10 Eylül 2019 Salı, 09:12

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ekin Kopal

Mutlu evliliğin sırrı: Ben olmayı bırakmadan biz olabilmek

Ekin Kopal

ekinkopal@bursadabugun.com

Aile...
En sevildiğimiz, en sevdiğimiz;
en kırıldığımız, en kırdığımız,
en az anlatıp, en çok anlaşıldığımız,
en mutlu anılarımızın ve travmalarımızın anavatanı.
Köklerimizin olduğu, kimi zaman kanatlarımızın yolunduğu vazgeçemediğimiz toprağımız.

Hayatı, aile olmayı öğrenip; kendi ailemizi kurmak için yola çıkarız zamanı geldiğinde.
Yani istatistiklere göre insanların %90 ı böyle yapıyor: evleniyor .
Peki kağıt üzerinde pek mantıklı gözükmediği halde neden evlenmek istiyor insanlar ?
-Daha mutlu olacaklarına inandıkları için.
-Toplumda daha fazla saygı görmek için.
-Mahalle baskısına direnemedikleri için.
-Varlıklarına anlam katabilmek için "birinin eşi" olmaya ihtiyaç duyduyduklarından.
-Evdeki baskıdan kaçmak için.
-Eski sevgililerinden intikam almak için.
-Çocuk sahibi olmayı arzuladıkları için.
-Aileleri istediği için.
Liste uzar gider.

Bu yazının konusu : Daha mutlu olacaklarına inandıkları için sevdikleri insanlarla kendi özgür iradeleriyle evlenmeyi seçmiş kişiler.
Evliliğin başlarında çatışmış, güç savaşlarına girmiş, dengeleri kurup da sular durulunca, gezip tozmaktan da yorulunca çocuk sahibi olmaya karar vermiş kişilerin evlilikleri zamanla heyecanını kaybediyor.
Heyecanın yerine başka bir şey koymakta zorlanan çiftler üzerine bir de çocuk sahibi olunca artan sorumluluklar, değişen bakış açıları nedeniyle evlilikler sarsılabiliyor.
Anneliği kutsallaştıran toplum normları nedeniyle erkekler eşlerinden uzaklaşıyor, tabir-i caizse eşlerini çocuklarına armağan ettikten sonra kendileri de günden güne yüzünü güneşe dönen günebakanlar gibi yüzlerini evlerinin dışına çeviriyorlar.
Anne olduğu için artık kendini yeterince çekici hissetmeyen kadınlar bunun aksini kanıtlamak için odağını dış dünyaya çeviriyor ya da ev eşyalarına, kıyafetlere, evin temizliğine kafayı takıyor.
Anne, baba rollerine kendini adayan çiftler bırakın eş olmayı, kendileri olmayı bile unutuyorlar zamanla.

Halbuki bütün ikili ilişkiler ilgiyle ayakta durur. Atılmış bir imza, verilmiş sözler, ortak girilmiş borçlar ya da ne diyeceği çok önemli olan "elalem" bir ilişkiyi ayakta tutamaz.
Evliliği sürdürüyor olmak da karı kocanın arasında bir ilişki olduğu anlamına gelmez. Hatta bazen ayrıldıklarının farkına bile varmaz çiftler.
Yataklar ayrılır, odalar ayrılır, hayatlar ayrılır ve taraflar bu durumu o kadar kanıksarlar ki ayrıldıklarının farkında olmayan çiftlerin kavgasız, problemsiz evlilikleri çevrelerinde örnek bile gösterilebilir.
Anne ve baba olmak çok önemlidir ve fazlasıyla zaman, ilgi ve enerji gerektirir.
Ancak Prof. Dr. Bryon Norton'un da dediği gibi "Bir çocuğun üç ebeveyni vardır; Biri annesi, diğeri babası üçüncüsü ise anne ile baba arasındaki iletişim/ davranış. Bu üçüncü ebeveyn çok etkilidir."
Mutlu ve huzurlu bir çocuğa sahip olmak için de sadece iyi bir anne ya da baba olmak yeterli değil; aynı zamanda birbirine şefkat gösteren, birbiriyle iletişim kurabilen, bir problemle karşılaştıklarında birbirlerinin karşısında değil de yanında olup problemi çözmeye çalışan birer anne baba olmak gerekiyor.

Uzun ilişkiler doğası gereği, karşı tarafın iyi özelliklerini küçültüp, kötü özelliklerini büyütüyor. İlişkinin başında hayran olduğunuz özellikler yıllar geçtikçe gözünüze sıradan görünmeye başlarken, çok önemsemediğiniz şeyler gözünüze batmaya başlıyor.
Belki de bu yüzden birbiriyle iyi anlaşan yaşlı çift görme olasılığınız düşüktür.
Onun için de ilişki süresince azalan değil de artan bir ivmeyle emek vermeye, ilgiyi ayakta tutmaya özen göstermeli, hayran olunacak yeni özellikler bulmalı, beraber kaliteli zaman geçirirken bir yandan da kendi ruhumuzu beslemeye gayret etmeliyiz.
Böyle anlatınca ipin üzerinde tek ayak üzerinde yürümeye çalışırken iki kolunda ve boşta kalan ayağında halkalar çevirmeye çalışan bir akrobat gibi göründüğünün farkındayım ama emek vermeden güzel olan ne var ki şu hayatta ?

Sadece çocuk sahibi olmakla ya da aynı evde yaşamakla aile olunmuyor ne yazık ki.
Hatta birdenbire de aile olunmuyor.
Aynı çocuk sahibi olur gibi aileyi de sancılarla doğuruyorsunuz.
Hem de bir kere değil, iki kere değil, defalarca.
Her karşılaştığınız problem bağlarınızı daha da güçlendirmek için bir fırsat aslında.
Yeter ki aynı tarafta olduğunuzu, bir ekip olduğunuzu unutmayın.
Her ilişkide tıkanmalar olur.
Hiç bir ilişki mükemmel değil.
Zaten mutlu ilişki de mükemmel ilişki değil.
Birbirine değer veren ve daha önemlisi değer verdiğini hissettiren;
iletişim kurabilen ; birbirini dinleyebilen, duydukları üzerinde düşünen, birbirini anlamak için kafa yoran ;
kişilerin kendi benliklerini kaybetmedikleri;
biz olmak için çaba sarfederken, bencilleşmeden  "ben " olmayı başarabildikleri ilişkiler, mutlu ilişkiler.
Mutsuz insanların mutlu ilişkileri ya da mutlu çocukları olmuyor ne yazık ki...
Onun için mutlu etmeye kendinden başlamalısın !
Bu seni bencil bir anne, kötü bir baba ya da sorumsuz bir eş yapmaz.
Sadece mutlu bir insan yapar.
Mutlu bir "biz " ise mutlu " ben" lerden oluşur.