşı sağladığı koruma oldukça düşük.".

Aman!

Hemen enseyi karartmayalım.

Çünkü bilimsel olarak en büyük silah olduğu bilinen aşılar hala işbaşında...

"Antikor seviyeleri düşse bile, çoğu kişi ağır hastalığa karşı korunmaya devam edecek." diyen Uğur Şahin, mevcut koşullarda savunmanın yine aşı ile sağlanmak zorunda olduğunun altını çiziyor.

Nitekim İngiltere kaynaklı istatistikler, korona kaynaklı hastane yatışlarının yüzde 90'ı aşan oranda aşılanmamış bireylerden oluştuğunu göstermekte!

Yani koruma oranı yeni varyantlarla düşüyor gibi gözükse de aşıdan vazgeçme lüksümüz yok. 

Çünkü artık 4. dalga ile yüzleşmeye başladık.

Ve çok yakında tablo daha da ağırlaşacak.

Ancak "çok rahat" davrananların sayısı hiç de az değil bizim memlekette!

Aşıya karşı yükselen direnci de bu manzaraya eklediğimizde zor bir sonbahar ve kış dönemi bizi bekliyor demektir.

Çok yönlü bir sorunla karşı karşıya olduğumuzdan yaratacağı sorunların da çok boyutlu olarak ele alınması şart.

 Başta sağlık olmak üzere, ekonomik, siyasi ve sosyolojik sorunlarla boğuşmak zorunda kalıyoruz.

Haliyle tanıdık sorular da yeniden gündeme gelmekte!

Mesela yeniden kapanma olur mu?

Yeni dalga ekonomiyi nasıl etkiler?

Eğitim nasıl olacak? Uzaktan mı, yakından mı?

Başka ülkelere seyahatler kısıtlanacak mı?

Aşı olmayanlara dayatma uygulanacak mı?

Sondan başlayalım...

"Aşı dayatması" tüm dünyada önümüzdeki ayların en temel meselesi haline gelecek.

Bireysel özgürlükle kamusal fayda arasında çatışmanın meydana gelmesi kaçınılmaz görünüyor çünkü.

Taze bir örnek...

ABD'de geçen hafta bir hastanede aşı olmayı reddeden personel işten çıkarıldı.

Firmaların Türkiye'de de çalışanlarını aşıya zorladıklarına dair iddialar var.

Sosyalleşmeyi kısıtlayıcı tedbir beklentileri de giderek yükseliyor!

Aşı olmayanların kafelere dahi alınmamasını isteyenler var.

Dış seyahat kısıtlamaları zaten boy göstermeye başladı bile.

Aşı karnelerinin daha çok sahne aldığı bir dünyaya ve aynı zamanda çatışma ortamına doğru yol alıyoruz kısacası.

Türkiye'de 2 doz aşı olanların oranı yüzde 38 seviyesinde.

Yani toplumsal bağışıklığı sağlamak için alınacak epey yol var hala.

Buna rağmen yeni bir kapanmaya cesaret edileceğini sanmıyorum. Eğitim de kademeli olarak yüz yüze hale gelecek!

Ama hem sağlık hem de dış ekonomik performans bakımından tablonun iyiye gitmesi giderek zorlaşıyor.

Çünkü yaygın aşılamadan başka şansımız yok!

Ancak artık aşılamada patinaj bölgesine girmiş durumundayız.


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları