Aşı savaşını kim kazanacak?

07 Eylül 2021 Salı, 07:29
A

Hayat sınavlar bütünüdür.

Her alanda sınanırız.

Sadece bireyler olarak değil, kurumsal ve toplumsal sınavlarımız da eksik olmaz.

Haliyle verilen her karar şahıslar kadar toplumların da dünyanın da kaderi üzerinde pay sahibidir!

İster az ister çok...

Meşhur "kelebek etkisini" yabana atmayalım.

Pandemi sürecinde yaşadıklarımız bu anlamda çok net bir örneklik teşkil ediyor.

Tedbirli olma konusunda herkes ayrı bir sınav verdi. Ve ne yazık ki başkalarının tedbirsizlikleri masumların da canını yaktı!

Ve eğer küresel çapta Covid-19'a dur denemezse... Pandemiyle mücadelede yol almış ülkeler de nasibini alacak bu süreçten.

Bol bol mutasyon ve varyantla yüzleşmek zorunda kalabiliriz kısacası.

Bu sürecin yitip giden canların yanısıra olumsuz sosyal ve ekonomik yansımaları da yaşanmakta!

Son veriler ABD başta olmak üzere pandemi endişelerinin tırmandığını gösteriyor.

Dolayısıyla ekonomik hayata dönük yansımanın yine negatif tarafta kuvvetlendiğine dair işaretler geliyor.

Yani hem canımız hem de malımız tehdit altında kalmaya devam edecek gibi!

Peki çaresi yok mu bu illetin?

Bilim dünyası var diyor.

Tıp camiasının küresel çapta aşıdan başka bir silah olmadığına dair büyük oranda ortak görüş beyan etmesi önemli bir gösterge.

Keza resmi ağızlar, hastanelerde yatan Covid-19 hastalarının büyük çoğunlukla aşısız ya da eksik aşılı olduğunu söylüyor!

Bütün bu tespitler eğer doğru ise aşılama konusundaki performansa bakmak şart görünüyor.

Dün itibarıyla dünya genelinde 182 ülkede 5 milyar 484 milyon dozdan fazla aşı uygulandığı kayıtlarda yer alıyordu.

Ciddi bir rakam bu aslında.

Ama unutmayalım ki en az iki doz gerekli! Yani küresel çapta etkin bir bağışıklık için yaklaşık 7 milyar kişinin çift doz olması şartı var demektir. Bazı aşı türlerinde üçüncü doz ihtiyacı da mevcut üstelik.

Kaba bir hesapla 15 - 16 milyar doza ulaşmak gerekiyor kısacası!

Alınacak epey yol vara hala.

Ve ülkeler arasında dengesizlikler de dikkat çekici boyutlarda.

  Aşılamada Çin 2 milyar 100 milyon dozla ilk sırada yer alırken, Hindistan 687 milyon dozla ikinci, Avrupa Birliği ülkeleri 537 milyon toplam dozla üçüncü sırada gösterilmekte.

ABD ise 372 milyon doz uygulamasıyla yine önlerde.

Bu tabloya baktığımızda ya yüksek nüfus ya da yüksek ekonomik güçle karşılaşıyoruz!

Fakir ülkelerdeki aşılama oranları ise vahim bir görünümde.

Mesela Nijer'de ilk dozu olanların nüfusa oranı sadece yüzde 1,7 seviyesinde. İkinci doz ise hiç yok. Diğer Afrika ülkelerinin çoğunda ise durum daha da vahim!

Ya Türkiye?

Türkiye bir süreliğine yaşadığı aşı kıtlığının ardından adeta coştu!

Dün akşam itibarıyla uygulanan doz sayısı 98 milyon 177 bini aşmıştı.

Dünya dokuzuncusu Avrupa ikincisi konumundayız toplam doz sayısında.

Nüfusa oranla ise ilk dozda yüzde 80'le Avrupa şampiyonuyuz.

ABD ve Rusya'dan çok daha iyi bir konumdayız üstelik.

Kendi aşısı olan Rusya'nın yüzde 30'luk bir oranda aşılanmış olması ise hayli ilginç bir manzara!

Bu çarpıcı örnekten hareketle aşılama sürecindeki gidişata baktığımızda aşı bulma imkanı olan ülkelerin neredeyse tümünün bir dirençle karşılaştığını görüyoruz.

Türkiye'de de 18 yaş üstünde henüz aşılanmamış olanların 13 milyon civarında olması bu direncin bir örneği.  

Yani aşı firmalarının rekabeti ve ülkelerin aşı kapma savaşının dışında artık daha keskin bir kapışma yaşanmakta.

Aşı olmak istemeyenlerle kamunun bir savaş hali içinde olduğunu söylemek yanlış olmaz!

Aşıya zorlamanın değişik boyutlarda değişik ülkelerde sahne aldığını görülmekte.

Ancak ciddi bir direnç de söz konusu.

Türkiye'de en yakın örneği; eğitim alanında tatlı sert dayatmalarla izlemete başladık mesela.

Çalışma hayatında da taraflar adına zorlu bir mücadele söz konusu!

İş dünyasının yaklaşımı giderek katılaşıyor. Çünkü sıkıntılar mevcut.

Kiğılı Giyim Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Kiğılı'nın bazı çalışanların aşı olmak istemediğini bunun da işleri yavaşlattığını söylemesi dikkat çekici bir örnek!

"Yalnız bizde 2 bin kişi çalışıyor. Son yaptığımız istatistiklerde 2 bin kişiden neredeyse 400'u aşı olmuyor ve olmamakta da direniyor.

Öylesine büyük sıkıntılar çekiyoruz ki, kırmızı listede olan bölgelerde mağazalarımız var. Buralarda 6 ile 8 arasında çalışanlar var. İçlerinden biri mutlaka Kovid çıkıyor ve sıkıntı başlıyor." 

Durumu gayet iyi özetliyor bu sözler.

Yaklaşık yüzde 20'lik bir kesim özgürlüğüne müdahale edilmesini istemezken, risk yaratmakla itham ediliyor!

Ve ne yazık ki; daha sert önlemler gelebilir. Oysa ikna yolu önemli.

Çünkü belli bir kesimin aşı karşıtlığı yanında aşının yan etkilerden korkan geniş bir kesim de var!

Ama anlaşılan kapışma kızışacak.

Umarım ki aşı savaşı çok uzun ve sancılı bir sürece sahne olmaz.


A

Yazarın diğer yazıları

Yazarın Tüm Yazıları