Bursada Bugün Bursa haber bursa haberi bursa haberleri Bursa

25 Ocak 2021 Pazartesi, 08:41

Arkadaşıma gönder
Favorilerime ekle
Bu yazıyı yazdır
Yazı boyutu
Ekin Kopal

Kadının Adı Var mı?

Ekin Kopal

ekinkopal@bursadabugun.com

Kadına şiddet.

Kadın cinayetleri.

Kadınları Koruma Dernekleri.

Kadın hakları.

Yukarıda "kadın" yazan yerlere neden "insan" yazılmıyor?

Kadın kelimesini içeren bu kavramların kadını aciz gösterdiğiyle ve ayrımcı bir yaklaşım olduğuyla ilgili kadınlar tarafından yazılmış bir kaç yazı okudum son günlerde.

"Neden kadın kelimesinin altını bu kadar çok çiziyoruz? Neden ayrım yapıyoruz? " sorusuna hadi beraber yanıt arayalım.

"İnsandan başka hangi canlının dişisi erkeğine göre daha çok koruma altında? " sorusuyla başlayabiliriz.

Dişi geyikleri koruma derneği, dişi ayıları gözetme evi duydunuz mu hiç?

Peki insan dışında erkeğinin dişisine zarar verdiği bir başka hayvan türü var mıdır? sorusu gelir tabi hemen akla.

Tarihte böyle bir canlı türü olduysa da evrim sürecinde ayakta kalamayarak dünyadan silinmiş olduklarına eminim.

Kayda geçmiş 20 yüzyıllık insan tarihinde kadın haklarından bahsedildiğini son 2-3 yüzyılda görebiliyoruz.

Kadınlara seçme/seçilme hakkı bir çok ülkede 1. Dünya savaşından, bazılarında ise 2. Dünya savaşından sonra verilmiş.

Yıl olmuş 2020 hala eşit işe, eşit ücret alamıyor kadınlar.

Ülkemizin kadın karnesi ise tahmin ettiğiniz üzere pek parlak değil, kadın-erkek eşitliği ile ilgili Dünya ülkelerinin incelendiği raporda Türkiye 150 ülke arasından 130. Sırada, kadına şiddet ve kadın cinayetlerinde ise ilk sıralarda.

Ölen her kadın, kadın cinayeti kapsamına girmiyor, kadın eğer toplumsal rolü nedeniyle "namus temizleme" gibi bir nedenle öldürüldüyse "kadın cinayeti" kapsamına alınıyor. Bu rakam içinde intihar süsü verilen cinayetler, faili meçhuller yok tabi...

Türkiye'de son 20 yılın istatistiğine baktığımızda rakamlarda inanılmaz artış var. 2002 de 66 olan kadın cinayeti sayısı, 2019'a geldiğimizde 474'e yükselmiş.

Ve işin en acı tarafı, kaybettiğimiz bu kadınlar tanımadıkları hırsızlar, seri katiller, sapıklar tarafından değil;  sevdikleri, yastığa beraber baş koydukları, aynı sofrada yemek yedikleri insanlar tarafından öldürülüyor !

Katil listesinde 1. sırada eşler, 2. sırada sevgililer, 3. sırada da eski eşler var .

Cinayetlerin yarısından fazlası kadınların en güvende olması gereken yerde, kendi evlerinde gerçekleşiyor...

Çünkü; ülkemizde namus kavramı sadece kadınlar üzerinden var ediliyor. Kadının ataerkil düzenin devamı için evde olması, hiçbir sosyal hak iddia edemeden ev işlerini yapması, çocuk bakması, kırsal bölgelerde yaşıyorsa bir de bağda bahçede çalışması gerekiyor.

Kadınlar, yaptıkları işler karşılığında sosyal güvenceye, bir gelire ya da emeklilik hakkına sahip olamıyorlar.

Okumak isteyen, çalışmak isteyen, kendini ifade etmek isteyen kadının üzerindeki baskı artıyor.

Ekonomik özgürlüğü olan kadının kolay yönetilemeyeceği düşünüldüğü için çalışması istenilmiyor. Hakkını ararsa, üzerindeki baskı artıyor, özgürlükleri kısıtlanıyor.

Toplumsal roller; eş olmak, anne olmak, kadın olmak,  insan olmaktan daha önemli hale geliyor.

Yazının başında sorduğum sorunun yanıtı da aslında tam burada karşımıza çıkıyor.

Kadınların kadın olması insan olmalarından daha önemliyken kadın haklarını bir kenara bırakıp insan haklarından konuşabilir miyiz?

Yanıt basit aslında : Kadınlarla erkekler eşit haklara sahip olduklarında  konuşabiliriz.